Edebiyatımızın çınarlarından Vedat Türkali’yi kaybettik | Ceride-i Mülkiye

Edebiyatımızın çınarlarından Vedat Türkali’yi kaybettik

Türk edebiyatının usta isimlerinden olan Vedat Türkali, 29 Ağustos 2016 Pazartesi günü saat 06.00′da Yalova’da tedavi gördüğü hastanede hayata veda etti. Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali  ve yönetmen Barış Pirhasan’ın babası, Deniz Türkali’nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini’nin dedesidir.

Vedat Türkali’nin cenazesi 31 Ağustos Çarşamba günü öğle namazından sonra Teşvikiye Camii’nden kaldırılacak. Ünlü edebiyatçı, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda eşi Merih Pirhasan’ın yanına defnedilecek.

Yaşamı

Asıl adı Abdülkadir Pirhasan. 1919 yılında Samsun’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nü bitirdi. Maltepe ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.
Vedat Türkali 1944-1950 yılları arasındaki ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde ilk kez el altında dolaştırılan gizli şiirleriyle (özellikle ‘İstanbul’ şiiri ile) tanındı. Şiir uğraşlarını gizlilik döneminden sonra düştüğü hapishane süresince de sürdürdü.
1958 yılında cezaevinden çıktıktan sonra sinema alanında çalıştı. 40’ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Senaryolarını Vedat Türkali takma adıyla yazıyordu. Film alanındaki emekleri günümüz Türk Sineması’nda seçkin bir yer tutar. Geniş izleyici yığınlarını da saran bu çalışmalarının genç Türk Sineması’nın oluşum ve gelişiminde etkin bir yeri olduğu bilinen bir gerçektir.
Yazdığı dört tiyatro oyunu, ulusal gelenek ve değerlere dayanan oyunlar olarak (ikisi türkülerle işlenmiş epik yapıda) özgün öncü nitelikler taşır. 141. Basamak, 1970’de Ankara’da sergilendi. ‘Bu Ölü Kalkacak’, 1976 yılında İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’nda sergilenirken yasaklandı. ‘Dallar Yeşil Olmalı’ 1985’te yayımlandı. Yazdığı son tiyatro oyunu olan ‘Şeytanın Kaşık Oyunları’ (2000) deprem konusunu işlemektedir.
Vedat Türkali, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği davalarından yargılandı.
İlk romanı ‘Bir Gün Tek Başına’, 1974 yılında yayımlandı. Bu roman sanatsal ve yazınsal görüşlerinden ödün vermeden sinematografik özelliklerin romana aktarıldığı üstün başarılı bir yapıt olarak heyecanla karşılandı. Türkali, ‘Bir Gün Tek Başına’da 27 Mayıs askeri darbesi öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımlı çıkmazını sergiler.
İkinci romanı ‘Mavi Karanlık’ ağır koşullarda aydınlar arası hesaplaşmaya dayanan umutsuz bir sevi romanı olarak 1983’te yayımlandı. Üçüncü romanı ‘Yeşilçam Dedikleri Türkiye’ Türk romanında bir dönüm noktasıdır denebilir. Bu yapıtında da Türkali, bir tarih parçasının karmaşasındaki Türkiye’nin çelişkilerle yüklü acı tatlı serüvenini bölüşen tanıklarıyla yüzyüze getiriyor okuyanları.
‘Bu Gemi Nereye’ (1985) adlı düzyazı, söyleşi ve soruşturmalarından oluşan kitabı, Türk Sineması üzerine araştırma yapacaklar için kaynakça niteliğindedir.
Önsözlerinde Türk Sineması’nın yapısı ile ilgili önemli açıklamaları içeren iki senaryo kitabı var: 1. Üç Film Birden -1979 (Bedrana, Kara Çarşaflı Gelin, Analık Davası) 2. Eski Filmler – 1984 (Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar, Güneşli Bataklık, Umutsuz Şafaklar).
1990’da yayımlanan Tek Kişilik Ölüm, gerçek kişilere ve gerçek olaylara dayalı bir dönem romanıdır. Daha sonraki on yıl boyunca Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği ‘Güven’ adlı iki ciltlik romanını yazar. Bu romanı rahat yazmak için 10 yıl Londra’da kalır.
Bunların dışında düzyazıları, söyleşileri, savunmaları ‘Tüm Yazıları Konuşmaları’ (2001), ‘Tüm Yazıları Konuşmaları 2′ (2014) adlı kitaplarda toplanmıştır. Ayrıca yazarın Kürt sorunu ile ilgili yazıları ‘Özgürlük İçin Kürt Yazıları’ (2002), ‘Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2′ (2014) adlı kitaplarında yer almaktadır.
‘Komünist’ (2001) adlı bir anı kitabı vardır. Bu kitap çocukluğundan ve tutuklanma sürecine kadarki yaşamından kesitler içerir.
2004 yılında yayımlanan ‘Kayıp Romanlar’ adlı romanı ise 90’lı yıllar Türkiye’sini, siyasi sürgünden ülkesine dönen emekli bir doktorun gözünden anlatır.
‘Kayıp Romanlar’ ayrıksı bir aşk romanıdır da aslında. Bir İstanbul romanıdır ancak romanın akışı İstanbul’dan Diyarbakır’a, oradan da İsviçre’ye kadar uzanır.
‘Yalancı Tanıklar Kahvesi’ (2009), 12 Eylül’e giden süreçte geçer. Kökleri o yıllara dayanan ve ağırlığını günümüzde çokça hissettiren toplumsal ve siyasal gelişmeler, çatışmalar, toplumsal güç olarak din ve sendikalaşmalar gibi konuların ve olayların sağlam bir fon oluşturduğu roman, 12 Eylül darbesine doğru giderken, kahramanlarının hayatları üzerinden farklı bir bakış açısı getiriyor.
2014’te Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ‘Bitti Bitti Bitmedi’ adlı romanında ise Türkiye’nin netameli mevzularından olan Ermeni meselesini mercek altına almıştır.
Vedat Türkali, senaryoları, oyunları ve romanları ile ulusal ve uluslararası alanda birçok ödül almıştır. ‘Bir Gün Tek Başına’ adlı romanı ile 1974 Milliyet Roman ödülü ve 1976 Orhan Kemal Roman ödülü; Çekoslovakya’da Carlovy Vary Film Festivali’nde ‘Bedrana’ filmiyle, 1982 Cidale, ‘Güneşli Bataklık’ ile 1982 sendika ödüllerinden başka ‘Dallar Yeşil Olmalı’ oyunu ile de 1970 TRT Sanat ödüllerini almıştır.
1 Mayıs 2004 – 1 Mayıs 2005 yılı, aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımı ile “Vedat Türkali Yılı” ilan edilmiştir. Çok çeşitli etkinliklerle geçen bu bir yıl, ilk kez yaşayan bir aydına armağan edilmiştir.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=40825

Editör - 30 Ağu 2016. Kategori Edebiyat, Haberler, Manşet. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes