Yapabileceklerimizin Farkına Varmak! | Ceride-i Mülkiye

Yapabileceklerimizin Farkına Varmak!

Bilmeyen ve bilmediğini bilen çocuktur, ona öğretin;
Bilen ve bildiğini bilmeyen uykudadır, onu uyandırın;
Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen aptaldır, ondan sakının;
Bilen ve bildiğini bilen liderdir, onu takip edin

Bir Çin Atasözü

Bu aralar akşamları Citychase isimli bir yarışma-realtyshow benzeri bir programı seyrediyorum. İlk olarak 2003 yılında Toronto’da başlayan yıllar içinde 12 ülkenin katılımıyla birlikte “Citychase Olimpiyatları” haline gelen bir yarışma. İki kişilik takımlar oluşturarak önce ülkenizde yarışmaya başlıyorsunuz. Zor ve fiziksel performans gerektiren etapları takım arkadaşınızla birlikte geçerek ülke birincisi oluyor sonra da CityChase olimpiyatlarına katılmaya hak kazanıyorsunuz. Olimpiyatlar yılda bir kez yapılıyor ve oldukça zor etaplardan oluşan bir yarışmayı tamamlayarak birinci olmaya çalışıyorsunuz.

Benim seyrettiğim 2013 olimpiyatı Marakeş’te geçiyor. Olimpiyatlarda 12 ülkeden seçilen birincilerden oluşan 12 takım yarışıyor. Takımdaki insanlar birbirlerini çoğunlukla önceden tanıyorlar ama diğer ülkelerden gelen yarışmacılarla ilk kez karşılaşıyorlar. Üç günlük çok zorlu etaplardan oluşan bir yarışma parkurunu ilk tamamlayan olimpiyat şampiyonu oluyor. Bununla birlikte yarışmanın son parkurunu görebilmekte önemli. Üç günde 6 takım eleniyor. Üçüncü güne kalabilmek için ilk 6 takımın içinde olabilmek gerekiyor.Yarışmanın en güzel tarafı ne zaman eleneceğinizi bilememeniz. Bazen bir görevi tamamlamış olmanız elenmenize neden olurken, bazen de etabı tamamlayamıyor buna rağmen elenmiyorsunuz. Buraya kadar sıradan bir yarışma realty show olarak gözüken citychase iş dünyasının küçük bir kopyası aslında. Yarışmayı kazanmak için en güçlü, en hızlı, en cesur olmak yetmiyor. Stratejik düşünmek, plan yapmak ve rakip takımlar içinden içinde bulunduğunuz etabı tamamlamak için kimle iş birliği yapacağınıza karar vermek zorunda olmak gerekiyor. Yarışma süresince yaratıcı olmak zorundasınız. Kendinizi 30 km bisiklet sürmeye şartlarken bir anda yola devam edebilmek için bir moda defilesi yönetme görevini tamamlamak zorunda bulabilirsiniz. Yarışmanın en önemli kurallarından biri de günün en zorlu etabını rakip takımlardan birini seçerek onunla işbirliği içinde tamamlamak. Dolayısıyla eğer yanlış ekibi seçerseniz siz kendi etabınızı birincilikte tamamlasanız bile seçtiğiniz takımın yarışı tamamlayamaması halinde sizde kaybeden tarafta olabilirsiniz. İş hayatında da bunun aynı versiyonunu görebiliriz. Birim olarak çok çalıştığınızı ve size verilen tüm hedefleri gerçekleştirdiğinizi düşünün. Kurumun genel hedefleri tutmamışsa sizde başarısız sayılıyorsunuz. Bir anda moraliniz bozuluyor ve bir daha ki sefere daha az çalışmaya karar veriyorsunuz ya da ben sıramı savdım biraz da başkaları çalışsın diye kenara çekiliyorsunuz.

Yarışmanın en güzel tarafı etapları tamamlarken yarışmanın geçtiği şehri de keşfetmek ve şehri keşfederken kendinizin yapabileceklerinin sınırlarını görmek. Yarışmacılardan birinin en büyük korkusu yükseklik korkusuydu. Benim seyrettiğim bölümde yaklaşık 3 defa çok yüksek kulelerden iple inmek ve çatılarda gezmek zorunda kaldı. Ekip arkadaşının yardımı ve ona verdiği motivasyonla bu korkusuna rağmen tüm etabı tamamladı.

Bu yarışmayı seyrederken aklıma beynin gizemlerini araştıran Gerald Hutler’in okuduğum bir makalesi geldi. Gerald Hutler kendi tezinde insanın yeryüzünde bulunmasının nedenini, doğadaki diğer tüm boşlukların yüksek uyumlu türler tarafından doldurulmuş olmasına bağlıyor. Böylece insan bulunduğu koşula uymak için esneme ve uyum sağlama yeteneğini geliştirmek zorunda kalıyor. Beyin üzerine çalışan araştırmacılara göre insan yaşamının ilk yıllarında müthiş bir hızla gelişiyor ve öğrenme yetisini bir yaşam boyunca koruyor. İşte bu yüzden zorda kaldığımızda veya sınırlarımızı zorlamak zorunda kaldığımızda içinde bulunduğumuz olaya çözüm buluyor veya yapmaktan korktuğumuz bir şeyi yapar hale geliyoruz.

Teniste içsel oyun adlı kitabın yazarı Timoty Gallwey; herkesin istediği her şeyi yapabileceğini, yapamama nedeninin kendisi olduğunu söylüyor. Gallwey’e göre potansiyelimizi açıp muazzam öğrenme yeteneğimizi mi geliştireceğiz yoksa kendi kendimizi engelleyerek olanaklarımızın gerisinde mi kalacağız. Bu önemli kararı sahip olduğumuz içsel oyun kabiliyetimize göre veriyoruz. Gallwey’in formülü oldukça “potansiyel- engeller = performans” diyor. Ona göre kişiliğimiz iki düzlemden oluşuyor. Birinci düzlem içinde bireyselliğimizi ve muazzam potansiyelimizi barındırıyor ve uyuyor. İkinci düzlem ise sürekli kendimizle konuştuğumuz iç sesten oluşuyor. Bu ses içinde içinde bulunduğumuz toplumun ve bizi yetiştiren aile bireylerinin söylemlerini de barındırıyor. Gallwey’e göre bizim en büyük rakibimiz içimizdeki bu ses. Çünkü durmadan yapamam ve korkarım ya başarısız olursan diye bağırıyor. Bu sesi kontrol ettiğimizde ise korkularımızı yeniyor ve başarıya ulaşıyoruz. Engellerimizi aşağıya çektiğimizde potansiyelimiz ortaya çıkıyor ve performansımız artıyor.

Bu yarışmayı seyrederken bende kendimdeki korkularımla yüzleştim. Yapamam dediğim bir çok şeyi aslında hiç denemediğimi fark ettim. Ekip çalışması hakkında bir sürü yeni şey öğrendim. Kendi güçlü ve zayıf yönlerini bilmek kadar bir hedefin gerçekleştirilebilmesi için diğer takımlarının güçlü ve zayıf yönlerinin iyi analiz edilmesi gerektiğini, kazanma hırsının aslında kaybetmenin en kolay yolu olduğunu, tecrübenin yanlış kullanıldığında bir ön yargı haline geldiğini ve bakış açısını daralttığını gördüm.

En önemlisi gücün nasıl kullanılacağını bazen kazanmak için yavaşlamak gerektiğini, yarışa favori olarak başlamanın kazanmayı garantilemediğini öğrendim. Önemli olan insanın kendine koyduğu etabı tamamlaması ve bitiş çizgisine ulaşması.

@AysegulGungor

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=33543

Editör - 25 Tem 2013. Kategori Kişisel Gelişim, Spor, Yaşam. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes