Hoşluklar | Ceride-i Mülkiye
Kategori arşivi Hoşluklar

Yüz dolar – Emin ERDEM

100dolar

Acındırmak için değil, durum onu gerektirdiği için bildireyim: Ben bir dükkancıyım. * Kim bilir kaçıncı defa, ‘Belli oldu bugün de siftahsız kapatacağız’ dediğimiz bir akşamın epey geç bir saatinde, önümüzde bir taksi durdu ve içinden, bize doğru yönelen bir kadın indi. Mateessüf, gören başka kadınların,‘Hay Rabbim, malzeme aynı malzeme, ama işçilikteki bu fark, senin büyüklüğüne, adaletine, [...]

Rakı içerken 100 yapılmaz!

raki

Rakı içerken 100 yapılmaz! 1. Sarhoş olunmaz. 2. Masada konuşulan masada kalır. Kayıt, not tutulmaz. 3. Fotoğraf çekilmez. Dışarıdan çekene kızılmaz. 4. Telefonla konuşulmaz. Çalarsa açılır, “Rakı içiyorum” denir, kapatılır. 5. GSM’le oynanmaz: Sofra iPhone, Blackberry tanımaz. 6. Muhabbet esnasında biçem, izlek, imgelem gibi kelimeler kullanılmaz. 7. Kadınlar ruju silip oturur: Rakı bardağında ruj izi [...]

Postacı Mevludun Yüzağartan Destansı Macerası – Emin ERDEM

POSTAL

Mevlut’un Posta Nazırı olarak düdüğünü öttürdüğü yer Elazığ’ın Baskil ilçesi. (Bilmemek olmaz, Atatürk zamanının yasayla ilçe yapılmış ilk yerleşim yeri.) 2000 nüfuslu yerde belki 10 kahvehane var. Seçkin tabaka Kopuk Avni’ninkini mesken tutuyordu. Seçkin olmayanlarınkini tahmin sizin hayal gücünüze kalmış! Milletin yapacak fazla işi olmadığından, -daha doğrusu çalışmaya pek gönül indirmediklerinden-, en büyük merakları yarenlik edecek bir kişi [...]

GIRGIR DİYOR Kİ

girgir

PENGUEN’den

pengo

Çocukluğumdan bir anı! – Ahmet ŞENSILAY

akrep

Ben ilkokula 1958 yılında, babamın görevli olduğu Siirt’te başladım. O yılların Siirt’inde çocukların hemen hiçbiri türkçe bilmezdi, bu nedenle çok ciddi iletişim sorunları yaşadım.

Mektup sahibini ayağına çağıran postacı – Emin ERDEM

post

Dilerim siz de çocukluğunuzu Elazığ’ın Baskil ilçesi gibi bir yerde yaşamış ve siz de bir postacı Mevlut Amca tanımışsınızdır. Değilse, aşağıdaki anlatı biraz da nelerden mahrum kaldığınızın öyküsüdür. Mevlut Amca, Kopuk Avni’nin kahvesinde etrafı velveleye veren seslerle kırtlama çay içerken, yoldan geçenlerin birini (mesela), ‘Sefer ağa gel hele’ diye ayağına çağırır,  gelen mektubu verirdi. Ola ki [...]

“Beyefendinin bir vali olduğunu anlamıştım” – Emin ERDEM

beyefendi

İstanbul.  07.01.2009  Çarşamba.  Saat  19,30 ve  sonrası… Bakırköy’den  kalkıp  ahaliyi  Beylikdüzü’ne  götürecek  belediye  otobüsüne  ara durakların birinden bindim.  Otobüs,  iyiden  iyiye  dolu.  Çoğu  kişi  gibi  ben  de  ayaktayım.  Fakat  bu  statüyü kabul  etmeyen  bir   bayan,  epey  yüksek bir  ses  tonuyla, -Böyle  de  gençlik  mi  olur?’ -Biz  böyle miydik  ya? -Terbiye  de  ölmüş  canım!   diye  üç  kategoride [...]

Küçükten büyüğe sıralanmayacaktık!

sifremiz

Benim abim yapmaz – Emin ERDEM

tesbih

İstanbul Sefaköydeki işimden, Bahçelievlerdeki evime gitmek üzere bindiğim minibüste,günün yorgunluğuyla artık ne düşünüyor idiysem, gelen bir tesbih şıkırtısıyla gayriihtiyari dönüp baktığımda, arka sağ çaprazımda bir beyin, Allah için söylemek lazımsa, hakkını vererek tesbih çektiğini gördüm. Bilirsiniz veya bilmeniz lazım, tesbih sesine hiç tahammül edemem. Tabii dönüp bakmışken, durumdan hiç memnun olmadığımı belirten bir yüz ifadesi [...]

Gel seni bir daha tartayım – Emin ERDEM

sark kahvesi

İstanbul Kapalıçarşı’da, tarihi bir  Şark Kahvesi;  onun da arkasında,  yemeklerinin lezzetiyle ünlü bir Havuzlu Lokanta vardır. İşte, belediye zabıtasına yakalanmamak üzere, bazan kahve, bazan lokantaya yakın bir yerde duran; kendisi birbuçuk, sürgülü baskülü iki metre boyunda bir tartıcı vardı. Terazisinin görünür bir yerindetartı 25 kuruş diye de tarife asmıştı. Hemen herkes tartılırdı da, adamımız yalnız gözüne kestirdiklerine (o da müşteri 50 [...]

İNSAN KALBİ İÇERDEN AÇILIR

insan kalbi

19. Yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi tasvir eden bir tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu. Hunt’ın “Kâinat ışığı”adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde bir fenerle bahçede duran filozof kılıklı biradam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu. Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt’a [...]

“Organizasyon müthişti”

temel

Temel’in bir gün parmağı kesilir ve aile hekimine gitmeye karar verir. İçeri girdiğinde iki kapı görür: yaralananlar ve hastalar. Parmağı kesildiği için yaralananlar bölümüne girer. Bu kapıdan da içeri girer ve tekrar karşısında iki kapı bulur: kanamalılar ve kanamasızlar. Parmağı kanamakta olduğundan kanamalılar kapısından içeri girer. Ve tekrar karşısında iki kapı bulur bu sefer de [...]

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes