Bir boşanma protokolü – Sevilay ÇELENK

Geçtiğimiz günlerde medyaya bir boşanma protokolünün içeriği düştü. Şahsen başıma Malkoçoğlu’nun gürzü düşse ancak bu kadar sarsıntı yaşardım. Anlaşıldığı kadarıyla beş altı yıl kadar sürmüş bir evlilik sona eriyor ve boşanma sırasında genç bir adam karısına ve dört yaşındaki çocuğuna aşağı yukarı küçük bir ülkenin halkını ferahfeza geçindirecek bir parayı tazminat ve nafaka olarak veriyor. Hürriyet’ten Oya Armutçu’nun yazdığı ve sonra başka birçok mecrada da yer verilen bu habere giderek, söz konusu boşanma protokolünün neleri içerdiğine sizin için tekrar baktım. Yukarıda link verdim ama oralara gidip geri gelmemeniz ihtimalini bertaraf etmek için protokolü hiç kısmadan buraya da alayım istiyorum. Zira her satırın apayrı bir haber değeri var. Değil kısmak, her satırı ayrı ayrı detaylandırarak Ufak Tefek Cinayetler tadında tefrika etsek yeridir… Şöyle diyormuş bu protokol:

Murat Genç eşi Nazan Genç’e;

Mal paylaşımından doğan hakların, maddi ve manevi tazminat karşılığı olarak 6 milyon 500 bin dolar verecek. Bu tazminat dört ayrı senet düzenlenerek, 21 Aralık 2018’e kadar ödenecek.

Murat Genç, eşi ve oğlu adına özel bir bankaya 2019 yılı Mayıs ayından başlamak kaydıyla her yıl ocak ayında 500 bin pound olmak üzere 10 yılda toplam 10 milyon pound yatıracak.

Oğlunun velayetini de alan Nazan Genç, soyadını kullanmayı sürdürecek ve evlenmediği sürece ayda 100 bin lira “yoksulluk nafakası” alacak. Murat Genç oğluna ayrıca 30 bin lira “iştirak nafakası” verecek. İki nafaka da her yıl TEFE oranında artırılacak. İştirak nafakasına ek olarak Murat Genç oğlunun, “Yurtiçi, yurtdışı eğitim, öğretim, kurs, sağlık, okul servisi, ulaşım, spor ve hobi faaliyetleri, seyahat ve tüm bakıcı giderlerini” de karşılayacak.

Murat Genç, en geç 1 Ekim 2018’de bitirilecek Ulus/Etiler’deki lüks bir projedeki 3+1 daireyi eşine devredecek. Devir işlemi yapılmazsa Nazan Genç’e 3 milyon dolar ödenecek. Murat Genç, Ayvalık’ta seçeceği bir daire, Ankara’da oturdukları lüks müşterek evi de eşine devredecek.

Genç, Ankara Dikmen’de 35 gayrimenkulü de eski eşi ve oğluna devredecek. Bu devir ve tescillerin süresi içinde yerine getirilmemesi halinde ise Murat Genç eski eşine 45 milyon lira ödeyecek. İşlemlerin masrafları da Murat Genç tarafından karşılanacak.

Murat Genç, oğlunun adını taşıyan lüks yatı boşanma kesinleştikten sonra 15 gün içinde eski eşine devredecek. Yatın yakıt, bakım, ekip her türlü yolculuk masrafını Murat Genç karşılayacak.

Ankara plakalı lüks araç da Nazan Genç’e devredilecek.

Yine Genç’in sahibi olduğu havayollarına ait jet 15 gün önceden bildirilmek koşuluyla eski eşi Nazan Genç’in kullanımına tahsis edilecek. Uçağın bakım, uçuş ekibi, her türlü yolculuk masrafı da Murat Genç tarafından ödenecek.

Fakat ne kadir kıymet bilir bir gençmiş bu Murat Genç!

Bilhassa bu jet kısmı bana gerçekten “jetti.” Telefonu çeviriyorsun ve karşı tarafta emrinize amade olan insanlardan birine, “Şu jeti 15 Nisan günü için bana ayırtıverin, bir Casablanca’ya gidip gelicem” diyorsunuz. Vallahi benim dilim bile dönmez bu cümleye. Yerin dibine filan geçerim. Ne jeti, ne ayırtması, ne Casablanca’sı? Millet kuru baklagilin kilosuna gelen zamla bunalıma giriyorken hem de… Üstelik büyük ihtimalle yerli dizilerimizin senaristleri gibi ben de bir jet rezervasyonu yaptırmanın hayalini bile yanlış kuruyorumdur. Muhtemelen her şey bambaşka bir düzlemde cereyan ediyordur.

Benim anlamadığım şey, Murat Genç’in olsa olsa 13 – 15 yıllık bir iş tecrübesiyle bu denli büyük bir serveti nasıl edindiği. Üstelik bu gördüğümüz uçsuz bucaksız bir servetin sadece nafakası… Murat Genç 30 küsur yaşında bir insan olsa, hayat ve iş tecrübesi de 17 yaşlarında filan başlamış olsa, nereden birikiyor bu milyon dolarlar, bu milyon poundlar? Arkadaş nasıl oluyor bu? Zenginin malı züğürdün çenesini yorar bile diyemiyoruz. Çeneden filan geçtik artık, moda deyişle resmen beynimiz yanıyor!

Şimdi bunca para anadan babadan geliyor desen, bu biraz zor görünüyor. Türkiye’de analar babalar servetlerini öyle kolayına yedirtmezler. Evlatlarını seçip ayırarak belli bir miktarı belli bir evlada yedirirler yedirmesine de kendileri hayattayken asla bu derece dağıtmazlar. Her şey normal şartlarda seyrederse, ancak 90’larında filan vefat ettiklerinde evlatların eline bir şeyler geçer. Evlatlar da artık 60’ına 70’ine filan gelmiş olduğundan, kısmen hastane, bakıcı masrafı filan yapılır bu servet. Kalanı da kalır. Kısacası bir torun torba filan çıkıp, paraları cazda barda yiyene dek o para öyle harcanmadan kuşaklar devirir.

Tabii bizim Hulusi Kentmengillerden filan bildiğimiz zenginlik bu değildi ya! Bunlar zamane yerli dizilerindeki gibi, genç yaşta malı mülkü, yatı katı, holdingi ve jeti bünyelerine sular seller gibi katmış genç ve acar iş insanları. Bunlar yeni Jet Sosyete. Bunlar işin artık ibişini çıkarmışlar…

Yerli dizilerde bunları izledikçe her defasında senaristlerin çok asılsız bir zenginlik anlayışları olduğunu düşünür ve hatta orada burada bu asılsız varsıllık kavrayışı üzerine konuştuğum da olurdu. Bilhassa şu özel uçaklar ve jetlerle sevgililere jestler yapmaya illet olurdum. Her şey Adını Feriha Koydum isimli diziyle başlamıştı sanırım. Üniversite çağındaki Emir (genç millilerden Çağatay Ulusoy tarafından canlandırılıyordu), sevgilisinin ne zaman gönlünü almaya ya da ona bir jest yapmaya kalksa, elinden tutup bir özel uçağa doğru yürüyordu. Uçuşu takiben bu üniversiteli çift bir yerlerde gezip tozuyor ve ertesi güne kalmadan okul koridorlarına dönüyordu. Arkadaş diyordum; ortamı romantize edeceksiniz anladık da, bir limuzin kiralamak neyinize yetmiyor? Kaç üniversite öğrencisinin emrinde özel uçak var, kaç kişi sevgilisine böyle bir jest yapıyor? Bi gerçekçi olun, bi ayağı yere basan zenginlik kurgusu yapın, bu nedir ya filan diyordum. Oysa ki kazın ayağı öyle değilmiş…

Meğersem hayat da varsıllık da benim tahayyül edebildiğim bir ufku caaart diye yırtarak uzaya fırlayalı çok olmuş. 8 Mart hasebiyle katıldığım bir panelde sormuştum; çevrenizde hiç uçak kiralayarak sevgilisine jest yapan genç var mı? Niçin bu kadar acayip bir aşk tahayyülü dayatılıyor genç kadınlara? Salonda bir suskunluk olmuş ve ben de bunu tabii ki etraflarında jetli jestler olmadığı konusunda benimle mutabık olmalarına yormuştum. Fakat o konuşmamın üzerinden on gün geçmeden ortaya dökülen şu boşanma protokolünü görünce dedim ki, İstanbul semalarında dört dönen jetlerden bihaber olmam karşısında bir şeyler demek yerine, susma nezaketi gösterdiler herhalde… Mahcup oldum.

Neyse ki söz konusu boşanma protokolüne tek şaşıran ben değilim. Ekşi Sözlük’te bu protokolle ilişkili olarak açılan başlığın altına 27 sayfa giriş yapılmış. Bir yazar, “Adamın yerinde olsanız, kadının bildikleri karşısında daha neler verirdiniz” filan demiş. Bir başkası, “Google’a Murat Genç ve Osman Gökçek yazın da malum jetle ilgili haberlere bir bakın” demiş imalı imalı.

Kim bilir ne demek istemiş… Ben bilemiyorum tabii.

Senaristler bunu da açıklasın.

(gazeteduvar.com.tr’den alınmıştır.)

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=43179

Editör - 23 Mar 2018. Kategori Mülkiyeli Köşe Yazarları, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes