‘Damatlar’ hapse mi girmeli? – Aydın ENGİN

Tartışma İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı ile başladı, AKP kurucusu, ağır topu Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter’le sürüyor…
Her iki damat da geçmişte Gülen Cemaati ile iyi ilişkileri olduğu için gözaltına alındılar, tutuklandılar ve kısa (ama çok kısa) süre sonra da tahliye edildiler. Tutuksuz yargılanacaklar(mış).
Birincinin uyku ile sorunu varmış, karakola gidip imza vermesi ve yurtdışına filan çıkmaması koşuluyla serbest bırakıldı.
Öteki için somut bir gerekçeye de ihtiyaç duyulmadı. Delil durumu, sabit ikametgâhı olması ve kaçma şüphesi olmaması yeterli bulundu ve serbest bırakıldı.
Darbe girişimine doğrudan katıldığına ilişkin somut kanıtlar olmayan, daha sonra darbe girişimini destekleyen etkinlikleri saptanmamış, ancak eskiden Cemaat, bugün FETÖ diye adlandırılan dinbaz örgüte yakınlıkları bulunan kişiler ille de yargılanacaklarsa tutuklu mu yargılanmalıdırlar, tutuksuz mu?
Biraz hukuk kültürü olan, ceza hukukunun temel kurallarından biraz haberi olan, yukarıdaki soruyu duraksamadan “Zaten tutuklanmaları yanlıştı” der. Savcıların elinde yeterli kanıt varsa soruşturma açar, iddianamesini yazıp mahkemeye sunar; mahkeme iddianameyi ciddi bulursa kabul eder ve yargılamaya başlar. Sonunda bir suç saptanır da hapis cezasına hükmedilirse sanıklar tutuklanıp hapse konur. Tersi durumda ise beraat eder.
Bu kadar yalın.
Böyle olmadı ve her iki damat da önce gözaltına alındılar, ardından mahkeme kararıyla (“Mahkeme” yerine “Sulh Ceza Hâkimliği” demek çok daha doğru) tutuklandılar. Birkaç gün hapiste kaldıktan sonra yine “Sulh Ceza Hâkimliği” kararıyla serbest bırakıldılar.
Kanımca damatlar hakkında verilen “tutuksuz yargılama” kararları hem Türk Ceza Kanunu’na, hem hukuka, hem adalete uygun.
Ama her iki karar da vicdan kanatıyor. 
Neden?
Cevap art arda kolayca sıralanabilecek sorularda yatıyor.
İçerdeki 13 can arkadaşımın her biri için tek tek yazarım. Biriyle yetineceğim:
Akın Atalay neden tutuklu?
Hayır çok eski arkadaşım olduğu için değil; babama bile vermeyeceğim yetkileri duraksamadan verdiğim kadim avukatlarımdan biri olduğu için değil; gazetemin en yetkili sorumlusu olduğu için de değil. Cumhuriyet yazar ve yöneticileri önce gözaltına alınıp sonra tutuklandıklarında Akın Atalay yurtdışında idi. Derin hukuk bilgisi ve “AKP hukuku”na ilişkin zengin deneyimleriyle tutuklanacağını biliyordu. Bile bile, bir saniye bile duraksamadan Türkiye’ye döndü.
Şimdi…
Ey sulh ceza hâkimliklerinde hüküm kesen yargıçlar, ey saçma sapan iddianamelerin altına imza atan hukuk fakültesi diplomalı savcılar, ey cumhurbaşkanlığını baş yargıçlık sanıp “Bunu onun yanına bırakmam… Ben bu makamda oturduğum müddetçe asla serbest bırakılmayacak…” gibi fetvalar veren “Reis” nam zat cevap verin:
Akın Atalay neden tutuklu?
Devam ediyorum:
Nazlı Ilıcak’ın yazdıklarından hoşlanmayabilirsiniz. Hoşlanmayan çok kişi var, biliyorum. Peki bu onun tutuklanması için hukuksal bir gerekçe midir? Yoksa 15 Temmuz gecesi bir tankın direksiyonunda filan mı gördünüz onu?
Ahmet Altan’ı, Mehmet Altan’ı, Murat Aksoy’u, Şahin Alpay’ı… Ah, hepsini ve herkesi burada sıralayamam…
Soruyorum: Bu meslektaşlarım neden tutuklandılar? 
Dikkat edin, “Neden hâlâ tutuklular” diye sormuyorum; “Neden tutuklandılar” diye soruyorum.
Kadir Topbaş’ın ya da Bülent Arınç’ın damadı olmadıkları için mi?
Başka bir cevabınız var mı?

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=42616

Editör - 12 Haz 2017. Kategori Köşe yazıları, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes