Ekonomi ‘Gerçekten’ İyi Değil

Son günlerde ekonomik göstergeler adına önemli veriler açıklandı. Bu verilerle birlikte çoktandır yazmak istediğim ekonomik gerçekleri anlatmanın tam zamanı.

İşsizlik bildiğimiz gibi; %10′dan aşağı inemiyor.  Özellikle gençlerde işsizlik artmaya devam ediyor.  Her 5 gençten 1′i işsiz. Zaten işsizliğin azalmasını beklersek kendimizi kandırmış oluruz. İş gücüne dahil olan, olacak, milyonlarca genç varken bu gençlere istihdam sağlayacak şirketler de aynı hızla kuruluyor mu? Bu kadar genç varken bu gençleri istihdam edecek şirket açılıyor mu yoksa var olanlar da iflas edip kapanıyor mu? Maalesef işsizliğe çözüm olacak her hangi bir politikaya sahip olamadığımız gibi tam tersine işsizliği körüklercesine nüfusu artıracak politikalar izleniyor!

3 çocuk yapmak, genç ve işsiz nüfusu arttırmak kimin işine gelir?

Bir düşünün. Bir ülkede işsiz genç nüfus artarsa ne olur? İş gücünün, emeğin değeri azalır. Patronlar daha ucuza çalışacak köle bulmakta hiç zorlanmaz. Çin’i hatırlayın. İş gücü ucuzlar, artık insanlar iş olsun da karın tokluğuna da çalışayım demeye başlarlar. Çalışanların, işçilerin hayat kalitesi azalırken, patronların zenginlikleri artar. patronlar zenginleştikçe çalışan kesim fakirleşir, köleleşir. İnsan değeri azalacağından artık işsizlik oranının da bir anlamı kalmamış olur. Örneğin, normalde 3000 TL’ye çalışan bir kişinini yaptığı işi artık 1000 TL’ye çalışan 2 kişi yaparsa ne olur? İşsizlik azalır değil mi? Yani 3 çocuk zenginin, işverenin, patronun işine gelir. Genç nüfus söylemleri palavradır.

İşsizlik azalmadıkça aslında hiçbir ekonomik verinin önemi yok. Ülke gelirinin bireylere dengeli ve daha homojen, adil dağılmaması sonucunda o ülkede ekonomik refah sağlanamaz. Zenginin daha çok zengin olmasıyla sırf belli başlı kişilerin gelir artışıyla gerçekleşen kişi başı ortalama gelir artışının hiç bir önemi yoktur. İstihdam artmıyor, yaşam kaliteniz artmıyor, cebinize giren para artmıyor. Alım gücünüzde de bir iyileşme olmadıktan sonra hangi ekonomik değer artmış bana ne!

Ülkeye daha sonra faiziyle birlikte çıkacağı bilinen sıcak paranın girmesiyle “ekonomi süper” söylemleri maalesef kısa vadeli anlık bir iyimserlikten başka bir şey değil. Kısa vadeli anlık, geçici iyimserlik tablosu kimin işine gelir? Elbette mevcut hükümetin işine gelir. Kısa bir ılık rüzgar her şeyi o anda yolunda gösterebilir. Oysa Türkiye ekonomisi hep diken üstünde giden, dışarıya bağımlı bir ekonomi.

En ufak siyasi ve dış kaynaklı bir gelişmede dünya borsalarına göre en fazla etkilenen borsaya sahibiz. Nasıl olmayalım? Kendi kaynaklarımızla değil, geçici veya dış kaynaklarla ayakta duran bir borsamız var. Varlıkları satarak sıcak paraya dönüştürüp (özelleştirmeler) piyasaya sürmekle ekonomiyi hep kısa vadeli çözümlerle ayakta tutmak borcu kapatmayacağı gibi sadece batmayı erteler.

Bir ülkenin ortalama ekonomik gidişatını izah etmesi adına bankaların paylaştığı veriler çok önemlidir. Son günlerde sıcak gelişmeler vardı. fark ettiniz mi?

- Kredi kartlarından nakit para çekimi geçtiğimiz yıla göre yüzde 18.5 oranında arttı.

- Türkiye, kredi kartıyla alışverişi sevdi.

Bu haber başlıkları öyle sıradan ve yüzeysel ki okununca pozitif rüzgarlar esiyormuş gibi olur insan.

Alışverişi sevmişiz!

Bu haberler halkın ekonomik durumunun giderek sıkıntıya girebileceğinin işaretini veriyor aslında. Örneğin kredi kartlarından nakit çekiminin artması demek, ülkede nakit sıkıntısının arttığını ve durmadan borçlandığımız anlamına geliyor. Cepte nakit yok, ancak ihtiyaç var. Bu durumda ne oluyor? Hemen faiziyle ödemek üzere ATMlerden borç alınıyor. E cepte nakit olmayınca da nasıl yapılacak o alışveriş? Mecbur kredi kartıyla. Yani yöntemi nasıl olursa olsun sonucunda size ait olmayan bir parayı kullanıyorsunuz. Borçlusunuz. Sanmayın ki sadece sizin için geçerli, hayır. Cari açığı artan bir ülke için ne denir? Borçlu ülke.

Ciddi bir borçlanma söz konusu. Artık borcu olmayan kredi ödemeyen kimse yok neredeyse. Birikim, tasarruf yapmayı daha iyi öğrenmemiz gerektiği bir gerçek ancak bu sadece daha az acı çekmenize yardım eder, çözüm olmaz.

Türkiye ekonomisi üretmeden,  sadece tek yönlü yabancı yatırımcılarla kısa vadeli ekonomik düzelmelere bel bağlamış durumda. Adı üstünde yatırımcı. Yatırımcı para kazanmak için parasını bir ülkeye yatırır. Yabancıdan gelen sıcak paraya dayalı bir ekonomik iyimserlik yaratılmak isteniyor. Artık satacak bir şeyimiz de kalmadı!

Siz siz olun, nakitinizi koruyun.

Ülkenin siyasi görünümünün de çalkantılı olduğu bugünlerde ilerisi için aşırı borçlanmak başınıza bela olabilir.

Erman AKDENİZ

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=33060

Editör - 5 Tem 2013. Kategori Ekonomi, Girişimcilik. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes