Genel Kurul’a doğru – Sorular ve Yanıtlar – İhsan Feyzibeyoğlu | Ceride-i Mülkiye

Genel Kurul’a doğru – Sorular ve Yanıtlar – İhsan Feyzibeyoğlu

 

Değerli Mülkiyeliler,

Genel Kurula katılacak başkan adaylarına yönelttiğimiz sorular üzerine, Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı ve Birlikte Yönetelim Grubu başkan adayı İhsan Feyzibeyoğlu’nun yanıtlarını aşağıda yayınlıyoruz :

Soruları tekrar hatırlatalım :

1) Mevcut davaları nasıl çözeceksiniz ? Bu konuda seçildiğiniz takdirde davaların her iki tarafını da davaları geri çekmeye ikna edebilecek misiniz? Bu konudaki düşünce ve yönteminiz nedir ? Mülkiyeliler Birliği – Mülkiyeliler Vakfı arasındaki ilişki nasıl olmalıdır? ( 12 Mart sonrası yapılan düzenlemenin gerekçesi ve bugünkü durum ışığında ) Bugünkü kilitlenmenin sebebi sizce nedir ve bu kilitlenmeyi nasıl aşabilirsiniz? ( Daha önce davalar geri çekilebilir demiştiniz, seçildiğiniz takdirde Erdal Eren’in belirttiği gibi, “Mülkiyeliler birliğini zarara uğratmayan tüm davalardan, Birliğin ve vakfın tek taraflı feragat etmesi”ni siz de düşünür müsünüz?

2) Mülkiyeliler Vakfı – Kazan A.Ş arasındaki ilişki nasıl olmalıdır ? Bugünkü durum ve Şirket Genel Kurulu’nun yapılamamış olması ve sonuç olarak gelinen kilitlenmenin sebebi sizce nedir ? Bu kilitlenmeyi seçildiğiniz takdirde nasıl aşmayı düşünüyorsunuz?

3) Mülkiyelilerin bir araya gelebileceği sağlıklı bir mekan oluşturmak için mevcut binamız ve otelle ilgili ne gibi projeleriniz vardır? Koruma Kurulu Kararı ve Yap-işlet Devret kararı çerçevesinde cevap verir misiniz?

——————————————————————————————–

Merhaba,

Bana yönelttiğiniz sorularla ilgili olarak mümkün olduğunca kısa açıklamalar yapmaya ve seçimlere ilişkin görüşlerimi özetlemeye çalışacağım.

Önce içtenlikle ifade etmek isterim ki Ceride-i Mülkiye’nin topluluğumuzda çok önemli bir işlevi olduğuna inanıyorum. Bu nedenle yayınlanmaya başlandığı andan itibaren web sayfamızın ‘linkler’ menüsünde Mülkiye başlığı altındaki 3 linkten biri olarak Ceride-i Mülkiye’nin bağlantısına yer verdim. (Diğerleri fakültemizin ve dergimizin web adresleridir.)

Benim uzunca süredir bir endişem var. 152 yıl boyunca yurtsever aydınlar yetiştiren Mülkiye’nin topluma dönük yüzü olan Mülkiyeliler Birliği bir makasın iki keskin tarafı arasına alınmak isteniyor.

Bunlardan biri Mülkiyelilerin ve tüm yurtsever aydınların buluştukları mekânların, Konur Sokaktaki binalarımızın yıkılması ve Mülkiyenin mekânsız bırakılması, diğeri ise Mülkiye mezunları arasında bir ayrışma yaratılması çabasıdır.

Birinci hedefe ulaşılmasını biz önledik, en azından geciktirdik.

Ama ikinci hedef için bazı kişiler ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar.

Mülkiyeye sahip çıkan üyelerimizin desteğiyle Mülkiyeliler Birliği tarihinin en yüksek oyunu alarak seçimleri kazandıktan sonra, geçtiğimiz iki yıl boyunca özveriyle, bıkmadan, yorulmadan ve hiç bir karşılık beklemeden Mülkiyenin tüm değerlerinin korunmasının mücadelesini verdik.

Hem değerlerimize sahip çıktık, hem de zamanımızın çok önemli bir kısmını hukuki konulara ayırmak zorunda bırakıldığımız halde Mülkiyeliler Birliği tarihinin en sık etkinlik düzenleyen, öğrencilerine verilen burs ve sosyal yardımı artıran  yönetimlerinden biri olduk.

Buna karşılık ben ve arkadaşlarım hayatımızın hiç bır döneminde hiç bir yerde yaşamadığımız çirkin davranışlar, hakaretler ve  saygısızlıklarla karşılaştık.

Vakıf ve Derneğin kanuni defterleri ile demirbaşlarını korumak için kilitli dolap ve kamera sistemi kullanmak zorunda kaldık.

Kavga ortamı olarak isimlendirilen bu durumun nedeni dernek genel kurul iradesinin yok sayılmak istenmesidir.

2010 Temmuz ayında yayımlanan Başkanlar Bildirisinde açıklıkla belirtildiği üzere, Mülkiye topluluğunun iradesini yansıtan tek organ; bini aşkın üyenin kararıyla toplanan Mülkiyeliler Birliği Derneği Genel Kurulu’dur.  66 yıllık tarihimiz boyunca Dernek genel kurullarında seçilen yöneticilerle önceki yöneticiler uyum içinde çalışmışlar, birbirleriyle çalışamayacak derecede zıt görüşlere sahip eski yöneticiler varsa, onlar da istifa ederek genel kurul iradesine saygı göstermişler ve hiçbir şekilde yeni seçilen yöneticilerin çalışmalarını engellemek için uğraşmamışlardır.

Bu bildiri dernek-vakıf-şirket ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Buna karşılık Yüksek Danışma Kurulunun 22 Mayıs 2010 tarihli toplantısında Ali Çolak ve B. Haluk Yavuz aşağıdaki açıklamaları yaparak genel kurul iradesine uymayacaklarını ilan etmeye çekinmemişlerdir:

Ali Çolak: Geçen haftaki, geçen hafta diyorum, sanki sürekli toplanıyormuş gibi Danışma Kurulu, bir önceki toplantıda tutanaklar iyi okunduğu zaman benim kurduğum cümleler şunlardır. Burada Hasan Yaman’ın seçilmemesi gerekirHasan Yaman’ın seçilmesi Vakfı kilitlenmeye götürür. Ben bu uyarıyı yaptım. Çok açık. Tutanaklarda da mevcuttur. Birlikte yönetelim diyorsanız bundan da hepimizi kast ediyorsanız buyurun birlikte yönetelim ve seçmeyin bu üyeyi. Aksi takdirde bu kilitlenme olur diye bir önceki toplantıda uyardım. Bir saniye, buna rağmen bir üye seçimi söz konusu oldu. Ben diyorum ki bu kilitlenmeye yol açan bu üye seçimidir. Bu üye seçimi iptal edilir Vakıf yoluna devam eder. Teşekkürler.’

Haluk Yavuz: ‘Mülkiyeliler tartışır ama kavga etmez diye bildirgesinde var Sayın başkanın. Biz tartışırız ama kavga etmeyiz. Sonuca ulaşacağız. Ama başkana ve Yönetim Kuruluna …iş yapma…önünüze koyun (çok süratli konuştuğu için son cümle net anlaşılamadı-b.ç.) Vakıf alanına müdahale etmeyin. Ondan sonra buyurun başkanlığı da yapın. Buyurun istediğiniz gibi yönetin. Bütün desteği sonuna kadar veriyorum.’

2004 yılından itibaren Derneği ve Vakfı ciddi bir muhalefetle karşılaşmaksızın dikensiz gül bahçesi olarak yöneten bu kişiler, 21 Mart 2010 tarihinde seçilen yeni yönetimi iş yapamaz hale getirmek, başarısız ve beceriksiz göstermek, istifaya zorlamak, çalışanlarımıza, bursiyer öğrencilerimize ve üçüncü kişilere olan yükümlülüklerimizin yerine getirilmesini önlemek amacıyla bütün ahlak ve hukuk kurallarını hiçe sayarak ellerinden gelen her türlü engellemeyi yapmışlardır.

Bu çerçevede Dernek ve Vakıf tüzel kişilikleri ile yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri aleyhine son derece yersiz ve asılsız iddialarla 14 adet suç duyurusunda bulunulmuştur. Bununla da yetinilmeyerek iki korsan web sayfasında Mülkiyeliler Birliğinin ve yöneticilerinin itibarına zarar verecek yalan yanlış bilgiler, hakaretler ve dayanaksız iddialar yayınlanmıştır.

Eski yönetimin bazı mensupları, banka hesaplarının bloke edilmesi, Derneğin malvarlığımız üzerindeki haklarından mahrum bırakılması amacıyla vakıf senedinde değişiklik yapılması  ve Kazan A.Ş. genel kurulunun engellenmesi için çeşitli yöntemlere başvurmuşlardır. (Derneğin malvarlığı üzerindeki haklarından mahrum bırakılması amacıyla vakıf senedinde değişiklik yapılması teşebbüsüne katılan bir kişi bu seçimlerde dernek genel başkanlığına aday olmuştur.)

Yukarıda açıklanan nedenlerle, Mülkiyeliler Birliğinin çıkarlarını ve yöneticilerinin kişilik haklarını korumak amacıyla, 15 adet suç duyurusu yapmak, 2 adet kira tespit davası açmak, 3 davaya müdahil olarak katılmak, 2 davayı müracaata bıraktırmak, 1 dava için feragat dilekçesi vermek gerekmiştir. Mülkiyeliler Birliği’nin 2010 yılından önce taraf olduğu davaların takibine de devam edilmiş olup bunların sayısı 15’tir.

Bugün itibariyle derdest dava ve takibi gereken suç duyurusu sayısı 32’dir.

Mülkiyeliler Birliği’nin hukuk dosyaları hakkında özet bilgiler, web sayfamızda yayımlanmakta ve  düzenli olarak güncellenmektedir. İlgilenen üyelerimiz aşağıdaki linki ziyaret edebilirler.

http://www.mulkiye.org.tr/?x=4&id=302

Bu özet bilgilerden de anlaşılacağı üzere hukuk yollarına başvurulmasının nedeni önceki yönetim mensupları tarafından yaratılan sorunlardır.

Buna karşılık seçimler için adaylıklarını ilan eden gruplar tarafından yapılan duyurularda, söz birliği edilmişcesine, kavga ortamını sona erdirmek amacıyla yönetime talip olunduğu, bu ortamın yaratılmasında mevcut yönetimin de sorumluluğunun bulunduğu, çözüm olarak davalardan vaz geçilmesi için çaba gösterileceği, hatta davalardan vaz geçmeyi kabul etmeyenlerin üyelikten çıkarılabileceği gibi görüşlere yer verilmiştir.

Davalar kavga ortamı olarak nitelendirilen olumsuz durumun nedeni değil sonucudur.

Hukuk dosyalarıyla ilgili özet bilgilere göz atıldığında apaçık görülecektir ki davalardan vaz geçilmesi Mülkiyeliler Birliğinin bazı hak ve alacaklarından da vazgeçilmesi anlamına gelecektir.

Gönderdiğiniz metinde yer alan ‘..Mülkiyeliler birliğini zarara uğratmayan tüm davalardan, Birliğin ve vakfın tek taraflı feragat etmesi…‘ şeklindeki ifadeye bir anlam vermek çok zordur. Her gerçek ve tüzel kişi gibi Dernek ve Vakıf da davacısı olmadıkları davalardan feragat edemezler.

Kirada bulunan bir iş yerimizin aylık kirası 8,500 TL.dır. Yaptırdığımız değerlemede rayiç kira bedeli 22.000.-TL. olarak belirlenmiştir. Benzer şekilde kirada bulunan diğer bir iş yerinin aylık kirası 4,000 TL., yaptırdığımız değerlemeye göre rayiç kira bedeli 7.000.-TL.dır.

Kiracılar sözlü ve yazılı taleplerimize rağmen kira bedelini arttırmadıkları için dava açılması gerekmiştir.

Bu davalardan niçin vazgeçilmek isteniyor? Bir genel başkan adayını destekleyebilecekleri de dikkate alınarak bu konularda açıklama yaparken daha dikkatli olunması gerekmez mi?

Davaların büyük bir kısmı Kazan AŞ Genel kurulu ile ilgilidir. Genel kurulun yaptırılması için tüm hukuki yollara başvurulmuş ancak bugüne kadar olumlu sonuç alınamamıştır. En son 3 Nisan 2010 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı denetçiler katılmadıkları için  sonuçlanmamıştır. Bu toplantıda yaşadıklarımız kavga ortamının sorumlularının kimler olduklarını açıkça göstermiştir. Bknz:

http://www.mulkiye.org.tr/filesandimages/file/HUKUK/RKETMZN%20GENEL%20KURUL%20TRAJEDS.pdf

TTK’nun azınlık ortaklara özgü 367. maddesinden hareketle çağrı yetkisi almak için mahkemeye yaptığımız başvuru 11 ay sonra 28 Şubat 2012 günü sonuçlanmıştır. Bu tarihten bir gün önce şirket yönetimini ellerinde bulunduranlar, yargıcı çağrı yetki vermesine gerek olmadığına inandırmak amacıyla 8 Nisan 2012 tarihinde genel kurul yapılacağını ilan etmişlerdir. Bunun iyiniyetli bir davranış olup olmadığı 15 gün sonra ortaya çıkacaktır.

Çağrı yetkisinin kullanılması kararın kesinleşmesine, bu sürecin uzunluğu adli sistemin çalışma hızına bağlıdır.

Eski yönetim mensupları bizim şirket yönetimini devralmak istemediğimize dair gülünç yalanlar uydurmaktadırlar. Bu yalanlardan birine verilen cevabı aşağıdaki adreste bulabilirsiniz.

http://mulkiyeyibirlikteyonetelimgrubu.blogspot.com/2012/02/kazan-asnde-yonetim-degisikligi.html

Şirket yönetimini ele geçirenler iki yıla yakın süreyle Mülkiyeli isimli Facebook sayfasında MB genel başkanına ve arkadaşlarına çok ağır hakaretlerde bulunmuşlardır. Haklarında suç duyurusu yapmamız üzerine bu hakaret, tehdit ve iftiralara ara vermişlerdir. Davadan vazgeçilmesinin istenilmesi bu saldırıların devamını istemekle eş anlamlıdır.

Bu hakaretler bana değil MB Genel Başkanına yapılmıştır. Hiç kimsenin bunu hoş görmeye, davadan vazgeçmeye hakkı yoktur.

Başta bu konudaki davalardan vazgeçilmesini önerenler olmak üzere herkesi bundan böyle  MB Genel Başkanı olacak kişilerin yanında yer almaya çağırıyorum. (Bu davalardan biri sonuçlanmış, tahsil edilen 3.000.- TL. tazminat Mülkiye Burs Fonu’na bağışlanmıştır.)

İki yıl boyunca MB yönetimini kilitlemek için ellerinden geleni yapanlar, Ankara Sosyal Tesislerimizi işgal edenler, şirketimizi gaspedenler, şirketimizi bir adi şireketmiş gibi yönetenler, şirketimizin faaliyet sonuçlarıyla ilgili hiçbir açıklama yapmayanlar ve hepsinden vahimi hazırladıkları yap işletelim projesiyle malvarlığımıız ele geçirmeye  kalkışanlar bugün neredeler?

Onlar yine karşınızdalar. Onlar yine yönetmek için sizden yetki istiyorlar. Seçim çalışmalarında her yerde kulis yaptılar. Vaadlerde bulundular. MB’ nin kesesinden, sizin kesenizden daire alacaklar, burs verecekler, yardımda bulunacaklar. Neyin karşılığında? Adaylarına oy verilmesi karşılığında.

Niçin yönetime gelmeyi bu kadar çok istiyorlar? Bu sorunun cevabını bulmadan varolan sorunları doğru teşhis etmek mümkün değildir.

Konulara vakıf olan, kişilerle ilgili öznel değerlendirmeler yapmaktan kaçınan, ön yargısız kişilerin Mülkiyeliler Birliğini iyi yönetebileceklerine, bizleri iyi temsil edebileceklerine inanıyorum.

Hiç birimizin elinde sihirli değnek yok. Hiç birimiz mucize vaad etmiyoruz.

Herkesin bir kapasitesi var. Bunun dışa vurumu özgeçmişlerimizdir. Şimdiye kadar hangi kurumlarda çalıştığımızı, neler yaptığımızı, hangi sorumlulukları üstlendiğimizi, hangi görevlerin üstesinden geldiğimizi özgeçmişlerimizden görebilirsiniz.

Benim ve arkadaşlarımın özgeçmişlerimiz kadar önemli bir referansımız var: Son iki yılda başardıklarımız. Biz yuvarlanmakta olan kayayı tuttuk. Bir dönem daha görev yaparsak eski yerinden de yukarı taşıyacağız.

Aslolan hayattır. Söylediklerimiz değil davranışlarımızdır asıl önemli olan. Düşündüklerimiz değil yaptıklarımızdır. Nasıl göründüğümüz değil, ne olduğumuzdur.

Kişinin kimliğini söylem değil eylem belirler. Ne söylediğine değil ne yaptığına bakmak gerekir.

Saydam yönetim isteyenler bunu önce kendi yaşamlarında ilke edinmelidirler. Emekten yana tavır alanlar işçiden yana da tavır almalıdırlar. Biz hiçbir zaman hiçbir yerde, çalışanların, işçilerin karşısında olmadık. İşçilerimizi işten atmadık, atmaya kalkışmadık.

Bu seçimlerde yönetime talip olan adayları Mülkiye için emek vermek, çalışmak, özveride bulunmak istedikleri için kutluyorum. Bu seçimin sonucu ne olursa olsun ben ve arkadaşlarım MB’nin gündemindeki konularla ilgilenmeye devam edeceğiz.

Pazar günü bir öğrenci derneği seçimi için toplanmayacağız. 27.427 Mülkiye mezunu adına, yaşayan binlerce Mülkiyelinin güçlü bir aidiyet duygusuyla bağlı olduğu MB’ni 2 yıl süreyle yönetecek kişileri seçmek için toplanacağız. Bunu gözönünde bulunduralım.

Bugün itibariyle hepimizin önde gelen görevi Mülkiyenin bütünlüğüne ve tüm değerlerine sahip çıkmaktır. Bunun için siyaset mensubiyetini değil Mülkiye aidiyetini esas alalım. MB kapılarını herkese açık tutalım.

Laik, demokratik, sosyal hukuk devletimizin düşünsel ve siyasi temeli olan  cumhuriyeti, demokrasiyi, ulusal egemenliği, söz ve düşünce özgürlüğünü, insan haklarını ve  hukukun üstünlüğünü ne pahasına olursa olsun savunalım.

Saygılarımla,

                                          İhsan Feyzibeyoğlu

(Konu çok uzadığı için binalarla ilgili görüşlerimizi ayrıca açıklayacağım. Ancak bu aşamada şunu belirtebilirim: Biz 2 yıl önce ne düşünüyorsak bugün de onu düşünüyoruz. Diğer adayların da yaptıkları duyularda bizim düşüncelerimize benzerlikler olduğunu görüyoruz.)

 

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=22179

Editör - 23 Mar 2012. Kategori Duyurular, Forum, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

2 yorum - “Genel Kurul’a doğru – Sorular ve Yanıtlar – İhsan Feyzibeyoğlu”

  1. Şinasi ERTEKİN

    Değerli Başkanım,
    Mülkiye’li olmadığım halde ‘BAŞKANIM’ deme ihtiyacını duydum.Her şeyin en iyisini yapacağına olan inancım,layık olduğuna olan inancım, senin ve arkadaşlarının göreve devam etmesinden yana.Seçimleri dışarıdan da olsa takip için toplantıya gelecektim.Ancak ağır bir bel sıkıntısı çektiğimdem,evimden takip edeceğim.Ailece gönülden başarı dileklerimizi sunuyoruz.Sygı ve sevgilerimle.Ş.ERTEKİN
    NOT: MECLİS-İ MEŞKİN herbir üyesinin de başarı dileklerini sunmak
    istiyorum.

  2. Muzaffer

    Doç.Dr.Sevilay Çelenk 552
    Ülkü Ekren 374
    İhsan Fevzibeyoğlu:329
    Erdal Eren 184
    Nejat Kkumbasar 37
    Seçim Sonuçlarına göre Mülkiye camiası İradesini ortaya koymuştur.Sayın Doç.Dr.Sevilay Çelenk üstada Başarılar Dilerim.

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes