‘’ Gelenek ezilen şekerlerdedir ‘’ – Semih ÖZCAN | Ceride-i Mülkiye

‘’ Gelenek ezilen şekerlerdedir ‘’ – Semih ÖZCAN

      Şu anki yönetimden sevgili Mehmet’in (Değerliyurt ) sosyal medya sayfasında bir fotoğraf..yanında Kanuni’nin rekorunu kırmaya azmetmiş  Mülkiye bültenlerindeki fotoğrafların vazgeçilmez yüzü sevgili Erdal…ve bir not: ‘’..Biz buradayız..hep buradaydık zaten..’’

Ve alttaki yorum bölümündeyse arka arkaya tüm müridlerinin ‘ben de buradayım..valla..ben de, ben de..’’ türünden yaşadıklarına ilişkin sağlık haberleri…

Doğrusu bu fotoğrafı ve notu, yorumları okuyunca müthiş keyiflendim, sevinçten uçtum. Çok şükür sağ ve yaşıyorlar..

Yani, yanlış anlamayın, gerçekten insan merak ediyor;

başta okulumuz olmak üzere tüm akademik çevreden neredeyse ağzı ve beyni olan tüm hocalar atılırken;

yine başta okulumuz olmak üzere tüm Cebeci yerleşkesi gaza boğulurken, hocalar yerlerde sürüklenirken, bilimin simgesi cübbeler ayaklar altında ezilirken;

tüm muhalefet susturulup, muhalif olan herkes gözaltına alınırken,

basın ve hukuk alanı tümüyle safdışı bırakılırken,

okulumuzdaki İnsan Hakları Merkezi başta olmak üzere tüm okul kurumları ve topluluklarının çalışmaları yasaklanırken;

meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları üzerinde baskılar dayanılmaz boyutlara ulaşmışken;

dernek binasının önündeki İnsan Hakları Anıtı tel örgülerle çevrilmişken;

Yüksel’de insanlar ekmek kavgasının peşine düşüp işlerini isterken;

……… hiçbiri ortalıkta gözükmediği için ciddi ciddi sağlıklarından endişe duyup, elemlere gark oluyordum; öldüler mi kaldılar mı, sağ mı yaşıyorlar mı…diye. Neyse..fotoğraflarını gördüm de içim rahatladı.

Gerçi kendilerini; okuldaki tüm akademik kadroyu atarak Mülkiyenin kökünü kazımayı kendine şiar edinmiş Ankara Üniversitesi rektörünü 4 Aralık balolarına konuk ederken; ülkemiz ve demokratik parlamenter sistem için yaşamsal önemdeki referandumda ‘sonuç ne olursa olsun, ülkemiz için iyisi olsun’ türünden bildiriler yayınlarken; rektörlüğe liste vererek atılmalarda baş rolü oynayan SBF dekanının önünde iki büklüm saygı duruşu pozları verirken görmüştük ama yine de üzerinden zaman geçtiği için, insan merak ediyor doğal olarak…

Yalnız keşke nerede olduklarını da yazsalardı. ‘Buradayız’ diyorlar da orası neresi? Mülkiyeliler Birliği şu an fiili olarak kapalı olduğu için konum atsalardı iyiydi. İçimiz daha rahat olurdu.

Yalnız bir küçük eleştirim olacak. Alta yorumlar bölümüne yazacaklarına, bunu tüm grup geneline yayıp, örneğin ‘Ben burdayım, sen de burda mısın Erdal? ‘ ‘Hee..ben de buradayım Mehmet. Ya sen Suphi? ‘ türünden bir sağlık bildirimi silsilesi yaratsalardı daha şık olurdu. Türkçemize ‘bilgi bükücü’ sözünü kazandıran bir aklın bunu düşünememiş olması çok üzücü.

***

25 Mart Pazar günü yapılacak olan Mülkiyeliler Birliği genel merkez seçimi, şimdiye dek yapılanların en önemlisi. Bu seçimler yalnızca Mülkiyelileri değil, tüm Türkiye’de etkilerini duyurabilecek bir seçim. Bunu şövence bir Mülkiyelilik etiketiyle söylemiyorum. Gerek içinde bulunduğumuz ortam gerekse ilk kez farklı bir anlayışın yönetime seçenek oluşturması açısından şimdiye dek yapılanların en önemlisi olan seçim bu Pazar yapılacak.

Seçimin üç önemli nirengi noktası var. İlk ikisi bizimle yani Mülkiye’yle ilgi, üçüncüsü ise genelde tüm sivil toplum örgütlerinin, daha da ötesi içinde yaşadığımız toplumun şekillenmesiyle ilgili.

Bizimle ilgili önemli noktanın ilki, bu seçim ‘Yetiştik Çünkü Biz’ grubunun devreye girmesiyle 12 Eylül döneminde yaşanan bir tavrın yeniden yaşanılabilir olmasıdır. 12 Eylül bilindiği gibi, o dönem çok sayıda hocanın, akademik personelin 1402’yle atılmasına neden olmuştu. Öyle ki ders verecek hoca kalmadığı için bir ara okulun kapanması bile gündeme geldi. İşte o dönemde atılanların içinde bulunan, son seçilmiş dekan Cevat hoca, Cevat Geray Mülkiye’nin başına getirildi. Ve Mülkiye son derece etkin bir muhalif çizgi izleyerek, 12 Eylül karşısında çok önemli kazanımlar elde etti. Örneğin BİLAR’ı kurarak, üniversitelerden atılan kadroların yeni bir alternatif akademik yapı oluşturmasının önünü açtı. Hatta bir süre sonra atılanların yeniden üniversitelere dönmesinde Mülkiyeliler Birliği’nin çok çok büyük katkısı oldu. Bu seçimin ilk önemi burada…12 Eylül’de Cevat hocanın başa geçirilmesiyle başlayan rüzgarı daha güçlü olarak yeniden sürdürebilir.

İkinci önemli nokta; ‘Yetiştik Çünkü Biz’ grubunun daha da büyük bir avantajı var; o dönem tüm atılanlar Cevat hocanın kişiliğinde temsil ediliyor, onun çalışmalarıyla umutlarını koruyorlardı. Bu kez karşımızda tek bir kişi değil, yönetim kadrosu olarak çoğunluğunu KHK ile atılanlardan oluşmuş bir ekip var. Bu kuşkusuz eli daha da güçlendirecek, akademik yapı Mülkiye çatısı altında varlığını sürdürecektir.

Üçüncü ve en önemli nokta ise; daha önce özellikle Füsun Çiçekoğlu ve Sevilay Çelenk’le başlayan etkin ‘sivil muhalefet’ şansını yakalamış olmasıdır.

Bu konuyu açmakta yarar var. Mülkiyeliler birliği ve ‘Mülkiyelilik’ olgusu (isterseniz buna ‘ruhu’ deyin farketmez) tüm sivil toplum kuruluşlarından, derneklerden, meslek odalarından çok farklı bir yapıya sahip. Bunu da şövence bir ‘Mülkiyelilik ruhu’yla söylemiyorum, somut gerçek bu. Bunun da nedeni,Mülkiyelilikle Siyasalllılık arasında birbirini bütünler gözükse de temelde karşıtını da barındıran bir ilişkinin olmasında yatıyor. Bunu ‘Mülkiyeliliğin’ handikapı saymak da olası, şans olarak görmek de..

Mülkiyeliler Birliği, her ne değin bir dernek  olarak sivil toplum yapısı içinde yer alması gereken bir oluşumsa da çıktığı okul açısından devlet mekanizmasını oluşturan, sürdüren hatta güçlendiren okuldur. Bugün devlet kadrolarının büyük bir bölümü; en küçüğünden bakanlık düzeyine dek (hatta daha önceki iktidarlara bakarak buna başbakanlığı da ekleyebiliriz) Siyasal çıkışlıdır. Daha da ötesi, devleti biçimlendiren idari mevzuat ve yasalar ve devletin temel yapısını oluşturan anayasa ve anayasal kurumlarda da Siyasal damgası vardır. Bugün birçok önemli kademelerdeki devlet adamı Siyasal çıkışlıdır. Hatta otoriter devletten yana yani faşizan eğilimleri olan birçok ‘lider’ de Siyasal çıkışlıdır.

Ama çok sayıda muhalif kitle önderi, devrimci öğrenci lideri ve aydınlar da Siyasal çıkışlıdır. İşte bu, bu oluşumun ‘Mülkiye’ ayağıdır. Okul; devlet mekanizmasını oluşturur ve güçlendirir..zaten varlık nedeni budur.. Mülkiye ise buna karşı duran, muhalif ve sivil siyasi yapılanmayı biçimlendiren en azından bu devletçi mekanizmaya ‘fren’, ‘denge’ görevi gören ayrı bir mekanizmadır. Ki, Mülkiye’nin geleneği de işte budur.

Okulun kuruluş amacında Abdülhamit’in geleneği yatar. Yani, güçlü bir devlet yaratmak için, ‘padişahım çok yaşa!’ diyen insanlar üretmek yatar. Mülkiye’nin geleneğinde ise; buna karşı çıkış, muhalif hareket tarzını oluşturmak, padişahın kendine bağlı memurlar yaratmak için ulufe olarak dağıttığı şekerleri yere atıp çiğnemek yatar. Mahir’ler de bu geleneğin uzantısı olarak ortaya çıkmıştır.

Ve Mekteb- i Mülkiye’nin ilk kurulduğu günden günümüze değin, padişahçı okul realitesiyle muhalif Mülkiye geleneği çatışır. Okulun akademik yapısı bu ülkenin anayasasını, yasalarını hazırlar; Mülkiye geleneğini sürdüren ayni hocalar kendi hazırladıkları bu yasalar, anayasalarla yargılanırlar, hapis yatarlar.

Yani Mülkiye, yani Mülkiyeliler Birliği, okuldan, okulunun kuruluş amacından bağımsız olarak sivil olmak zorunda, muhalif olmak zorunda. Okulun yetiştirdiği devlet kadrolarını insandan yana, toplumdan yana dönüştürmek, ona ileri bir ivme kazandırmak zorunda. Yoksa; faşizm dahil her türlü diktatöryal devlete giden yolun taşlarını döşemiş olur. İşte bunun için Mülkiyeliler Birliği önce kendi içinde demokratik muhalif kimliğini korumak, kendi içinde tek adam rejimine son vermek zorunda. Bunu beceremediğinde hiçbir iktidarı, hiçbir devlet mekanizmasını eleştirme hakkına sahip olamaz. Çünkü o devletin oluşmasını sağlayan mekanizma bizlerce sağlanmıştır.

İşte bunun için ‘Yetiştik Çünkü Biz’ diyorum. Neredeyse tümüyle devlet memurundan oluşan, konumu gereği devlete karşı bir seçenek oluşturamayacak, ona etkide bulunamayacak, göbekten ona bağlı kadrolarla Mülkiye geleneği yaşatılamaz. İşte bunun için ‘Yetiştik Çünkü Biz’ kadrolarının önü açık, bu konuda çok daha deneyimli ve kararlı.

İzmir buluşmasında, ‘Yetiştik Çünkü Biz’ yönetim kurulu adaylarından İlker Akcasoy, konuşmasının başında, pek dikkat çekmedi sanırım ama çok önemli bir söz söyledi, ki bu bence bu insanların, bu genç arkadaşların en temel, en önemli çıkış noktası.. ve başarılı bir muhalif Mülkiye geleneği de işte bu sözde yatıyor:

‘Biz Mülkiyeliler Birliğinin ataerkil yapısını ortadan kaldıracağız. ‘

Bu söz, tüm Türkiye’deki anti-demokratik uygulama ve oluşumların da özetini, özünü veriyor. Çünkü bu ülke yıllardır istediği kadar düşünsel ve toplumsal boyutta ilerlese de, istediği kadar batıya açılsa da; hiçbir zaman feodal unsurlarından arınamamıştır. En feodal yapıysa, tüm anti demokratik ve katı devletçi anlayışları oluşturan ve biçimlendiren ataerkil yapıdır. Son yıllarında yani şu anki yönetiminde Mülkiyeliler Birliği de bundan nasibini fazlasıyla almakta. İşte bunun için muhalif olamıyor, işte bunun için ‘tek adam’ın dışında, farklı renklerin sesi soluğu çıkmıyor, işte bunun için tüm işlevi düzeni ve insana yer vermeyen bir devletçiliği korumakla sınırlı kalıyor…

       Az önce Mülkiyelilerde ilk sivil etkin muhalefeti Füsun Çiçekoğlu ve Sevilay Çelenk başlattı derken işte kastettiğim buydu. Çünkü ancak ataerkillikten arınmış bir oluşum gerçek sivil muhalefeti yapabilir. Siz, istediğiniz kadar ilerici öğelere yaslanın, kendi içinizde feodalizmden, ataerkillikten sıyrılamadığınız sürece yani ‘öteki’ leştirmeden kurtulamadığınız sürece, tüm Türkiye’yi kucaklayabilecek bir sivil toplum örgütü olamazsınız. Dahası, şu an örneği önümüzde durduğu gibi; kendi topluluğunuzun haklarını da koruyamaz, onlara da sahip çıkamazsınız. Sonra; okuldaki İnsan Hakları Merkezi kapatılınca, ona sahip çıkacak donanımdan da, cesaretten de  yoksun kalırsınız, sizin beceremediğinizi bir başkası becerir, yani sırtınızı döndüğünüz İnsan Hakları Merkezi’ne ODTÜ’lüler sahip çıkar ve bu da sizin alnınızda yıllarca hiç silinmeyecek bir kara leke olarak kalır.

İşte bunun için 25 Mart’taki seçim çok çok önemli. O gün tümümüz Ankara’da, okuldayız. Seçimimizi yapmak için, seçimimizi, okulun padişahçı geleneğine değil, Mülkiye geleneğine yapmak için.

      İşte bunun için 25 Mart’ta Ankara’da, okulda, Mülkiyeliler birliği seçimindeyiz.

Dağıtılan bütün ulufeleri ‘büküp’ yere atıp çiğnemek için..YETİŞTİK ÇÜNKÜ BİZ.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=43204

Editör - 23 Mar 2018. Kategori Mülkiye'den Damlalar, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes