Nazım’la gelen güzellik – ​ ​Semih ÖZCAN

61 yıllık, kısacık bir hayat.. Kendi ülkesinde 48 yıl yaşayabildi. ‘Yaşayabildi’ diyorum, çünkü, 12 yılı hapishanelerde geçti. Kalır geriye 36 yıl!.. Çocukluk, ilk gençlik yıllarını da geçin, kalır 15 yıl kadar.. Sonra, sürgünde 13 yıl!.. Hapishane dışında on üç yıl, kırk sekizinden altmış birine dek, olabildiğince güzel bir hayat. On üç yıl, çok şey. Hapishane dışında öldü, belki bu da çok şey. Ama, gene, ne kadar kısa.. Nazım’ı, yargıladık, sürdük, yasakladık. Ne ürettiyse ya “içerde” ya “sürgünde” yazdı!. 1950’den, ölümüne, 1960’ların sonuna kadar, tam 15 yıl tek bir sözcüğü (!) yayınlanmadı, kendi ülkesinde. Daha, 3-5 yıl önce, 2009’da, “lütfedip” yurttaşlığa aldık, Türkçenin bu büyük şairini. Ne kadar hatırlasak, ne kadar ansak, ne kadar sevsek az, bu Koca delikanlıyı.. J Sosyalist gerçekçi şiirle ilk tanışan, bilgisini edinen, Türk şiirinde bu yolla devrim yapan öncü şairimiz. Şiirleri, yıllarca, kendi yurdunda ağızdan, ağıza dolaştı, el yazısı kopyalar, gizli baskılar kentten kente, evden eve, köyden köye iletildi. Düşünün, şiirden söz açıyoruz arkadaşlar, bildiriden ya da politik metinden değil. Hayat, normale döndüğünde, öncüler, sıklıkla anılmalı. “Olağan” olan ne varsa, bugün “olağan” olana hangi koşullarda ulaşıldığını daha net kavrayabilmek için.. Kabına sığmaz bir enerjiyle yazdı, insani bir büyüklükle.. baskıdan, eziyetlerden, zulümden kaçıp kurtulabilen bu koca ozan, başkalarının yapacağı gibi yapmadı, durup dinlenmedi. Kalbini bu nedenle yordu. biten hiçbir şey yoktu, her şey yenilikti onun için. Bir ülkenin şiirini yeniden kurdu . Bu yüzden öncüydü, tek’ti, tekrarlanamazdı, bu yüzden devrim’di satır satır.. dünyayı dönüştürme, insanı değiştirme gücüne duyduğu korkunç inanç. Bize en büyük mirası budur. Hepimiz Nazım’dan çıktık.. Nazım’la yeniden ürettik kendimizi ve şiirimizi..’’

Geçen hafta Nazım’ın ölüm yıldönümünde, İzmir’de Edebiyatçılar Derneği’nin düzenlediği anma etkinliğinde, başkan olarak Gökhan Cengizhan’ın söylediği bu sözler, şimdiye dek Nazım hakkında duyduğum en farklı söz oldu. Çoğumuz artık Nazım’ın şiirlerini ezbere biliyoruz. Yaşamını biliyoruz. Ama dönemler arasındaki fark ilk kez bu kadar açık ve net dile getirildi. Bu şunun için önemli; genelde toplum olarak toptancı, siyahla beyaz arasında bir seçim yaparak düşünmeye alışkın insanlarız. Tarihi olguları ve kişileri, bulundukları dönemle birlikte değerlendirmeyi çoğumuz kabul ederiz de yine de pratiğe zor geçiririz.. Bu sözler bu nedenle benim için önemli. Çünkü o dönemi düşündüğümüzde Nazım’ın kimliği çok daha önem kazanıyor. Yalnızca şiirde değil, yaşamımızın her alanında.. Bu açıdan bakarsak, Nazım gibilerin toplumumuzun gelişme evrelerine çok daha büyük katkılar yaptığını görüyoruz. Böylelikle kişilerin ve olayların değerlendirilmesini yaparken, yaşanılan dönemleri toptancı bir anlayışla başarısız görme ya da aşırı göklere çıkarma hastalığından da kurtulmuş oluruz. Türkiye’deki 68 kuşağı örneğin. Bir dönem kimileri, o dönemleri toptan reddetme, başarısız gösterme yoluna gitti. Affedersiniz ama ne bekliyordunuz? Çat kapı devrim olmasını mı? O dönemlere ilişkin tek bir gerçek var. O insanlar o mücadeleleri göstermeselerdi, onlar asılıp öldürülmeseydi, şu an bize birçok düşünce ve yaşam tarzı yasak ve olağandışı gelecekti. Sonuçta, demokratik ortamlar, bedel ödenerek sağlanıyor.. Gezi’de de böyle oldu. Kimi arkadaşlar şimdiden Gezi’yi ‘başarısız’ sayma yoluna saptı. Amacına ulaşamamış bulanlar var. Peki, hiç düşündünüz mü? Gezi olmasaydı, ondan önce başlayan yasaklar zinciri, özel yaşamımıza müdahaleler nerelere varırdı? Ve şu an o yasakların kaçta kaçını uygulayabiliyorlar.. 3 Haziran’da İzmir’de düzenlenen etkinlik Edebiyatçılar Derneği’nin etkinliğiydi. Edebiyatçılar Derneği, Türkiye genelinde, elliye yakın ilde üyesi bulunan, “ulusal” çapta bir yazar örgütü; geçtiğimiz yıl 20. yaşını kutladı. Aynı zamanda, Avrupa Yazarlar Konseyi (The European Writers’ Council – EWC) üyesi. Avrupa Yazarlar Konseyi( EWC), 32 Avrupa ülkesindeki yazar örgütlerinin üst federasyonu. ‘ Bizlerin, Türk edebiyatını ve Türk edebiyatçısını, uluslararası platformlarda temsil etme gibi bir sorumluluğu bulunuyor’ diyor yine dernek başkanı Cengizhan. ‘Bu sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Farklı ülkelerdeki – özellikle, İran, Suriye, Azerbeycan, Bulgaristan gibi komşu ülkelerdeki- yazar örgütleriyle, “kültürel işbirliği” protokolleri imzaladık; bizden yazar heyetlerini o ülkelere yolladık, o ülkelerden yazar heyetlerini ülkemizde konuk ettik. Ülke içindeki konumumuza gelince…

Edebiyatçılar Derneği, herhangi bir siyasal oluşuma dayanmayan, yalnızca kendi üyelerinden güç alan, kendi “özgün “alanında etkinlik gösteren, sivil, demokratik, bağımsız bir örgüttür. Her yıl, periyodik olarak, Anadolu’nun pek çok bölgesinde, kentinde, ilçesinde, hatta köyünde, etkinlikler düzenliyoruz. Özellikle, yerel yönetimlerle sıkı bir işbirliğimiz var. Temel kaygımız şudur; kültür ve sanatın, kamuoyunda gitgide tartışmalı bir hal alan saygınlığını ve onurunu, böylesi etkinliklerle hak ettiği konuma yükseltmek; edebiyat bilincini ve sevgisini, yeni kuşaklara aktarmak, taşımak, aşılamak… Bunlar, bizlerin temel öncelikleri ve hedefleridir.’ Geçtiğimiz 3 Haziran’daki etkinlikte Murat Şahin’in Nazım Hikmet belgeseli izleyicilerin beğenisine sunulurken, şiirlerini de Kevser Atay, Güzin Oralkan, Mehmet Sarsmaz, Recai Şeyhoğlu, Aslıhan Tüylüoğlu ve Aydın Uysal seslendirdiler. Nazım’ın notalara dökülen şiirlerini de Hazar Yiğit Uyulgan ve Gökhan Gümüş yorumladı. Günün son sunumuysa Şeyh Bedreddin Destanı’ydı. Kemal Karataş’ın bağlaması, Mitat Karagenç’in ney’i eşliğinde, Refik Uğur’un sesinden. Günün sunumu, Edebiyatçılar Derneği İzmir temsilcisi Güzin Oralkan’dandı. Sonuçta, benim açımdan farklı bir gün ve gece oldu 3 Haziran’… Anmanın ardından, güne emek veren arkadaşlarla gece de bu güzelliği sürdürdük. Sivil toplum kuruluşlarının asli amacı, toplumu dönüştürücü düşünce ortamları yaratmak ve yaşamı güzelleştirmek değil mi? Edebiyatçılar Derneği de bunlardan biri…

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=37556

Editör - 13 Haz 2014. Kategori Bizim Meydan, Edebiyat, Kültür-Sanat, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes