Bir ödül öyküsü – Şirin ÖZTÜRK | Ceride-i Mülkiye

Bir ödül öyküsü – Şirin ÖZTÜRK

Madalyalar, nişanlar ve ödüller, büyük devletlerin kadim geleneklerindendir. Osmanlı devletinin nişan ve madalyalar konusunda, bu işin üzerinde titreyen Fransız ve İngilizlerden bile daha cömert olduğu bilinir.

Her birinin bir öyküsü bir hikayesi olan ödül ya da nişanlar içinde en ilginç öyküye sahip olanlardan biri sanırım bir zamanlar “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü” adıyla bilinen ödüldür.

Oniki Eylül’ün eli kanlı diktatörünün başkanlığında bir araya gelip düşünmüşler, taşınmışlar, “herkesin bir barış ödülü var bizim neden olmasın” deyip, “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü” diye bir şey keşfetmişler. Adında Atatürk olan her şey eleştiriden muaf ya, bunu da eleştirecek kimse çıkmaz nasılsa deyip işe koyulmuşlar.

Gel gelelim, bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü diye kuşkulananlar da olmuş ve bu kuşkuculara rağmen haldır haldır barış, dostluk, anlayış ve iyi niyetin gelişimine katkıda sağlayan kişilere verilecek bu ödülü kabul edecek birilerini aramaya koyulmuşlar.

İlkini bir savaş kurumunun başındakine vermişler iyi mi! Ayrıca bir de prens bulmuşlar bu ödülü kabul edecek…

Gel gör ki barışsever, dostluk yanlısı anlayış ve iyiniyet sahibi adam bulmak pek de öyle kolay iş değil. Neyse ki aklı başında birileri hatırlatmış bu ödülün bürokrasisine; “Yahu, ne biçim adamlarsınız. Burnunuzun dibindeki barışa, dostluğa en büyük katkıyı yapan büyük devlet adamını nasıl görmezsiniz” demiş ve ödülü Kenan Evren’e vermişler.

Bu defa da, ödülün mucidine verilmesinin ziyadesiyle komik hal almaya başladığı fark edilince, ödülü boynuna takacaklardı birini bulma arayışları hızlanıyor. Bu arayışın hızla zamanlarda Avrupa, Kürtler yaşadıkları yerlerde insanlık dışı muameleye maruz bırakılıyor, verdiğimiz silahlar sivil Kürt halkına karşı kullanıyor diye Türkiye’ye silah ambargosu kararları alıyor. Ama Türkiye “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü” verecek birilerini bulma çabasından vazgeçecek değil elbette.

Şimdi sıkı durun; Devletin yetkililerinden birilerinin aklına, 12 Eylül Faşizmi generallerinin icadı olan bu  “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü”nü Nelson Mandela’ya vermek geliyor. Verenin bir yüzü, almayan zenci olsun deyip, faşist generallerin icadı olan barış ödülünü sana veriyoruz diye Mandela’ya haber salınıyor hemen. Ömrünü özgürlük mücadelesine adamış bu adam ödül meselesini duyunca “o da nerden çıktı, dalga mı geçiyor bunlar” diyor sadece…

Nelson Mandela’nın ödülü kabul etmemesi, başka kimsenin de bu işe yanaşmaması bizimkileri, dünyada barış ve dostluk yanlısı adam kalmadığı konusunda kesin olarak ikna ediyor. Hakikaten de epey bir yıl bu barış ödülüne layık birini bulamıyorlar.

Sonra akıllarına yardım kuruluşları geliyor her nasılda. Kızılay’ı çağırıp, “bunu almak zorundasın arkadaş” demek kolay da UNICEF nasıl kafalandı bilmiyorum.

İlgili bürokratlar, ellerinde ödül, boynuna asıp kurtulacakları birilerini umutsuzca ararken iyi haber Amerikadan geliyor. Mucitleri dışında bu ödülü gerçekten de hakkeden biri, bir prof’un Amerika’da yaşadığı ortaya çıkıyor. Fonlu prof’un özelliği ne mi? “Ermenilerin başına gelen savaş ortamının bir türevidir” teziyle gönlümüzü çelmiş ve en az Kenan Evren kadar ödülü hakketmiş biri.

Hakkını yememek lazım, iki de cumhurbaşkanı var ödülü kabul eden. Kimler mi? Muhtemelen “ölümü öp almazsan eğer, vallahi de gönül koyarız ha” ısrarlarına dayanamayan Rauf Denktaş ve Haydar Aliyev!

Derken ödül unutulup gitmiş, ya da bunca komiklikten sonra unutturulmak istenmiş. Ta ki bir yaz günü, hükümet bu ödülü sessiz sedasız kaldırıp bu komediye son verene kadar.

Asıl komedi de burda başlamıştı zaten. Yeri geldiğinde 12 Eylül faşizminden şikayet eden sanatçı, yazar, çizer takımından kimileri, “Atatürk’e ait ne varsa bu hükümet ortadan kaldırmaya çalışıyor”, “Atatürk adına konulan ödüle bile tahammülleri yok” diye çığlık atmasalardı, o tarihe kadar böyle bir ödül olduğundan haberi bile olmayan benim gibi birinin, bu ödülün kaldırıldığından da haberi olmayacaktı. Zaten aydının görevi de bizi aydınlığıyla aydınlatmak, değil mi?

 

Noktahaberyorum’dan alınmıştır.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=43714

Editör - 15 Tem 2018. Kategori Mülkiye'den Damlalar, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes