Atatürk’ün Almanya Gezisi ve Bad Kreuznach’daki Atatürk Salonu – Gürsel DEMİROK

Türk-Alman ilişkileri uzun bir tarihi geçmişe dayanır. İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler XIX. Yüzyıldan itibaren giderek askeri ve teknik işbirliğine dönüştü. Türk-Alman dostluğuna ve işbirliğine büyük önem veren Alman İmparatoru II. Wilhelm 1889, 1898 ve 1917 tarihlerinde üç kez İstanbul’u ziyaret etti. II. Wilhelm 15 Ekim 1917’de gerçekleştirdiği üçüncü ziyaretinden sonra, I. Dünya savaşındaki Alman savaş cephelerini ziyaret etmek üzere Sultan Reşat’ı Berlin’e davet etti. 73 yaşında olan Sultan Reşat rahatsız olduğundan, yerine kendisini temsilen Veliaht Mehmet Vahdeddin’i gönderdi. Aralık 1917’de Almanya’ya gelen heyette orduyu temsilen Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) da yer aldı. Türk heyeti ziyaretin ilk durağı olarak o tarihte Bad Kreuznach’ta Alman Genel Karargâhı olan Parkhotel Kurhaus’da kalarak, İmparator II. Wilhelm ile görüşmelerde bulundu.

Mustafa Kemal Paşa Çanakkale Savaşı sırasında “Anafartalar Kahramanı ve İstanbul’un kurtarıcısı“ olarak ün yapmıştı. Mustafa Kemal’in bu başarıları ve üstün yetenekleri başta II. Wilhelm olmak üzere Alman generallerince ve kamuoyunca çok iyi bilinmekteydi. Çanakkale Savaşında Osmanlı 5. Ordusuna komuta eden General Liman von Sanders , 17 Temmuz 1915 ‘te yazdığı bir mektupta , Mustafa Kemal’den “çok üstün yetenekli mükemmel ve cesaretli bir subay “ olarak söz etmişti . Mustafa Kemal Paşaya I. Dünya Savaşındaki üstün başarılarından ötürü 5 Eylül 1917 de Alman hükümeti tarafından II. Rütbeden Demir Hac Nişanı verilmişti. Bu itibarla Türk heyeti trenle Bad Kreuznach’a vardığında, Alman Subaylar Mustafa Kemal’e büyük ilgi gösterdiler. Genel Karargâh’taki görüşmelerde Mustafa Kemal Paşa’nın savaşla ilgili analizlerini dikkatle dinleyen İmparator, generallerinden, Mustafa Kemal Paşa’yla daha yakından ilgilenmelerini ve kendisiyle daha uzun görüşmelerini istedi.

Türk Heyeti müteakip günlerde cephelerde ve Krupp Silah Fabrikasında incelemelerde bulunduktan sonra Berlin’e geldi. Ziyaret boyunca yapılan temas ve incelemeler sırasında savaşı gidişatı görüşmelerin odağını oluşturdu. Heyet 1 Ocak 1918 de Berlin’den trenle İstanbul’a uğurlandı. Almanya ziyaretinden hemen sonra İmparator, Mustafa Kemal Paşa’ya Birinci Rütbe den Kılıçlı Cordon de Preusse nişanı verdi. Atatürk’ün bu seyahate ilişkin anıları kendi notları kullanılarak 1926’da bir Türk gazetesinde yayınlandı. Bu hatıralarda, İmparator II. Wilhelm ve generallerle yapılan görüşmeler geniş bir şekilde yer aldı.

1993 sonbaharında Mainz’a Başkonsolos olarak atandıkdan sonra bu gezi hakkında bilgi sahibi oldum. Araştırmacı Mehmet Önder’in “Atatürk’ün Almanya ve Avusturya Gezisi” başlıklı kitabında çok değerli bilgilerin yer aldığını gördüm. Almanya gezisinin ilk durağı olan şifalı suları ve kaplıcalarıyla ünlü Bad Kreuznach Başkonsolosluğumuz görev çevresi olan Rheinland-Phalz Eyaleti içindeydi. Savaş yıllarında Genel Karargâh olarak kullanılan bu şehirdeki tarihi bina daha ileriki yıllarda otele dönüştürülmüştü. Görev yaptığım tarihlerde adı Parkhotel Kurhaus olan otel, bir çok ünlü devlet adamının ve askerin buluşmasına tanıklık etmişti. II. Dünya Savaşından sonra, Fransa ile Almanya’nın uzlaşması amacıyla Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile Almanya Şansölyesi Kondrad Adenauer arasında 26 Kasım 1958’deki ilk görüşme de bu otelde gerçekleşmiş ve bu görüşmenin anısına otelin girişine bir plaket konulmuştu.

Türk- Alman ilişkilerinin her alanda yoğunlaştığı günümüzde, Atatürk’ün bu gezisinin anılmasının yararlı olacağını düşünerek Bad Kreuznach şehri Belediye Başkanı Rolf Ebbeke ve otelin Hırvat kökenli işletmecisi Gojko Loncar ile görüşmelerde bulundum. Kendilerine Atatürk’ün Almanya gezisi hakkında bilgi verdim ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun yurt dışındaki insanlarımız dahil halkımız için ne denli değerli olduğunu anlattım. Otelde bu gezinin anısına bir düzenleme yapılmasını önerdim. Verdiğim bilgileri başlangıçta temkinle karşılayan Ebbeke, kendi kaynaklarından bu geziyi ilişkin bilgi ve belgeleri araştırdı. Görüşmelerimizden birinde Ebbeke, Atatürk’ün gezisi hakkında yaptığı araştırmaları sırasında, Mustafa Kemal Paşa dahil Türk heyetinin Aralık 1917′de Bad Kreuznach ziyaretleri sırasında şehre gelen önemli şahsiyetlerin imzaladığı şehrin “Demir Defteri”ni de imzaladıklarını saptadığını belirtti. Otelin Hırvat kökenli yeni sahibi Gojko Loncar da, Atatürk’e büyük hayranlık duyduğunu ve Parkhotel’de Atatürk’ün gezisi anısına yapılacak her türlü düzenlemeye açık olduğunu ifade etti.

Belediye Başkanı ve Loncar ile yaptığımız toplantılarda ;Atatürk’ün bu ziyaretinin anısına tarihi otelin en görkemli salonlarından birine “Atatürk Salonu” adının verilmesini, salonun duvarlarına Türk-Alman tarihi ilişkileri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş yıllarına ait fotoğrafların asılmasını, salona koyulacak iki vitrine ise tarihi belge, obje ve kitapların konulmasını kararlaştırdık. Ayrıca, otelin girişine bir yazıt konulması konusunda da mutabık kaldık. Toplantıda ayrıca, otelde bir Türk haftası ile Atatürk sempozyumu düzenlenmesini kararlaştırdık.

Bu kararımızı takiben Türk ve Alman arşivlerinde gezi ile ilgili daha derin araştırmalarda bulundum. Alman Dışişleri Bakanlığı’nın ve Genelkurmay Başkanlığımızın arşivlerine girdim. Proje ile ilgili çalışma ve incelemelerde bulunmak üzere Almanya’ya gelen T.C. Kültür Bakanlığı’nın iki uzmanı da, salona konulacak vitrinlerde teşhir edilmek üzere objeler getirdiler. Yoğun hazırlıklar sonucunda Alman ve Türk arşivlerinden temin edilen belgelerin örnekleri ile fotoğrafları, Atatürk’ün yaşam ve devrimlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunu ve Türk-Alman dostluğunun tarihini anlatan bir kompozisyon içinde düzenleyerek, Atatürk Salonu’nu hazırladık. Salona astığımız Atatürk maskının altına, altın harflerle yazılı Almanca ve Türkçe Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” vecizesini koyduk. Otelin girişine konulan yazıtın hazırlanmasına özel bir titizlik gösterdik. Otelin girişinde Atatürk’ün maskının da yer aldığı yazıta “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) o tarihte Almanya’nın Genel Karargâh binası olan bu otelde 19-20 ARALIK 1917 tarihinde kalmışlardır. 23 NİSAN 1997” ibaresi altın harflerle Almanca ve Türkçe olarak yazıldı.

Atatürk Salonu ve Yazıtın açılışı, Atatürk’ün Almanya gezisinden 80 yıl sonra 23 Nisan 1997 tarihinde, bini aşkın Türk ve Alman seçkin bir davetli topluluğunun katıldığı görkemli bir törenle yapıldı. T.C. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç da beraberinde bir heyetle törende hazır bulundu. Tören mekânının, T.C. Kültür Bakanlığı’nca gönderilen Atatürk fotoğraflarıyla donatılması, törenin görkemini daha da arttırdı. Törende otel işletmecisinin eşi Monika Loncar ve tarafımdan yapılan konuşmalardan sonra, Belediye Başkanı Rolf Ebbeke, Rheinland Pfalz Eyaleti İçişleri Bakanı Walter Zuber ve T.C. Bonn Büyükelçisi Volkan Vural söz aldılar.

Monika Loncar konuşmasında, otelin yönetimini üstlendikleri tarihlerde, Konrad Adenauer, Charles de Gaulle, François Mitterand ve Helmut Kohl gibi tarihi ve önemli şahsiyetlerin otele geldiklerini bildiklerini, ancak modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün böyle bir ziyarette bulunduğunu ilk kez duyduklarını, Belediye Başkanı Ebbeke ve Başkonsolos Demirok’un “Atatürk Salonu Projesini” kendilerine açtıklarında bu teklifi düşünmeden hemen kabul ettiklerini belirterek, “tarihe dayanan ve gelecekte de devam etmesini arzuladığımız Alman-Türk dostluk ilişkilerini bu şekilde desteklemeyi arzuluyoruz” dedi. Monika Loncar’ın ardından yaptığım konuşmada, Türk-Alman tarihi ilişkileri ve Atatürk’ün Almanya gezisi hakkında bilgi verdim.

Bad Kreuznach Belediye Başkanı Rolf Ebbeke ise, 1917 yılında Bad Kreuznach”da bulunan Genel Karargâhı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün burayı ziyaretini dia gösterisi ile sundu. Büyük ilgi ile karşılanan dia gösterisi sırasında Ebbeke, 1913′de inşa olunan Kurhaus binasının I. Dünya Savaşı sırasında Genel Karargâh haline dönüştürüldüğüne işaretle, bu tarihlerde Genel Karargâha yapılan tarihi ziyaretleri, Karargâh da Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri temsilcisi olarak görev yapan Zeki Paşa’yı, 1918 yılında Bad Kreuznach’daki sel felaketi üzerine Osmanlı Sultanı V. Reşat’ın Bad Kreuznach halkına yaptığı 10 000 Mark’lık yardımı, o tarihlere ait fotoğraf ve gazete haberleri ile yansıttı. Bad Kreuznach şehrinin “Demir Defteri”ni de tanıtan Ebbeke, Defterin baş kapağının I. Dünya Savaşındaki müttefikleri simgelediğini ifade ile Defterde, Veliaht Vahdeddin, Mustafa Kemal Paşa ve Zeki Paşa imzalarının yer aldığı sayfayı dia ile yansıttı.

Rheinland-Pfalz Eyaleti İçişleri Bakanı Walter Zuber ise konuşmasında, yüzyıllardır gelişen Türk-Alman ilişkilerinin her iki ülkede Cumhuriyetin kurulmasından sonra daha da pekiştirildiğini anımsatarak özetle şunları söyledi: “Bunu baştan beri Weimar Cumhuriyeti ve Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert ile yakın temas içinde olan Cumhuriyetinizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Kurtuluş Savaşını müteakip 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin ilân edilmesinden sonra Atatürk’ün desteğiyle yeni başkent Ankara’da ilk büyükelçiliğini açan devlet Almanya olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk kalıcı bir Türk-Alman dostluğu için değerli katkılarda bulunmuştur. Atatürk, demokrasinin ilanı, laiklik ilkesi, kıyafet ve harf devrimleri ile modern Türkiye’nin geleceğini çizmiştir. Bu da İslam ile Batı kültürleri arasında alışverişi sağlamış, Türkiye’yi Batı’ya bağlamıştır. Hitler döneminde, ülkeniz ve Cumhurbaşkanınız Atatürk, Alman sanatçılarına, bilim adamlarına ve siyasi sebepten dolayı kaçanlara Türkiye’de sığınma hakkı vererek Alman halkına duyulan dostluğu ispatlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün her iki devletin ve ulusların arasında sürekli bir dostluğun gelişmesinde büyük katkıları vardır.” Bakan konuşmasında Almanya’daki insanlarımızdan da övgüyle söz etti.

Büyükelçi Volkan Vural da özetle şunları söyledi: “Bugün burada, tüm Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için manevi anlamı büyük bir tören için toplanmış bulunuyoruz. Bundan 80 yıl önce İmparator II. Wilhelm’in resmi davetlisi olarak, bu güzel binanın kapısından içeri giren iki insandan birisinin Türkiye’nin geçmişini, diğerinin ise Türkiye’nin geleceğini temsil ettiklerini elbette kimse bilemezdi. Sultan Mehmet Reşat yerine Veliaht Mehmet Vahdeddin Almanya’yı ziyaret ederken heyetinde, askerlik dehasını ve ününü daha o yıllarda duyurmuş Mustafa Kemal Paşa da bulunuyordu. Mustafa Kemal Almanların ve İmparatorun yabancısı değildi. Alman gazeteleri Atatürk’ten Çanakkale ve Kafkas savaşları kahramanı, Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa olarak bahsediyordu. Mustafa Kemal, bu ziyaretinde de gözlemlediği üzere, I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkılacağını, Osmanlı İmparatorluğu’nun ömrünü tamamladığını ve Türkiye’de yepyeni bir başlangıca ihtiyaç bulunduğunu biliyordu. Nitekim bu görüşlerini Veliaht Vahdeddin’e de anlatmış, ama olumlu bir tepki alamamıştı. Orduların başında cepheden cepheye koşarken, ülke şartlarını ve Türk insanının karakterini daha iyi anlayan Mustafa Kemal, Türklerin çağdaş bir toplum olarak ilerleme idealini görmüş ve geri kalmışlığın nedenlerine teşhisini koymuştu. Mustafa Kemal’in bu görüşleri, Dünya tarihinin akışına ilişkin akılcı bir analize dayanmaktaydı” . Büyükelçi konuşmasında, Türkiye ile Almanya arasındaki yakın ilişkilere de işaretle, Atatürk’ün bu ilişkilerin dostluk ve işbirliği temelleri üzerinde geliştirilmesine büyük bir önem verdiğini vurguladı.

Konuşmaları takiben, Atatürk Salonu ve Yazıtın açılışı yapıldı. Salonu gezen davetliler beğeni ve takdirlerini dile getirdiler, Yazıtın önünde fotoğraf çektirmek için sıraya girdiler. Türk Haftası ve Atatürk Sempozyumu boyunca da bu çalışmadan duyulan beğeni ve takdir dillendirildi. Açılış töreni basında da geniş bir yankı buldu. “Bad Kreuznach’ta Muhteşem Açılış” (Hürriyet). ”Bad Kreuznach’da Tarihi Gün” (Milliyet), “Almanlardan Atatürk’e Saygı” (Sabah), “Bad Kreuznach’da Anlamlı Açılış” (Türkiye), “Türk Ulusunun Gözleri Kurhaus’a Çevrilmişti. Atatürk Ziyaretinin 80.Yıl Açılış Törenine Büyük İlgi Vardı.” (Offentlicher Anzeige), “Atatürk Salonu Çocuklara Armağan Edildi” (Allgemeine Zeitung) gibi başlıklarla yayınlanan haberler, etkinliğe duyulan ilgiyi artırdı. Federal Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel de Bad Kreuznach’da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada yapılan düzenlemelerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kinkel, bu tür girişimlerin ikili ilişkilere karşılıklı resmi ziyaretler gibi katkıda bulunacağını ifadeyle, bu etkinliğin Türk-Alman ilişkilerinde atılan olumlu bir adım olarak nitelendirdi. Oteli ziyaret edenler arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Uluç Gürkan, Kültür Bakanı İstemihan Talay ve Zülfi Livaneli de yer aldı. Mülkiye’den sınıf arkadaşım Uluç Gürkan’ın salonu gezdikten sonra “ kendimi Anıtkabir’i ziyaret ediyormuşum gibi hissettim” şeklindeki sözleri, otele gelen tüm insanlarımızın duygularına tercüman niteliğindeydi. Zülfü Livaneli de Türkiye’ye dönüşünde Milliyet’teki köşesinde kaleme aldığı 18 Mayıs 1997 tarihli “Park Otel’de Atatürk Salonu” başlıklı yazısında salon ile ilgili izlenimlerini aktararak, çalışmamızı şu ifadelerle övdü: “Bu salonun hiç de dar milliyetçilik kalıpları içinde düşünülmediğini, tarihe tanıklık eden bir kültür ortamı içinde bulunduğumuzu düşündüm ve sevinç duydum. Gürsel Demirok’a bu ilginç otele Türkiye’den turistlerin gidip gelmediğini sordum, yanıt ne yazık ki olumsuzdu. Gürsel Demirok bu salonu ve oteli Türkiye’ye yeterince tanıtamadıklarını düşünüyordu. Oysa otel Türkiye’den gidecek turistler için olağanüstü bir kültür merkezi olmasının yanı sıra bu derece Cermen kültürüne gömülmüş bir oteldeki Atatürk salonuyla karşılaşma sürprizlerini ve genç Mustafa Kemal’le aynı otelde aynı binada birkaç gün geçirme olanağını sağlayacak ilginç bir deney olabilirdi.”

Açılışın ardından bu çalışmayı kalıcı kılmak amacıyla “Atatürk, Modern Türkiye’nin Kurucusu Almanya’da” adlı bir kitap hazırladım. Türkçe ve Almanca hazırlanan kitapta, Atatürk Salonu’nda yansıtıldığı gibi bir taraftan Atatürk’ün yaşam ve devrimleri diğer taraftan Atatürk’ün Almanya gezisi dahil, Türk-Alman ilişkilerinin tarihçesi tarihi belge ve fotoğraflarla anlatılmakta. Ayrıca, Salonun açılış töreninde yapılan konuşmalara ve Atatürk Sempozyumu’nda sunulan tebliğlere, fotoğraflarla yer verilmekte. Atatürk’ün gezisiyle ilgili bütün çalışmalarda Başkonsolosluk mensuplarımızın yanı sıra dostlarım tasarımcı Galip Yılmabaşar ile iç mimar Barbel Mietzschke önemli ve değerli katkılarda bulundular. Görev bölgemizdeki insanlarımız ilgi ve desteklerini esirgemediler. Mainz’daki görevim 1997 sonbaharında sona erdiğinde unutulmaz anılarla Ankara’ya döndüm.

O yıllarda olduğu gibi bugün de dileğim, Türk ve Alman gençlerinin Atatürk’ü daha yakından tanımaları, iki ülke arasındaki tarihi ilişkileri daha iyi bilerek, birbirlerini daha çok anlamaları. Türkiye’den resmi düzeyde yapılacak ziyaretlerde, turist olarak gerçekleştirilecek gezilerde insanlarımızın Bad Kreuznach’a uğrayarak bu tarihi mekânı görmelerini de arzu ediyorum. Bir dileğim de Atatürk’ün gezisinin 100. Yıl dönümü olacak 2017’de bu otelde, iki ülke ilişkilerinin tarihi açıdan ele alınacağı bir sempozyum düzenlenmesi.

 

A.GÜRSEL DEMİROK

Başkonsolos (E)

demirokg@gmail.com

 

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=42712

Editör - 29 Haz 2017. Kategori Mülkiye'den Damlalar, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes