Siyaset tamam, sıra ekonomide… – Taner TİMUR

Müjdeyi iktidara yakın bir gazeteci iki gün önce verdi; bugün de “2 gündür her yerde bu mevzu konuşuluyor”diye yazıyor. (N. Alçı, Habertürk, 2 Temmuz). Müjde iş çevrelerine; konuşanlar da daha çok onların sözcüleri.. “Keşke!” diyorlar, “pek olası değil, ama keşke gelse!”.. Bunun konuşulması bile güzelmiş!
Beklenen Daron Acemoğlu, Amerika’nın en ünlü iktisatçılarından.. Türkiye’de doğmuş; Aramyan Uncuyan ilkokulunda ve Galatasaray lisesinde okumuş; sonra da ABD’ye göçerek orada parlak bir kariyer yapmış.. Bu arada ne Türkiye’yi, ne de Ermeni kökenini unutmuş ve Türkiye ile sıcak ilişkilerini sürdürmüş.. Eşi de Türk; Özal’ın bakanlarından birinin kızı.. O da parlak bir kariyer yapmış; Daron gibi MİT’de profesör.. Elektrik mühendisliği ve bilgisayar alanında..
***
Acemoğlu, dünya görüşü itibariyle Batı’da “sosyal liberalizm”, bizde ise “liberal sol” denilen siyaset felsefesine bağlı. Bir siyaset bilimciyle birlikte yazdığı ünlü eserinde (Why Nations Fail? 2012), uluslar arasındaki kalkınma farklarını daha çok siyasal ve iktisadi kurumlar arasındaki farklarla açıklıyor. Merkezci ve kurallara bağlı bir pazar ekonomisinden yana. Liberal ama “devleti de unutmayalım” diyor. Belli ki liberal entegristler bu yüzden kendisinden pek hoşlanmıyor. Bill Gates eseri “düşkırıcı” bulmuş; tezleri için “muğlak ve basite indirgeme!” diyor. Ama o aldırmıyor; kavgasına devam ediyor.. Eseri bir çok dile –bu arada “Ulusların Düşüşü” başlığıyla Türkçe’ye- de çevrildi. Kısaca alkışlayanları, eleştirenlerden çok fazla..
***
Doğrusu Daron Türkiye’de de çok alkışlandı. Dahası, ödüllere boğuldu. Rahmi Koç ödül verdi; Cumhurbaşkanı Gül ödül verdi; Davutoğlu da, fırsat bu fırsat, ona OECD’de büyükelçilik teklif etti.. O ise ödüllere “Thank you!”, göreve ise “No, thank you!” diyordu. Şimdi ona yeni bir öneri yapılırsa bu kez “Yes, thank you!” diyebilir mi? Hiç sanmıyorum. Her şeyini borçlu olduğu ülkesinde esen rüzgarlara bakılırsa, bunun da “Daron’un düşüşü” olacağını herkesten iyi bilecek durumda.
***
Yine de Acemoğlu’na böyle bir teklif yapılabilir mi?
Olur mu, olur! Beştepe’nin değilse bile egemen sınıfların (yani gerçek muktedirlerin) şu sıralarda böyle bir can simidine çok ihtiyacı varmış gibi görünüyor. Zaten haberi ilk veren N. Alçı da AKP’de “çok önemli bir kaynağa” dayandığını söylüyor. Kaldı ki iki gün sonra da benzer şeyler yazdığına göre, tepelerden gelen bir ikazla karşılaşmadığı, kimsenin ona “nereden çıkardın bunu?” demediği anlaşılıyor. O halde, olur mu olur! Kesinlikle kabul etmeyeceği bilinse bile, Acemoğlu’na böyle bir teklif yapılabilir. Ciddi bir krizin tüm belirtileri ortada iken ve de ABD’den çok önemli kararlar beklenirken, bu, en azından bir iyi niyet gösterisi olmaz mı? Hazır “mağdurlar” Reis’i alkışlamaktan yorulmuş, istirahata çekilmişken..
***
Aslında Acemoğlu’nun Beştepe’de hiç de iyi bir nota sahip olmadığını kolayca tahmin edebiliriz. Gerçi ünlü iktisatçı bir “sosyal liberal” olarak uzun yıllar AKP’yi desteklemiş, onu öven konuşmalar yapmıştı. Ne var ki Gezi olayından sonra ipler koptu, muhabbet sona erdi. New York Times’e yazdığı bir yazıda Erdoğan’ın protestoları “kabaca” bastırma yöntemlerini eleştiriyor, artık “Türkiye’nin Ortadoğu’da bir rol modeli olarak savunulamıyacağını” yazıyordu (5 Haziran 2013). Bir yıl kadar sonra ünlü Foreign Affairs dergisine yazdığı makale daha da ağırdı. Yine de “The Failed Autocrat” (Mayıs, 2014) başlıklı yazı umutla devam ediyor ve yazar “Erdoğan’ın acımasızlığına rağmen Türkiye’de demokrasi hala yolunda” diyordu. Gezi olaylarının bir “terör” olarak algılandığı çevrelerde bu yorumların nasıl karşılandığını kolayca tahmin edebiliriz. Onun gibi düşünenler Türkiye’de çoktan susturuldu; hatta bir kısmı da hapiste! Kaldı ki kendisini “ekonomist” olarak ilan eden bir devlet başkanı nasıl olup da, N. Alçı’nın yazdığı gibi, ekonomiyi “tam yetki” ile Acemoğlu’na teslim edebilecek? Sanki iktisatçı değil de kayyum çağrılıyor! İddiaya göre “Türk ekonomisinin yapısal sorunlarını kökünden çözecek vizyonuyla tarihi bir görev” ifa edecekmiş??
***
Yine de Erdoğan büyük taktik dönüşümlerin ustasıdır ve artık Türkiye’de her şeye alıştık. Son başkanlık seçimini de, Tayyip Bey, kendisine Acemoğlu’ndan çok daha ağır şeyler söylemiş olan Bahçeli’nin desteğiyle kazanmadı mı? Kısaca Acemoğlu’na böyle bir öneride bulunulabilir. Kaldı ki ona olmazsa başka bir uluslararası şöhrete çağrı yapılabilir; çünkü Türkiye’de egemen çevreler şu günlerde böyle bir “marka”ya şiddetle ihtiyaç duyuyorlar. Tıpkı 2001 yılında aynı arayış içinde oldukları gibi.. Kısaca sorun Daron Acemoğlu sorunu değil, uluslararası sermayeye güven sorunu.. Yoksa Acemoğlu’nun bu alanda Türkiye’ye önereceği “önlemleri” bu ülkede de bir çok iktisatçı biliyor ve yazıyor..
***
Abdülhamid dönemi tarihçilerinden Cevdet Paşa Tezakir’inde Osmanlı ricalinin “ıslahat” önlemlerini dışarıya başka, içeriye başka bir dille anlattıklarını yazıyordu. Ne de olsa şimdi de Yeni-Osmanlı döneminde yaşıyoruz ve “rical”imizin aynı yöntemlere ihtiyacı var. Ve bu arada da, içerde “emperyalizm” lanetlenirken, dışarda emperyal metropollere güven verecek isimlere..
Aslında Acemoğlu buna pek uygun bir isim değil; üstelik ona öneride bulunulması da, onun kabul etmesi de çok uzak ihtimaller.. Ne gam! Arayışa devam! Önümüzdeki günlerde çok farklı isimlerle de karşılaşabiliriz.. Dedik ya ihtiyaç giderek artıyor..

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=43659

Editör - 2 Tem 2018. Kategori Mülkiyeli Köşe Yazarları, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes