Almanya ile ilişkiler nereye? – Gürsel DEMİROK

Türkiye ile Almanya arasındaki siyasi ilişkiler son dönemde gerilimli bir süreçten geçmekte. İki ülkenin üst düzey siyasileri karşılıklı sert eleştirilerde bulundular, kapalı kapılar önünde tartışılacak pek çok konuyu kamuoyu önünde ulu orta tartıştılar. Popülist söylemlere, hamasete ağırlık verdiler.

Son dönemde yaşanan siyasi gerginlik ortamında, her iki ülkedeki basın yayın organlarında zaman zaman önyargıların ve klişelerin egemen olduğu haberler yer aldı. Alman basını bilhassa seçimler öncesinde Türkiye ile ilgili haberlere olumsuz çerçevede yoğunluk verdi. Almanya’da ve Avrupa’da başka konu, sorun kalmamış gibi hep Türkiye karşıtı haberler yapıldı. Liderler arasında yapılan tartışma programının dahi büyük bölümü Türkiye hakkında cereyan etti. Haberlerin yüzde 95 civarında yanlı ve olumsuz olduğu görüldü. .  Bazı siyasilerimizin Almanya’ya yönelik ağır söylemlerine, OHAL sürecinde, demokrasiye, insan haklarına ve ifade özgürlüğüne uygun olmadığını düşündükleri kimi uygulamalara ve tutuklamalara geniş yer verildi.

Buna mukabil terörle mücadele bağlamındaki hassasiyetlerimiz hep görmezden gelindi. Alman basını bu konuya da son derece tarafgir yaklaştı. Türkiye’yi daha iyi anlamaya hiç çalışmadı. Geçtiğimiz birkaç sene zarfında ülkemizin başta darbe girişimi sırasında olmak üzere terörle mücadelede yaşadığı travmayı hiç anlamadı. Darbe girişimi başarısız kaldığı için belki bu konuyu yeterince irdelemediler, anayasanın korunması için verilen mücadeleyi takdir etmediler. Türkiye’nin düzensiz göçü engelleme konusunda yaptığı muazzam katkıyı da yeterince değerlendirmediler.

Alman basınında çıkan Türkiye aleyhtarı haber ve yorumlara tepki olarak Türkiye’deki  basın organları da Almanya karşıtı haber ve yorumlara ağırlık verdi. Alman siyasilerin ve medyasının Türkiye’ye yaklaşımı eleştirildi. Almanya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde yükselen ırkçılık, bu ülkelerde yaşayan insanlarımıza karşı yöneltilen saldırılar, Avrupa’daki Türkiye kökenli terör örgütü yandaşlarına karşı başta Almanya bu ülkelerde gösterilen hoş görü, iltica başvuruları bu çerçevede medyada sık sık işlendi. AB ile ilişkilerde başta Almanya, kimi ülkelerin süreci yokuşa süren politikaları sert eleştiri konusu oldu.

Oysa, Türkiye ile Almanya arasında yüzyıllara dayanan, çok geniş bir alana yayılan,  yakın bağlar, köklü ilişkiler bulunuyor. 1960’lı yıllardan itibaren çalışmak üzere Almanya’ya giden insanlarımız, ayrıca her sene tatil için Türkiye’ye gelen Alman turistler, Türkiye’ye yatırım yapan Alman işadamları ile birlikte ekonomik ve toplumsal ilişkiler daha da pekişmiş durumda. İki ülke arasındaki çok özel, çok boyutlu ve kapsamlı ilişkileri günlük politikanın sert rüzgârları etkilememeli, tehlikeye düşürmemeli. Nitekim son dönemde bu yönde bir arayış gözlenmekte. Kapalı kapılar ardında sürdürülen temasların yanı sıra, bazı düşünce kuruluşları ve iş dünyası  iki ülkenin çok boyutlu ilişkilerini masaya yatırmakta. İlişkilerde normalleşmenin yolları araştırılmakta.

Bu bağlamda bir düşünce kuruluşunun Ekim ayında Berlin’de düzenlediği bir toplantıya ben de katıldım. Toplantı “Zor Dönemden Geçen Türk-Alman İlişkileri ve Medya” üzerineydi. Toplantıda, genç kuşakların pek bilmediği iki ülkenin tarihi ilişkilerine değindim. Angora Yaşam’ın geçen sayısında kaleme aldığım, Mustafa Kemal’in (Atatürk), Veliahd Mehmet Vahdettin ile 100 yıl önce (17-31 Aralık 1917) gerçekleştirdiği Almanya gezisini anlattım. Türk heyetinin kaldığı, o yıllarda Alman Genel Karargahı olan bugünkü Parkhotel’in tarihi önemine işaret ettim. Mainz Başkonsolosu olarak gerçekleştirdiğimiz girişimlerle 23 NİSAN 1997 de otelde  açılan Atatürk Salonu ve otelin girişine konan Atatürk panosundan söz ettim. Cumhuriyetin ilk yıllarında sürdürülen yakın ilişkilere, genç Cumhuriyetin gerçekleştirdiği reformların Almanya’da ne denli yakından izlendiğine değindim. 1933’den Almanya’da meydana gelen siyasi gelişmeler sırasında bine yakın Alman bilim adamı, hukukçu, yazar, mühendisin vs. Türkiye’ye siyasi ilticada bulunduğunu söyledim. Almanya’da yaşayan insanlarımızın, bu ülkeyi ikinci vatan olarak benimsediğini ve burada kalıcı bir varlık haline geldiğini belirttim. Günlük politikanın sert rüzgârlarının bu ilişkileri tehlikeye düşürmemesi gerektiğini vurguladım.

Medyadaki haber ve yorumlara da değindim. Toplantıda belirtiğim gibi, Türk basını Almanya’ya ilişkin gelişmeleri  her zaman yakından izlemekte. Keza Alman basını da her dönemde Türkiye’deki gelişmelere ilgi duymakta. Bu gelişmeler yansıtılırken zaman zaman eleştirel yaklaşımlara da rastlanmakta. Kalıplaşmış  önyargılar, olumsuz, sansasyonel haberler sık sık  boy göstermekte. Basın özgürlüğü doğal olarak çok önemlidir. Ancak gazeteci kamunun gözü kulağıdır. Bu açıdan da sorumluluğu büyüktür. Kamuyu yanıltıcı, yanlış algılar yaratıcı haberlerden özenle kaçınmalı, oto kontrol mekanizmalarını iyi işletmeli.

Almanya’da seçim oldu. Her seçim yeni bir sayfa, yeni bir umut ve yükselen beklentilerdir. Sorunların çözümü için bir fırsattır. Önümüzdeki dönemde iki ülke ilişkilerinde normalleşmenin sağlanmasına yönelik adımlar atılması beklenmekte. Siyasilerin kamuoyu önündeki demeçlerinde  yumuşama olması, diyaloga, diplomasiye ağırlık verilmesi umulmakta. İki ülke arasında dostluk ve işbirliği temelleri üzerinde gelişen ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağına inanılmakta.  Tarihi ve kültürel geçmiş, yoğun ekonomik, teknik, toplumsal ilişkiler, turizm, bu ülkede yaşayan milyonlarca insanımız vs. yanı sıra bölgemizdeki gelişmeler de böyle bir normalleşmeyi zorunlu kılmakta.

Avrupa’nın sanat, müzik, kültür merkezi olan Berlin’de kaldığım kısa süre  içinde şehir turu  da yaptım. Eski dostlarımdan Değer Akal ve Ayhan Şimşek ile birlikte şehri gezerek, şehrin  sembollerinden tarihi Brandenburg Kapısını, Parlamento binasını, Müze Adasını, Berlin Duvarını, Doğu Berlin ile Batı Berlin arasında bir kontrol noktası olan  Checkpoint Charlie’yi,Yahudi soykırımı anısına yapılan Holocaust Anıtını, Atatürk’ün 100 yıl önceki Almanya gezisi sırasında gezinin son durağı olan Berlin’de kaldığı Adlon Otelini vs. görme imkanım oldu. ”Keşke Adlon otelinde de Atatürk’ün  anısına bir düzenleme yapılsa.” dedim. Tarihi yapıları, müzeleri, geniş caddeleri dolanırken Holocaust Anıtı’nın yakınlarında geniş bir meydanda bir mitinge  denk geldik. Ayhan Şimşek,” Irkçılığı ve yabancı düşmanlığını kınama mitingi. Mitinge Türkler de destek veriyor.” dedi. “Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yükselen ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını önlemenin ilacı Türkiye .” dedim.

Ankara’ya döndüğümde Değer Akal, Almanya’nın güçlü yayın kuruluşlarından Deutsche-Welle ‘nin (DW) hazırladığı bir videoyu gönderdi. Video, Atatürk’ün, Veliahd Vahdettin’le 100 yıl önceki Almanya gezisine ilişkin. Videoda, Angora Yaşam’daki yazımda dile getirdiğim hususlara da yer verilmiş. Bad Kreuznach  Parkhotel Kurhous’daki Atatürk Salonu ve otelin girişine konan pano videoda yansıtılmış. Otelin o tarihteki işletmecisiyle yapılan söyleşi paylaşılmış. Atatürk’ün tarihsel büyüklüğü anlatılmış. Atatürk’ün Almanya için önemi, Türkiye’nin batıya dönük sembol ismi olması ve batıya dönük modern yüzü olması şeklinde vurgulanmış.

Değer Akal, YouTube da “ Atatürk 100 yıl önce Almanya’daydı” başlığı ile yayınlanan video ile ilgili olarak gönderdiği mesajda “ Alman gazeteciler yapmış. Bilseydim gazetecileri sizinle görüştürürdüm. Bu kadar tesadüf olur. Ne mutlu size. Sizin Atatürk kitabını da göstermişler.” diye yazmış. Gerçekten mutlu oldum Almanların böyle bir video hazırlamalarından. Türkiye’de çok kimsenin farkında olmadığı Atatürk’ün 100 yıl önceki gezisini hatırlatmalarından. Video’yu facebook’daki sayfamdan veya youTube’ dan izleyen o yıllardaki yoğun girişimlerimizin, çalışmalarımızın tanığı bazı dostlarım ise, videoda benden ismen bahsedilmemesinden üzüntü duymuşlar. Bir değerli dostum youTube’da yorumda bulunarak , ”Güzel bir video olmuş, kutluyorum. Bu projeyi otele sunan o zamanki Mainz Başkonsolosu Sayın Gürsel Demirok ile de bir söyleşi yapılsaydı veya hitaben Demirok adı geçseydi daha iyi olurdu. Yine de bu tarihi olayı hatırladığınız için teşekkür ediyorum.” yazmış. Dostumun belirttiği gibi, ilişkilerin gergin bir dönemden geçtiği bir dönemde  DW’nin böyle bir video hazırlaması, tarihi bir olayı hatırlatması kutlanmaya değer. İzlemenizi öneririm.

Gürsel Demirok

E.Başkonsolos

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=42961

Editör - 14 Kas 2017. Kategori Mülkiye'den Damlalar, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes