Soma’da acılı çocukların karnelerine kim bakacak? – Yunus ER


Orta okul 1.sınıftan 2. sınıfa takdir başarı belgesiyle geçmiştim. Okulun bulunduğu ilçe merkezinden on beş kilometre yürüyerek üç saatte köyüme ulaşmam gerekiyordu. Köyde koyun, kuzu güdülecekti; aile bütçesine katkı koyacak iktisadi faaliyetlerin içerisinde yer alacaktım. Okulların kapanmasının, ”yaz tatili”nin anlamı bu idi.Köyde,ailede sınıfımı başarı ile geçmiş olmamın takdire şayan, kutlanacak bir yanı yoktu. Olması gereken buydu. Haylazlık, tembellik, yanlış yapma hakkım ve lüksüm olamazdı; okuldan alınırdım. Oysa ilçe merkezinde; esnaf, memur çocuğu arkadaşlarım başarılı oldukları zaman kutlanıyor, ödül alıyorlardı. Ben onlardan değildim, ailemin beni okuttuğuna minnet duymak ve halime şükretmek zorundaydım. Yaz boyu bozkırda, dağların arasında, karneme kimse bakmayacaktı; ben başarılarımı koyunlara, kuzulara, karıncalara anlatacaktım. Bunları düşünürken, birden aklıma geldi. İlçenin en büyük Mülki İdare Amiri Kaymakam, ilçenin her sorununa bakan Kaymakam, benim karneme de bakardı. Bu karneye, başarı belgesine kimse bakmayacaksa, Kaymakamın bakması gerekirdi. Bu düşüncelerle gittim, ilçenin Kaymakamına. Kaymakam genç. ( Yeni mezun ve ilk görev yerinin burası olduğunu sonradan öğrenecektim.) ”Kaymakam Bey, ben sınıfımı taktir belgesi alarak geçtim”

Sanki beni bekliyor, sanki garipliğimi biliyor.Yerinden kalktı, bana sarıldı, kutladı. Karnede notlarıma baktı. Bana yerli gazoz ikram etti. Gazoz içerken Müstahdemi çağırdı, lojmana gönderdi ”Kapıdan gir, ilerle, soldan salona geç, masanın üstünde bir kitap var … ” diyerek ayrıntılı tarif etti. Bu arada bana memleketini, büyüdüğü ilçe Avanos’u, İlçenin kenarından akan Kızılırmak nehrini, peri bacalarını, Avanos’un yerli gazozunu anlattı (Ben o gazozun, Avanos’un yerli gazozunun adını yani ” Peri Gazozu” nu, kırk yıl sonra yönetmen, yazar Ercan Kesal’ ın kitabıyla öğrenecektim.) Müstahdem söylenen kitabı getirdi. Kitabın adı ”Petrol Savaşı Kurbanları” Konusu; Bir ortaokul çocuğunun, yerli kabile topluluklarının arasında, petrol keşfi sırasında kaybolan maden mühendisi babasını ararken başına gelenlerdi. Kaymakam, kitabın başındaki boş sayfaya şunları yazdı: ”Sevgili Yunus, Başarın beni çok sevindirdi, devamı en içten dileğimdir. Unutma ki, ‘Çalışan ali şan, çalışmayan nadi perişan olur’. Gözlerinden öperim. M.Edip Eren … Kaymakamı. 01.06.1968” İlk defa başarım kutlandı ve ödüllendirildi. İlk defa ders kitabı dışında bana ait olan, (kütüphaneden ödünç almadan okuyabileceğim) bir kitabım oldu. Kaymakam Mustafa Edip Eren ‘in bana o yaşta, bu yaklaşımı öğrenciliğimde ve yaşamımda hep umut, enerji, motivasyon kaynağı oldu. Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezuniyet belgemi aldığım gün bir suretini kendilerine gönderdim ve şöyle yazdım: ”Siz o ilçeye … gelmeseydiniz, belki bu mezuniyet belgesi olmayacaktı.”

Soma’ da maden cinayetinde babalarını kaybeden çocukların karnelerini, taktir, başarı belgelerini , babalarının mezarlarına götürdüklerini okuyunca; çocukların acılarıyla, sevinçleriyle yalnız kaldıklarını düşündüm. Öyle duygusallaştım, öyle sarsıldım ki: Yumruklarımı sıktım, yüreğim zonkladı, beynim bağırdı;

”Bu çocukların karnelerine kim bakacak?”

Aklıma Kaymakam geldi. Tanışmıyoruz ama öfkeden titreyen ellerimle çarpık çurpuk iki satır yazdım faksladım. ”Bu çocukların, bu kardeşlerimizin karnelerinin, başarılarının kutlanması, ödüllendirilmeleri için el birliği edip bir şeyler yapalım ” Kısa sürede Soma Kaymakamlığından Vakıf Yetkilisi bana telefonla döndü: ”Kaymakam Beyin programı yoğun, beni görevlendirdiler, önerilerinizi almak istiyoruz.” Ben bir şeyler söyledim… Görevli sözlerini şöyle bitirdi: ”Bu acı sadece Soma da değil. Acıyı yaşayan Kınık, Savaştepe gibi başka ilçelerimiz de var,görüşlerinizi oralara da iletin” Ben eğitimci değilim, psikolog değilim, yüreğim isyanlarda ama ayakları yere basan çözümler üretemiyorum, bunun farkındayım. Eğitime gönül vermiş, mesleğine 24 saatini, yaşamını katmış, kendi uzmanlık alanında iki kitap yayınlamış arkadaşım Fahriye Kadıoğlu’nu aradım, söylediklerini aktarıyorum: ”Bu çocuklar için ilçe bazında, günü birlik piknik- müze v.b.geziler, başka geziler, film gösterileri düzenlenebilir. Milli Eğitim Bakanlığının, bazı vakıfların öğrenci yaz tatil kampları vardır. Ailelerinin izni alınarak bu çocuklar bu yaz, öğrenci tatil kamplarına yerleştirilebilirler. …” ”Çocukların, karnelerini babalarının mezarlarına götürmeleri çok doğal insani, insanlık hali bir davranış; onlar böyle yaparak babaları ile konuşuyorlar, iletişime geçiyorlar…Buna üzülmeyin, bunu engellemeyin!”  Kendi kendime söylendim:”Sevdiklerimizin, yakınlarımızın mezarlarında; dua eden, kendilerine şükran, minnet duyguları ileten,onlara sevdikleri türküleri dinleten biz değil miyiz? Ancak mezarlıklara çocuklar doluşunca sayıları da yüzlerce olunca yüreğimiz de yüzlerce kez dağlanıyor.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=37620

Editör - 21 Haz 2014. Kategori Bizim Meydan, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes