Gülten Akın: İnsan’a inanıyorum. Kendi küllerinden doğacak olsa da. | Ceride-i Mülkiye

Gülten Akın: İnsan’a inanıyorum. Kendi küllerinden doğacak olsa da.

Gülten Akın, elli yılı aşan şiir serüveni boyunca düzene, kadına, yaşama dair her şeyi konu etti. Özgüvenli bir başkaldırışın izini sürdü. Şiir kültürümüzün sunduğu bütün kaynaklardan beslendi, büyüdü, özgünlüğüyle yaşamı kavradı, okura sundu.

Gülten Akın gözüyle,  şiir nerede duruyor?

Dünyaya sol’dan bakan bir yazarım. Her şeyin değişeceği, olduğu gibi kalamayacağı üstüne kurulmuş bir bakış. Bir var ki, bu değişimin hızı öngörülebilecek olandan çok fazla. Bir düzenin kendi iç gücüyle değişmesi değil bu. Hızla şişirilmiş bir balon içinde gibi insanımız. Balon patladı patlayacak. Yaşlı olmak, salt geçmişin bilgileriyle yaşamı yargılamak, günü anlamak değil de, bu değişimdeki yapay, pompalanmış hızı görmek yani yaşlılığı görmekse, iyidir. Aykırılık bu gidişte bence. Geldiğimiz noktada az sayıda güçlünün (ulusal ölçekte de, uluslararası ölçekte de) ulaşılmazlığa gittiğini, geri kalan büyük çoğunluğun açlığa, yoksulluğa, çaresizliğe itildiğini, savaşlarla tüketildiğini görmemeli miyiz? Şiir bu karmaşa içinde yer bulamayacak kadar naifleşti. Şairlere pek dokunulmuyor artık, şiir kimseye dokunmuyor ki. 1960’ların, 70’lerin şiirini yazan da, bundan etkilenen de yok. Şiirimiz de demokrasimiz gibi görüntüye, yüzeyselliğe boğuldu. Anlamla ilişkisi bulunmayan, hiç olmazsa anlama bir noktada değmeyen metaforlarla yazılıyor.

Egemen çevreler dediğiniz çevreler iyilikle yönetemediklerini şiddetle yönetmek zorunda hissediyorlar kendini. İktidarı demokrasi içinde sürdürebilmeleri için, meta üretiminin bölüşümünün hakça yapılmasını, yönetiminin de paylaşılmasını kabul etmeleri gerek. Yoksa, gelsin yasalar, yasaklar, baskı ve korku.

Şiir işte, hayatı değiştirme isteğini, umudunu özsuyunda taşıyorsa, kitleleri etkileyebiliyor.Şiir bir şeye yarasın diye yazılmaz. Ama edinilmiş bir ön bakışınız varsa, şiire sızar. O hem dokunulmamış bir güzelliği yansıtır, hem dil içinde de olsa alışılmış yapıyı bozarak, gelecek tasarımına yardımcı düş üretir.

 

İnsan’a inanıyorum. Kendi küllerinden doğacak olsa da.

 ”Sözler” 

“Henüz başlamamıştık
Bitirmişler

*
Sorularınızdan anladım
Eksiklerdi engellerim

*

Söz kolay
Şakımışım kuş gibi

*
Altı yıl köpeğinim dedindi
düzyollarda
Altmış yıl hayali bir sese havladım

*

Engebe en gebe
Şimdi başlayabilirim

*

Bileğin diyorum
Sol bileğin
Yüzüme sürerdin
Vedalaşırdık
Damarın damarıma
Bana bıraktığın buydu

*

Sarışındı öfkeli dağlardı
Öte yanı dingin

*

Mavi boncuklar taşırdı
Kadınlar için
Kendini biricik
Sanan kadınlar

*

Ben yoktum
Ben hiç yoktum
Elden ne gelir
Gitsemdi kalsamdı
Köle
Çocuklardan
Çocuklarla kaldım
Korudum kolladım birer birer uçtular
Cezaevleri mi hastaneler mi
*

Yürüyorum
Kimselere değmeden
Kokularını duymadan
Onlar insan gibi kokmuyorlar
Kokularına korkularına
tutsak olmuşlar

*

Birileri sarıp sarmalamak
istiyor beni
Uyku vaktin geldi
Uyuya uyuya ölmelisin

*

İnadın anlamı yok
Ölünüyor
Ben bilmezden geliyorum

*

Ben bu dünyanın Alevisi olmalıyım
Yana yana tükenmediğime göre

*

Ahparig
Boylu boyunca
Yatırıldığın yer
Ömründe tek dinlenceydi
Dünyaya baktın ilk kez
Duru kaygısız
Soluğun bile ağırdı
Bıraktın gitsin
Ahparig
Ankara, 2015″

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=39703

Editör - 4 Kas 2015. Kategori Şiir. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes