TWEET, NUTUK ve KAFKA GÜNLERİ.. – Taner TİMUR

Trump’ın ‘tweet’leri, Erdoğan’ın konuşmaları… Biri tweet atıyor, öbürü konuşuyor. Hem de her gün birkaç kez. “Bunda ve var?” diyeceksiniz; ikisi de devlet başkanı, elbette düşüncelerini açıklayacaklar! Şu var ki Trump’ın ‘tweet’lerinin de Erdoğan’ın ‘nutuk’larının da kendine özgü yanları bulunuyor.
Neler mi?
N.Y. Times’den bir yazar işte bunları incelemiş; zaten benzetmeyi yapan da o! Yazısında (anlaşılan Trump’ı malum sayarak) sadece Erdoğan’ı anlatıyor; okuyucularına onun konuşmalarını yorumluyor. Üstelik Türkiye Cumhurbaşkanı’nın kitleleri neden “büyülediğinin” sırrını da yakalamışa benziyor: “Vaaz ve yüksek sesle hakaret!” (Sermon and shouting insults). Yazının başlığı böyle! (N.Y. Times; 2 Nisan 2018). Bu konuda “Ey!” ünlemi ile başlayan cümlelerden bir sürü örnek veriyor ve ona göre Erdoğan “halk dilini de şiir okurmuş gibi rahatlıkla kullanıyor”. Halkı sürüklemesinin sırrı da buradaymış.. Yığınlar o konuşurken sanki kendileri konuşuyormuş gibi bir duyguya kapılıyorlarmış…
***
Yazarın adı Carlotta Gall; Büyük Britanya’lı, çeşitli ödüller almış bir gazeteci. 1990’larda okuyucularına Çeçen direnişini, daha sonra da Yugoslavya’da yaşanan faciayı aktarmış; 2001 ile 2013 arasında ise Afganistan muhabiri olarak bu ülkede ve Pakistan’da yaşananların izini sürmüş. Pakistan gizli servisinin nasıl yıllarca Bin Ladin’i sakladığı da Gall’in ilginç gözlemleri arasında. İki de kitabı var. Birincisi “Çeçenya: Kafkaslarda Felaket”, ikincisi ise “Yanlış düşman: Afganistan’da Amerika”. Ayrıca C. Gall, 2007’de belgesel Oscar’ını kazanan filme de (Taxi to the Dark Side) Amerikalıların bir hava üssünde gözaltına aldığı iki Pakistanlının nasıl işkenceyle öldürüldüğünü anlatarak katkıda bulunmuş.. Kısaca her türlü kuşkunun üstünde..
***
Yine de..
Yine de Bayan Carlotta’ya itirazım var. Kendileri bana Erdoğan’ın siyasi söyleminin önemli bir bölümünü gözden kaçırmış gibi göründüler. Aslında Tayyip Bey sadece başkalarına haddini bildirmiyor; kendi ülkesi hakkında da ağır eleştiriler yapıyor; savunma diliyle de olsa ağır şeyler söylüyor. Örneğin “Türkiye bir kabile devleti değildir” diyor; “Biz bir çadır devleti değiliz!” ; “Kimse bizi şamar oğlanı yapamaz!” diyor!
Peki, kimlere bu yanıtlar? Kim yapıyor bu ithamları?
Kimse! Öyle ya, bu ülkeye ne yerli muhalefetten ne de yabancı ülkelerden böyle sıfatlar yakıştırıldı. Duyan, bilen var mı? Anladığım kadarıyla Türkiye Cumhurbaşkanı bir durum muhasebesi yapıyor; içinden “Acaba biz bir kabile devleti miyiz?” diye soruyor; sonra da hemen yanıtı yapıştırıyor: “Asla! Biz bir kabile devleti değiliz!”.. İdem: “Türkiye asla bir çadır devleti değildir; bir şamar oğlanı olamaz!”.
Dahası var: Erdoğan Türkiye’de siyasetin de iyice çürüdüğü kanısında. Bakınız geçenlerde AKP Ordu il kongresinde konuşurken ne söylüyordu: “Siyaset bu ülkede hiçbir zaman bu denli ayağa düşürülmemiştir!”. Sonra da siyaset felsefesini şöyle açıklıyordu: “Ahlakı olmayan siyasetin, ülkeye de faydası olmaz. İlkesi olmayan, ideali olmayan, hedefi, planı, projesi olmayan siyasetçinin millete de faydası dokunmaz”.
Anlaşıldı değil mi? Feci bir durumdayız.
İyi de, ülkeyi bu duruma kimler getirdi? Bu konuda Erdoğan ve AKP kurmayında kuşku yok: Kılıçdaroğlu ve CHP. Sanık sandalyesinde onlar oturuyorlar. Peki, nasıl oldu da, neler yaptılar da bu hale geldik? Yanıt: “Kendi hırslarını, kendi kifayetsizliklerini perdelemek için Türk demokrasisinin altını oymaya çalışıyorlar”. Hatta kullanılan ifadelere bakılırsa “oydular” da denilebilir!
***
Yine de şu var. Bir muhalefet –üstelik OHAL yönetiminde- bütün bu melanetleri başaramayacağına göre, önümüzdeki günlerde yeni bir “kandırma-kandırılma” senaryosuyla karşı karşıya kalabiliriz? Yoksa, sandığımızın aksine, bu son yıllarda CHP muhalefette değil de, iktidarda mıydı?
Peki, hangi yollarla, nasıl?
Artık bunun öyküsünü yazmak da çağdaş Kafka’lara düşecek.. Gerçek şu ki modernizmi aştık, “post-modern çağ” dedik; gerçekleri aştık, “post-truth çağı” dedik, fakat Kafka’yı bir türlü aşamıyoruz. Hala “Kafka günleri”nde yaşıyoruz.. Hani şu hangi nedenle tutuklandığını, neyle suçlandığını bir türlü öğrenemeyen Joseph K. gibi..

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=43252

Editör - 7 Nis 2018. Kategori Mülkiyeli Köşe Yazarları, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes