Mavi Traktör – Bünyamin ZİLE

Yüreğimde bir bozkır esintisidir hafta sonları. O günlerin gelmesini iple çekerim ben. Daha Perşembeden tatlı bir heyecan kaplar yüreğimi. Cuma yerimde duramaz olurum. Zihnim hafta sonu neler yapacağımla ilgilenir bütün gün. Cumartesi sonsuzluğa uçuşum başlar. Kuşlar gibi hür hissederim kendimi.

Hemen çiftliğe giderim. Traktörümü çalıştırırım. Güç verir bana motorun sesi. Sevinç doldurur içimi. Kırlara açılmak için can atar yüreğim. Hele bir de mevsim baharsa. Hafiften aroması doldurur ciğerlerimi bin bir çiçeğin. Sabah yeli hafif hafif üşütür tenimi. Bir meltem serinliği gibidir üşüme bu mevsimde; içime ferahlık, beynime berraklık verir.

Traktörümün üstünde önce bahçe, sonra bağ, derken nadas tarlaları; işten işe koşarım büyük bir hevesle. Sonra hayallerim başlar. Ama önce; traktör ben miyim? Ben traktör mü bilinmez? Ayaklarım gaza basarken tekerleğe dönüşüverir. Ellerimse direksiyona! Yüreğim kocaman bir motor, gözlerimse far… Bir tek beynim hükmeder; bu et ve demirin uyumlu birleşiminden oluşan yaratığa. Ama hükmettiğinden bihaber komutları verir de verir. Direksiyon uygular, tekerlek se döner de döner.

Tanpınar bir şiirinde;

“…

Bir elimde asam, birinde, keşkülüm

Ben şimdi ufuklardan eser bir serseri eylülüm…

…”

Diyor ya, bende bir şımarık bahar olurum bu mevsimde, coşarım da coşarım

Sonra bu güç, bu beyin dağlara döner. Yel değirmenleriyle savaşan Don kişot oluverir birden. Artık dağın iflah olmaz delisidir. Bir ben olurum, bir traktör. Bu koca devin üzerine sürerim de sürerim!

Bazen kımızıdır rengim. Hüseyin ÖZBAY’ın Masseyi oluveririm; yüreği ateşli bir aşkla kanayan. Bazen mavileşiverir hayallerim. Newholland’la sonsuzluğa giderim.

Bazen ruhumun rengini alıverir dağlar, Hüseyin ÖZBAY’ın düşündüğü gibi. Bazen morarır dağlar, bazense sararır; bazen kararır dağlar, bazense kızarır; bazense yeşerir dağlar coşku olur, umut olur fışkırır. Ufuklarsa kararmaz çoğu zaman gümüş rengi kalır.

Her traktöre binişimde hayalin dudaklarından öpüyorum; Tanpınar’ın şiirindeki gibi

“…

Bilinmez hangi uzaklara götürür seni

Dudak dudağa öpüştüğün hayal!

…”

Sonra gümüş renkli ufuklara dalarım…

İhtiyar Söğütle hasbıhal eden bir çeşme başında hayallerimden sıyrılır, tekrar dünyama dönerim. Ekmeğimi gevretir, içerisine ovma köy peyniri koyarım. Üstüne çeşmenin buz gibi suyundan içerimde içerim!

İşte o zamanlar traktörümle ben kendimize döneriz. O dinlenir ben dinlerim. O uyur ben uyurum çeşme başında! Zamandan habersiz.

Sonra tekrar bir oluruz yürürüz geleceğe. Bahar geçer, yaz geçer, hasat mevsimi geliverir. İşte o zaman başlar bayramımız. Ben mutluyum, traktörüm mutlu! Ben berbere gider güzel bir tıraş olurum. O da traktör hastanesine… Rengi atarsa elbisesini yenileriz. Basense yeni ayakkabı…

Kazanın Kavun Pazarına da beraber gideriz bu mevsimde. O övünür, ben övünürüm. Nasıl övünmeyelim ki? O çifti derin sürmüş, bense zamanında ekmişim, çapalamışım, hasat etmişim.

Yine pazarın en tatlı, en güzel, en büyük kavunlarını yetiştirmişiz. Hele bir çiftçi sakın bu traktörle çekme yarışına girmeyin, baksana kavunlara? Çok güçlü olmalı ki iyi çift sürmüş demez mi? İkimizde görünmez olup meleklerle uçuyoruz bir an bulutların üstünde.

Ben traktörümle özdeşleşirim bazen. Traktörüm ben olur, bense traktör…

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=37481

Editör - 27 May 2014. Kategori Bizim Meydan, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes