27 Ocak Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü – Cem SOFUOĞLU

 Bugüne kadar tarihin kaydettiği en soğukkanlı, planlı ve programlı insan yok etme eylemi, bir daha asla tekrarlanmaması için unutulmamalıdır. Auschwitz Kampı’ndan sağ çıkmayı başaran kurbanlardan birinin dediği gibi: “Dünyada Auschwitz’den daha kötü bir şey olabilir, o da Auschwitz’in unutulmasıdır.” Tüm Holokost kurbanları önünde saygıyla eğiliyor ve bir daha asla diyoruz

27 Ocak 1945 tarihinde Sovyet Ordusu Polonya’daki Auschwitz Ölüm Kampı’na ulaşmış ve dünya, burada Naziler tarafından gerçekleştirilen vahşeti, soykırımı öğrenmiştir. Bu nedenle Birleşmiş Milletler 2005 yılında, 27 Ocak gününü Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü olarak tanımıştır. Türkiye’nin bu kararı tanımasından dolayı son dört yıldır, Türk Yahudi Cemaati ve devletin katılımıyla soykırım kurbanları anılmaktadır. Bu arada Türkiye’nin, Uluslararası Holokost İttifakı’nın gözlemci üyesi olduğunu da sevinerek belirtelim.
Yahudi Soykırımı, Holokost Günü olarak da tanınmaktadır. Holocost, Yunanca Holos: bütün, Kaustos: yanmış demektir ki, ölüm kamplarındaki fırınlarda yakılan milyonlarca Yahudi’yi düşündüğümüzde, bu kelimenin sözkonusu felaketi en doğru şekilde tanımladığını anlamış oluruz. Yahudiler ayrıca soykırıma İbranice Ha-Shoa (Felaket) da demektedirler.
Holokost’un temel amacı ideolojikti ve Nazilerin, Yahudilerin gizli bir komployla dünyayı ele geçirecekleri inancına dayanmaktaydı (Günümüzde, ülkemizde buna inanan kişilerin olması çok üzüntü verici bir gerçek). Hitler ve yandaşları, Almanya’nın I. Dünya Savaşı’nı da bir Yahudi komplosu nedeniyle kaybettiklerine inanmakta ve bundan dolayı Yahudileri sorumlu tutmaktaydılar.
Naziler, Orta Çağ’dan bu yana Almanya’da mevcut olan anti-semitik düşünceyi kullanarak, soykırımı adım adım planladılar. Bugün bile, Nüremberg şehrindeki 500 yıl önce inşa edilmiş büyük katedralin ön yüzünde anti-semitik figürleri görmek mümkündür. Zaten Nazilerin, 1935 yılında çıkarttıkları ve ırk yasası olarak bilinen “Nüremberg Alman Kanını ve Irkını Koruma Kanunu”nu bu şehirde yayımlamaları ve şehrin adını vermeleri boşuna değildi.
II. Dünya Savaşı’nın başlaması ve savaşın ilk dönemlerinde Nazilerin başarılı olmaları onları, kendi kafalarındaki Yahudi sorununu çözmek konusunda daha cesur davranmaya yöneltti. Zaten Hitler 30 Ocak 1939 tarihinde, Reichstag önünde yaptığı bir konuşmada “Yeni bir dünya savaşı Yahudi ırkının Avrupa’dan silinmesine yol açacaktır” demişti. Bu nedenle Naziler, Almanya’da bulunan ve Yahudileri koydukları Dachau, Sachsenhausen… gibi toplama kamplarının yanısıra, Yahudileri ve diğer aşağı ırktan saydıkları insanları toplu olarak imha edecekleri ölüm kampları kurdular. Bu kamplar arasında en büyüğü, Polonya’da Krakow şehri yakınlarında bulunan Auschwitz ya da Birkenau-II (Almanca kayın ağaçları arasında demekti) idi.
Holokost ile özdeşleşen ve ziyaret etmiş olduğum bu kamp halen, geçmişin dehşetine tanıklık etmektedir. İlk başta, özellikle Sovyet savaş esirlerini barındırmak için toplama kampı olarak inşa edilen Auschwitz, 1942’de Avrupa Yahudilerinin toplu olarak imha edildikleri ikinci bir işleve sahip olmuştur: Kampa gelen ve çalışma gücü olan genç Yahudiler daha sonra güçten düşüp hastalandıkça tasfiye ediliyorlardı için toplama ve çalışma kampı; yaşlı, çocuk ve güçsüz olup, kampa gelir gelmez gaz odalarına gönderilenler içinse ölüm kampı. Her sevkiyatta gaz odalarına gönderilme oranı yüzde 70-75 arasındaydı. Nadiren de olsa bazen, trenle gelen Yahudilerin tümü gaz odalarına gönderiliyordu.
Kamp yöneticilerinden Karl Fritzch kampa yeni gelen bir kafileye yaptığı konuşmada, “Bir sanatoryuma değil bir Alman toplama kampına geldiniz ve buradan sadece bir tek çıkış yolu vardır, o da fırının bacası yoluyla mümkündür. Burada Yahudilerin iki hafta, rahiplerin bir ay, diğerlerininse üç ay yaşama hakkı vardır” der. Hitler de bir konuşmasında, toplama kamplarının bir otele dönmesini istemediğini ve kamplarda ne olduğunu bilen herkesin, kendilerine karşı bir eyleme girişmeden önce uzun süre düşüneceğini, söylemiştir.
Naziler gaz odasına gidecek Yahudileri kandırmak için onlara, sadece banyo alacaklarını ve yanlarına sabun almalarını söylüyorlardı. Bu nedenle gaz odasına giden yola “banyo” yazılı işaret levhaları koymuşlardı. Hatta ölüme giden insanlar hiçbir şey anlamasın ve sakinleşsinler diye, üzerlerinde denizci üniforması bulunan güzel kızlardan oluşan bir orkestra bile kurmuşlardı. Bu orkestra Barcarolle, Hauffman’ın Masalları’ndan klasik müzik parçaları çalıyordu. Maksat son anda kargaşa çıkmasın ve ortalık karışmasındı.
Auschwitz’de öldürülen Yahudilerin gerçek sayısı bilinememektedir, çünkü kampa gelir gelmez gaz odasına gönderilen Yahudilerin sayısı kayda girmemiştir. Ayrıca Sovyet ordusu kampa yaklaşırken, kamp görevlileri kendi suç delillerini ortadan kaldırmak amacıyla birçok belgeyi imha etmiştir. Tüm bu nedenlerle gaz odasına gönderilen Yahudilerin tam sayısı tesbit edilememiştir.
Ancak Fransa, Belçika ve Hollanda’dan Auschwitz’e sevk olunan Yahudilerin isimlerini gösteren listeler saklandığı için 1.100.000 Yahudi’nin buraya getirildiği ve öldürüldüğü tahmin edilmektedir.
Sonuçta II. Dünya Savaşı’nda, Avrupa’da yaşayan 11 milyon Yahudi’den yaklaşık altı milyonu Naziler tarafından öldürüldü. Bunların tahminen bir milyonu çocuk, iki milyonu ise kadındı. Holokost sadece Yahudilerle sınırlı kalmamıştı. Nazilere göre aşağı ırktan sayılan Romanlar da yok edilmesi gereken ırklar arasındaydı ve yine tahminen, 250.000 ile 600.000 arasında Roman Auschwitz’de ve diğer ölüm kamplarında öldürüldü.

Bugüne kadar tarihin kaydettiği en soğukkanlı, planlı ve programlı insan yok etme eylemi, bir daha asla tekrarlanmaması için unutulmamalıdır. Auschwitz Kampı’ndan sağ çıkmayı başaran kurbanlardan birinin dediği gibi: “Dünyada Auschwitz’den daha kötü bir şey olabilir, o da Auschwitz’in unutulmasıdır.

Tüm Holokost kurbanları önünde saygıyla eğiliyor ve bir daha asla diyoruz.

sofuoglucemmurat@gmail.com

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=35971

Editör - 29 Oca 2014. Kategori Haberler, Köşe yazıları, Medya, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes