Hayat Üzerine Diyaloglar-10/ Devrimcilik Sadece Eylem Üretmek Değildir-Oktay Etiman abimiz için – Naim KANDEMİR& Cengiz TÜRÜDÜ

Cengiz- Bu serideki diyaloglarda İnzivadakilerden daha fazla bilgi materyali naimkandemircengiztürüdü

kullandık.

Naim- İkinci seri diyalogların şöyle bir ortak özelliği var: Bu diyaloglarda daha çok “bizim mahallenin” dışına çıkıldı, konular olarak. Kadraj daha genişledi. Ama bazıları bunun ne kadar farkında bilmiyorum.

İnziva Diyalogları yayınlandıktan sonra gözlemledik. Dünya değişti, ülke değişti ama birileri ısrarla “yine ordan bakalım,” dedi. Ordan baktın da ne oldu?

Cengiz- Zeka yetmiyor, şartların da uygun olması lazım.

Naim- Şartlar müsaade edecek, imkânlar elverişli olacak…

Cengiz- Bir örnek vereyim. 12 Eylül’den sonra bir senin evine, bir de tıplı Şükrü’nün evine gidebildim. Üçüncü bir eve gidemedim. Düşün bak. Güya yoldaştık. O kadar insan vardı…

Naim- Burada senin yapabileceğin bir şey yok. İnsanlar kaçıyorsa, uzak duruyorsa senin yapabileceğin bir şey yok. Şimdi bir örnek vereyim: Oktay Etiman.

27 Temmuz’da Çanakkale’de bizde kaldılar. Hastalığına yenilmemek için hâlâ mücadele veriyor Oktay abi.

Oktay abi, ketum birisi. Dışarıdan bakanlar, onu tanımayanlar, pek konuşmadığı için onu soğuk bile bulabilirler. Özellikle geçmiş hareket ve bu bağlamda yaşadıkları hakkında pek konuşmayan birisi.

Çok sigara içiyordu. Hastalığı başlayana dek de içti sigarayı. Şimdi bakıyorum. Gençliğinde, Oktay abinin yanındaki insanlar, yoldaşları öldürülmüş, en yakın arkadaşları, birlikte mücadele edip eylemler yaptıkları arkadaşları, Mahir ve diğerleri hep öldürülmüş, üstüne 14 yıl civarında hapis yatmış.

Şimdi bu insanı, dışarıdan bakanlar anlayabilir mi? Niye onların beklediği gibi konuşup dursun ki?

Biz olsak onun yerinde konuşabilir miydik? Ona uzaktan bakanlar onun yaşadıklarını yaşamadı ki… Onun yaşadıklarını sen yaşa bakalım ne olacaktı? Belki intihar edecektin, belki delirecektin… Oktay abi o kadar eziyete, zora rağmen çok güzel bir noktada durdu. İdeolojik olarak da taviz vermedi. Çok temiz bir hayatı oldu.

Bırak 68’i, bizim kuşakta 4 yıl devrimcilik yapıp da pespâyeleşen binlerce insan oldu bu ülkede.

Cengiz- Savrulmadı. Hiç leke sürmedi geçmişine. 14 yıl değil, 14 gün hapis yatıp da manyak olan bir sürü insan var.

Naim- Oktay abinin yaşadığının çeyreğini yaşamayıp da destancılık yapanlar var, politik destancılık! Kardeşim, senin yaşadığından daha fenasını yaşayanlar var bu ülkede. Bak bakalım; onlar ne yapıyor, sen ne yapıyorsun?

Cengiz- Mahir çok zeki adamdı, öldürüldü işte. Hüseyin İnan da çok zekiydi. 23 yaşında öldürdüler onu da.

Naim- Benim en yazıklandığım, vahlandığım ölüm Mahir’in ölümü oldu. Kişisel yeteneklerinden dolayı. Onun kaybı Türkiye’nin kaybı, devrimcilerin kaybı. Yeri doldurulamayınca bu acı daha da derinleşiyor Cengiz.

Cengiz- Oktay abiler bizim kahramanlarımız. Saygımız, sevgimiz sonsuz Oktay abiye. Görsem elini öperim, görsem yüzünü öperim. Elimde imkânım olsa her şeyi önüne sererim. Bunlar bizim kahramanlarımız, bunlar bizim anıtlarımız, mücadelemizin onur anıtları.

Bu insanlara böyle bakacağız ve saygıda kusur etmeyeceğiz. Eğer ahlaklıysan, devrimciysen, insansan, vicdanın varsa; bu insanlara saygıda kusur etmeyeceksin. Gerekli saygıyı, hürmeti göstereceksin.

Naim- Geçmişin sözde şeflerini görüyoruz işte. Hepsi öyle değil ama kimlerin ne halde olduğunu duyuyoruz, görüyoruz.

Cengiz- Adam bana, 12 Eylül’den önce yoldaş diyordu. Bu kadar hastalık çektim, çıldırdım, komalara girdim. Birkaç kişinin dışında kimse yoktu yanımda, biliyorsun.

Naim- Demek ki Cengiz, bir arada olmak zorunluluktanmış. Örgüt bağı yetmiyor. İnsani bağ, arkadaşlık bağı, sadece örgüt bağıyla kurulabilecek, inşa edilebilecek bir bağ değilmiş.

Cengiz- Hayatta eylem üretmek değil sadece devrimcilik. Benim Lenin’den, Marks’tan, Engels’ten ve Guevara’dan öğrendiğim devrimcilik şu: sadece eylem, sadece teori üretmek değil; aynı zamanda sevgi bağını, dayanışma bağını geliştirmek.

“Küba’da Sosyalizm ve İnsan” kitabına bak. Orada baştan aşağıya, Guevara hayatını, devrimciliğini hep sevgi üzerine kuruyor, hep humanizma üzerine kuruyor.

Mesela, Michael Löwy’nin kitabına bak. Guevara, sosyalizmde en güzel humanist çizgiyi tutturan adam. Onun evrenselleşmesinin nedeni sadece o yakışıklılığı, yıldızlı beresi değil, onun o kadar tutulmasının, sevilmesinin sebebi; sanatçı, şair olması, müthiş bir kalbe, duyguya sahip olması ve sevgi insanı olması ve bilge olmasıdır.

Naim- Sadece sol klasikler okuyarak, sol argümanlar kullanarak olmuyor. Demek ki bunu sağlayacak olan; insanın önce karakteri, bir de bunun üstüne sanatı, kültürü, çeşitli uğraşları, ahlakı koyabilirsen oluyor. Bunları yapabilirsen, kalıcı arkadaşlık bağını ortaya çıkartabiliyorsun. Öbür türlü, örgüt dağılınca hepsi dağılıyor.

Cengiz- Bildiğim insanlar var; 25 sene küfrettiler, 25 sene devrimcilik, sol, sosyalizm laflarını ağızlarına almadılar. Zor durumda kalmış bir arkadaşına bir çay bile ısmarlamadılar. Kimsenin acısını paylaşmadılar.

Şimdi bunlar kalkmışlar orda- burda, gecelerde hâlâ destan yazdıklarından bahsediyorlar.

Naim- Tabii bunların çoğu altmışlı yaşlarına geldi. Geride ne var hayatlarında? Mülkiyet yapmıştır çoğu. Şimdi, hayatlarının neresine koyacaklarsa koysunlar bu mülkiyetlerini. Bu tatmin etmiyor, bu değil ki hayat.

Ölümüne çeyrek kala; geçmişteki arkadaşlarını hatırlıyor, gecelerde boy gösteriyor, nostalji yapıyorlar. Artvin’in kurtuluşu 7 Mart, Adana’nın kurtuluşu 5 Ocak geceleri gibi, bunlar da o gece senin, bu gece onun, arzı endam ediyorlar.

Cengiz- Biz İnziva Diyalogları’nda meseleyi çok iyi koyduk. Bilgelik, sanat, felsefe, estetik, ahlak… Bunlar olmadan olmuyor, olmaz kardeşim olmaz!

Naim- Bazıları başta rahatsız oldular ama şöyle serinkanlı bir düşündüklerinde, kendi başlarına kalıp; ışığı karartıp başlarını yastığa koyduklarında; yok ya, gün ışığında ben bu adamların yazdıklarına çok sert-mert dedim ama doğru söylüyorlarmış, diyorlardır kendilerine. Dile getirmeleri kendilerini inkâr olacağı için, bunu dile getiremezler tabii. Aynaya bakıyor ama görmüyor kendini, gören de korkuyor aynadaki silüetinden, susuyor.

Cengiz- Beyni keçeleşmiş onların keçeleşmiş. Biz iyi bir damar yakaladık: Nazımlar, Ahmed Arifler, Kıvılcımlılar, Enver Gökçeler, Mahirler…

Naim- Bugün Türkiye’de faşizm gelir, elli yıl sonra devrim olur, Türkiye kalır-kalmaz; . bizim eleştirdiğimiz insanlar kalmayacak yarına; konuştuğumuz, beslendiğimiz insanlar yarına kalacaklar. Çünkü doğru yolu onlar bulmuş, doğruları onlar söylemiş, yazmış.

(04.10.2017)

NOT: Biz Cengiz’le bu telefon diyaloğunu 4 Ekim 2017 günü öğleden sonra yaptık. 5 Ekim 2017 sabahı Oktay abiyi kaybettiğimizi öğrenince, bu haberi telefonda Cengiz’e vermem çok zor oldu.

(04.10.2017)

NOT: Biz Cengiz’le bu telefon diyaloğunu 4 Ekim 2017 günü öğleden sonra yaptık. 5 Ekim 2017 sabahı Oktay abiyi kaybettiğimizi öğrenince, bu haberi telefonda Cengiz’e vermem çok zor oldu.

 

 

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=42829

Editör - 5 Eki 2017. Kategori Mülkiyeden, Mülkiyeli Yüzler. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes