Ara GÜLER… – Selçuk BALCI

 

Aşağıdaki yazımı Annem Makbule BALCI’ya adıyorum..

          Kafe Ara,  Galatasaray’da, Mülkiyeliler Birliği restoran ve kafesi ortamına benzeyen bir yer. Öyle ki, sanatçılar , sinema ve tiyatro oyuncuları (Ankara Mülkiyeliler Birliğinin pek bilinen arka bahçesinde bir zamanlar AST oyuncuları: Savaş Yurttaşlar söz gelimi-toprağı bol olsun-  gelip ; masa etrafında türlü türlü konuşmalara dalıp giderlerdi..) Kafe Ara’da eminim güzelliğin üstlerinde tıpkı Mülkiyeliler Birliğinde olduğu gibi laflıyorlar.

          Buraya 2007 yılında ilk gidişimde bana  sıcaklığını, sanatın (fotograf sanatının özellikle) varlığını ve duruşunu  hissettirmişti ve gülümsemeyle karşılamıştım ben de..Şimdilerde gene İstanbul’dayım. Karlı yollarda , Kazancı yokuşunda yürürken 1 mayıs istanbulunu düşündüm; bağrışları, ölümleri, acıları . sonsuz yitirilişleri aklıma getirdim. Taksim meydanından İstiklale doğru (şemsiyemin cesurca şovalye Don Kişot ‘un fırtınaya , yağmura karşı direnişine benzer direnişleri altında ) yöneldim.. Bu yönelişimdeki amacım : Galatasaray’a kadar  uzanıp Kafe Ara’da  akşam üstü iş yorgunluğumu bir kahve ile biraz olsun azaltabilmekdi. Düşünmek, bir şeyler okumak(yanımda taşıdığım didaktik şiir : Evrenin Kuramı kitabına , Nazım’ın 1935 ‘li yıllardaki Adam sanat’dan çıkan yazılarının yer aldığı kitabına  biraz bakabilmekti  işte biricik düşüncem .Bbuğulu bir havası vardı Ara’nın Kafesinde , girdiğimde.. İçerde, oturan insanlar elleriyle , yüzleriyle , gözleriyle anı paylaşıyorlardı..Konuşan, bir birini anlayan anlamaya çalışan , belki düşlerden gelen giden dokunaklı seslenişleri  duyan insanların oluşturduğu bir kalabalıktı.. kalabalığın buğusundan seçebildiğim kişi uzaktan bir görüşle  hemen tanıdığım kişi: Ara Güler’di.. O bam başka bir fotograftı aslında o anda görebildiğim fark edebildiğim..Gerçek, derinliği olan ; su başlarında söylenen türküler kadar yumuşak sanata uzanan istanbul fotografları yaratıcısı  Ara Güler..O’na bir merhaba demem ve  kendimi Onun masasında bulmam     birden bire oldu.. Gök yüzü birden bire oldu , mavilikler , ipliklerden yükselen el işi emekler birden bire .. Kırk yıldır , ayda bir kaç kez masa etrafında sohbetlerin yenilenişi gibi , yabancı olmayan , tanıdık bir sıcaklıkla sohbet başladı..Ara Güler’in söyleyiş tarzının güzelliğini , Onun kelimelerinin inci gibi coşkulu sıralanışını -büyük , ustaca, doğallıkla-   , sesinin tatlı ,ılık bir rüzgarda uçuşunu -o an- görebilmek aslında süzülüp gelen bir ışık tanesi gibiydi; sürekli gelen ışık taneleri..Ara Güler’le ilk önce Kars üzerine (kent ikimize de yabancı değildi)  konuştuk. Neler konuştuk ?    DDağılıp gitmeden konu ; Kars’da kaybolan kültürü, bozulan toprağı, sinema festivallerinin bitirilişini, kopup giden her şeyi -sürmesi istenen şeyler-biraz olsun hemencecik anlatmaya başladım..Kars’a Orhan pamuk ile bir defasında tam gidecekken son anda gidemediğini ancak, çoğu kez Kars’a gittiğini , hiç de yabancı olmadığını anlattı o güzel dinlemekten zevk duyulan sesiyle, diliyle, sözleriyle.. Onda bir bayram sevinci vardır O’nu görün, anlayın..Fotograf sonsuz akışıyla ve değeriyle karşımda duruyordu.. Zaman zaman konuşmamızın ilerleyen bölümlerinde; ülke politik düzeyini, politiği,  politikacıların pozisyonuna , politikacılara bir türlü akıl erdirilemeyişlere ilişkin olarak da konuştu , ben de konuştum.. Kılıçdaroğlu ve CHP üzerinde durulmadan edilemeyecek konulardı doğrusu..Kılıçdaroğlu’nun , SSK Genel Müğdürlüğü döneminde  sanata, anadolu türkülere verdiği önemin tanığı olduğumdan anlattım  bunu..Daha çok   , Kars ‘daki fotografı da kendine çeken , fotograf sanatının etkileyen mimari yapı, şehrin kendine özgü sanatsal kaygılar da taşıyan havasıdır anlatılan ve konuşulan..Ayrıca bu kentin etkilediği, çocukların , gençlerin öğrenmeye açlıkları ve isteklerini  gören zamanın (12 Eylül sonrası Kars’a gelmek zorunda kalan)  öğretmenlerini de anlattım coşkuyla.. Fizik ve matematik ve edebiyat(Türkçe) ve tarih ve sosyoloji ve coğrafya branşlarında hepsinin yüreklerinin devleştiğini gördüğümüz; akıl ve ilimin ışığıyla bizim kentimize , bize gelen yiğit erdemli cesur öğretmenlerimizi (Ekrem Sancak’ı, İsmail Dönmez’i, Aydın Aşkın’ı , soyadını anımsamadığım Nuray Öğretmenimizi ) anlattım Ara Güler’e..O, dinlerken anlattıklarımı bir fotograf karesi gibi bakıyordu bana..Yüzü yorgun ama inatçı, bakışları coşkulu , devrim dolu elleriyle bir İstanbul fotografları sergisinde olduğumu hissettiriyordu bana sanki.. Onun fotograflarını söyledim O’na..  Ezberimde aklımda kalanları..uzun seyre dalışlardan kalan zamanlarda düşlere giren İstanbul fotograflarından bahsettim..Ara Güler’in yaratımı fotograflar..   Dünyayı resmetmiş , gezmiş :”  on beş kez Hindistan’a gittim be” diyor..Her bin gözünde,  dünyanın fotografı var; bunu gördüm sanki..Şaşırarak, heyecan ve coşku duyumsayarak gördüm hem de..Bangladeş sokaklarında bir çocuk , Hindistan’da havaya kaldırılan eller, yüz bin göz buluta bakan , İspanya’da, İtalya’da Salvador Dali’nin tutkulu şiir ırmağının fotografları ı onun ellerinde kayıp giden bir yıldız kümeleri gibi..İlahi Komedya  şiir denizinin resimleri, gala ile akşam yemeği, düzenbazların, yalancıların, iftiracıların, iki yüzlülerin Araf’dan(cennet ile Cehennem arasındaki yer) sonra cehennemde sorgulanışları , cezalandırılmaları işte bunları da Dali’nin resimlerindeki fotografik yansımalar olarak konuştuk ..Dali’nin fotografını çekerken    O,Ara Güler,  İlahi Komedya’nın fotografları gibi bakıyordu ..Ara Güler’in sesini biliriz hepimiz, yabancı değil üstelik dostça , arkadaşça ..Gençler , neden kendilerini yaşama , onları bekleyen yaşama hiç de duyarlı  değiller oysa..Onları bekleyen geleceğin bir türlü gelmeyeceğini -bu gidişle- anlamak istemiyorlar..Kitap okumazlar, değilmi ki, bir düşünür söz gelimi Diderot, bir sinema  sanatçısı : C.Chapline ,iki politikacı : Mehmet Ali Aybar , Behice Boran .   başka birer yaşam ustaları hakkında araştırma yapmazlar ve öğrenmezler zor yıllarla geçen yaşamlarını  gençler..Bu gençler, fotograflara bakıp bakıp dalıp gitsinler , başlarını alamasınlar yaşamdan ..Ara Güler , sohbetin ilerisinde gülümseyen yüzünü hiç eksik etmedi..”Elli yıldır Taksimde’yim” diyor..Buradan dünyaya bakabilmek ve uzayıp giden fotograflarla insanlara gösterebilmek dünyayı O’nun(Ara Güler’in) en güzel işi..Moskova’yı, Barselona’yı, Peking’i,   İstanbul’u, Mardin’, Kars’ı i, Bombay’ı ; önce görüyor Ara Güler sonra bize ay gibi yansıtıyor emek işi , emek yaratımı fotograflarıyla..Bizler Moskovalı, Barselonalı, Karslı , İstanbullu , Pekinli oluyoruz ; dünya insanına  giderek barışı , özgürlüğü isteyen, düşünen birer dünya insanlarına  dönüşüyoruz bu fotograflarla..Adana altın koza film festivalini büyük bir sevinçle izlediğimi, Nuri Bilge’nin ” Bir Zamanlar Anadolu’da ” filmini nasıl heyecanla izlediğimi anlattım..bana : ” başkasına demem (başkası için demem) ama Nuri bilge iyi çocuktur ! dedi..Nuri Bilge’nin eşi ya da kardeşinin de fotografçı olduğunu söyledi..
         Derken ayrıldım yanından Ara Güler’in .. Sıcaklığını hissettim ellerinin..Bir fotograftı elleri Ara Gülerin..Görüşmek üzere hoşçakalın dedim O da hoşçakal dedi gülümseyerek..
        Selçuk BALCI/Fındıklı-İST/08.02.2012

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=19155

Editör - 9 Şub 2012. Kategori Bizim Meydan, Fotoğraf, Kültür-Sanat, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes