Alkışlanan bir şampiyon | Ceride-i Mülkiye

Alkışlanan bir şampiyon

Banu Yelkovan – RADİKAL

Fatih Terim 1 Temmuz’da, üçüncü kez Galatasaray’ın başına geldiğinde, “Yenilsek de alkışlanan bir takım yaratmak istiyoruz” demişti. Sezonun hikâyesi bu cümlede yatıyor. Aslan hem alkışlandı hem de şampiyon oldu.

Aslan, 7 Aralık 2011 de ezeli rakibi Fenerbahçe yi 3-1 le geçerken 59 hafta liderlik koltuğuna oturuyordu. Maçta, devre arası Olympiakos a kiralanan Colin Kazım da forma giymişti. FOTOĞRAF: SERKAN OCAK

Ligin ilk haftasında İBB’ye 2-0 yenildiğinde bunun tüm sezon boyunca alacağı dört yenilgiden biri olduğunu henüz bilmiyorduGalatasaray . Bu maç ilk 11’deki yeni isimlere rağmen, hem oyun hem sonuç hem moral olarak sezonun ilk maçından ziyade önceki sezonun devamı, alınan 16 mağlubiyetin 17.si gibiydi. 24 Ağustos’ta Real Madrid’le oynanan umut verici hazırlık maçı çoktan unutulmuştu. Sezonun ilk maçı umutsuzluğa kapılmak için biraz erkendi belki ama birçoğu için yeni ve tecrübesiz bir başkan, baştan aşağı yenilenen bir kadro ve yeni bir teknik direktör üçlemesi hiç de umut verici gözükmüyordu.
Fatih Terim yardımcıları olarak efsane kadrodan öğrencileri Hasan Şaş-Ümit Davala-Taffarel’i seçmişti. Florya’da sabah 08.30-09.00 gibi başlayan ve bitiş zamanı belli olmayan yeni mesai saatleri devreye girmişti. Fatih Terim için ofisinin camından baktığında gözüne hoş görünmeyen rengârenk ve eskimiş sponsor tabelalarının değişmesi de, futbol okulunun eskimiş suni çimlerinin yenilenmesi de, altyapı binasının düzenlenmesi de kendi işi kapsamındaydı. Kıstas belliydi; saha içinde ve dışında Galatasaray ’a layık olmadığını düşündüğü her şey değişecekti.

Muslera’nın elleri küçük yeteneği büyüktü! 
İlk haftalar, neredeyse tamamı değişen bir kadrodan öncelikle bir 11 çıkarma dönemiydi. Fatih Hoca, sezonun ilk ‘Hakemler hakkında konuşmayacağı’ beyanatını 3. hafta oynanan ve Muslera’nın kırmızı kart gördüğü K.Karabükspor maçında verdi. O dönemler, Muslera’nın en çok tartışıldığı, ellerinin küçük, vücudunun ince, saçlarının kirpi bulunduğu dönemlerdi. Karta rağmen pozisyonda haklı bulduğu için ona sahip çıkarken, yerine giren Ufuk’un hatalı pozisyonu konusundaysa “Forma şansı gelen, bu şansı kullanacak. Burada olmak isteyen on binlerce genç var” diyerek basına değil, takıma mesaj verecekti. Bu güvene rağmen Muslera’nın kova kaleciden altın eldivene giden yolunun başlamasına daha vardı: 10. hafta oynanan ve 0-0 biten MİY maçında kurtardığı penaltı sonrası yılın kalecisi ödülüne uzanacak bir çıkış yakalayacaktı.
İlk 6 haftada anlam yüklenecek özel bir maç arıyorsak o maç Bursa maçı olmalı. Galatasaray ’ın 80. dakikada yediği beraberlik golüne razı olmayıp, 82. dakikada galibiyet golünü attığı, başka bir deyişle takımın ‘reaksiyon gösterdiği’ ilk maç olarak geçti kayıtlara. Galatasaray ’ın son üç sezondur kendi üstündeki rakiplerini pek yenemediği ve yine son üç sezondur Bursaspor’a deplasmanda galibiyeti olmadığını hatırlayanlar için bu maç özellikle önemliydi.
Ama ilk yarının asıl kırılma maçı kuşkusuz Gaziantepsor maçı olacaktı. Galatasaray ’ın kendi evinde 4-2 kaybettiği, 9 kişiyle tamamladığı bu maç, ülke ‘normalinde’ büyük olayların çıkmasına vesile teşkil edebilecek kategorideyken maç sonunda Galatasaraylı oyuncular alkışlarla tribünlere çağrıldılar. Fatih Terim
1 Temmuz’da göreve geldiğinde “Yenilsek de alkışlanan bir takım yaratmak istiyoruz” demişti. Bu öngörüsü 8. haftada gerçekleşmiş oldu. İşin ilginci sonraki 32 maçın 30’unda bir daha yenilgi yüzü görmeyeceklerdi.
Kayserispor maçı da Eboue’nin ilk defa sağ bekte oynadığı maçtı. Oyuncu Galatasaray dergisine verdiği röportajda hocayla özel olarak konuşup, bu şansı istediğini anlatacaktı sonradan. Aynı maçta ilk 8 hafta hiç oynamayan Semih Kaya da kendini bir anda stoperin göbeğinde bulacak ve formayı bir daha kaptırmayacaktı.
İlginçtir, Galatasaray kendi evinde ikinci kez 9 kişi kaldığı bir maçı da 9 maçlık bir galibiyet serisine çevirdi. Maç sonu Elmander ve Engin Baytar’ın kırmızı kartlarını değerlendiren Fatih Terim, “Engin sorumsuz, kart gördü diyorsunuz ama Elmander de sorunu olmayan bir oyuncu, o da kart gördü. Onu ne yapacağız? Üstelik hakem iki pozisyonda da haklı” diyerek hem oyuncularına hem de hakeme sahip çıktı.

Derbi kaybetmedi 
Gençler maçının sıkışık oyun ve skorundan da kendi hikâyesini yazarak çıkan oyuncu Emre Çolak oldu. Peş peşe 3. sezon Ankara’da gole katkı yapan Emre, ertesi hafta Fenerbahçe derbisinde ilk defa 11’de sahadaydı. Galatasaray ilk yarının belki de en güzel oyununu Fenerbahçe karşısında oynadı ve kâğıt üzerindeki en zor maçını 3-1 kazandı. Trabzon’u da 3 golle geçen Aslan devre arasına derbi kaybetmeyen takım olarak girdi.

Fatih Terim’in ‘üç’ atlısı
Süper Lig’de 2011-2012 sezonunu şampiyon tamamlayanGalatasaray ’da teknik direktör Fatih Terim’in gözdesi Selçuk İnan oldu. Trabzonspor’da başarılı bir performansla tamamladığı geçen sezonun ardından, Sarı-Kırmızılılara transfer olan tecrübeli oyuncu, takımının elde ettiği şampiyonluğa büyük katkı sağladı. Aslan’ın ligde bu sezon sahaya çıktığı 40 maçın 39’unda forma giyen ve bu maçların tamamına ilk 11’de başlayan Selçuk İnan, toplam 3 bin 483 dakika süre alarak takımının en fazla sahada kalan ismi oldu. Teknik direktör Fatih Terim ’in bu sezon en fazla tercih ettiği üç oyuncu, Selçuk İnan’la birlikte Uruguaylı file bekçisi Fernando Muslera ve Çek savunma oyuncusu Tomas Ujfalusi oldu. Bu üç oyuncu da 39’ar lig maçında sahaya çıkarken, Selçuk İnan’ı, 3 bin 434 dakika ile Muslera ve 3 bin 428 dakikayla Ujfalusi takip etti.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=24515

Editör - 17 May 2012. Kategori Haberler, Manşet, Spor. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes