Havva hanım… – Emin ERDEM | Ceride-i Mülkiye

Havva hanım… – Emin ERDEM

İş hayatında çok başarılı olmuş bir arkadaşım var.  (Ne olur ne olmaz, onun adını Adem, eşininkini Havva olarak değiştiriyorum.)
Adem Bey bir yılın sonunda ‘bu iş bana göre değil’ deyip  baba mesleği hakimliği bırakmış, önce ticaret, sonra imalata başlamış. Kendisi hep başkalarının yapmadığı, fiatını tayinde epeyce özgür olduğu ürünler yapar. Benzerleri çıkınca da, hazırlığına çok önce başladığı yeni bir şey sürer piyasaya.
Bir Jaguar’ı var, bir de Kawasaki’si. Tekne almaz, kiralar.
Şu fuar senin bu benim… Adem Beyin bir ayağı da dışarda tabii. (Demek önemli ki yazdım!)
Havva Hanım niye eşinin arkasına otursun ki? Onun kendi motorsikleti var. Manavgat’taki kazadan sonra kaskına kristal camdan vitrin yaptı. Kadehini ona doğru kaldırdığında göz de kırpıyor.
Babası, kendinden sonra işi sürdürsün diye Havva Hanıma iktisat okutmuş. Babasından daha zengin bir kocası olacağını bilse yine de bir sürü Ceteris Paribus ile uğraşır mıydı? Bilirsiniz bu tür konular, hanımlar kendiliğinden söylerse öğrenilir. Ben de soramıyorum tabii.
Para bol ama Havva Hanım muktesit. Bakıyor ki telefon faturaları son aylarda bir tuhaf kabarık geliyor, ayrıntılı fatura istiyor. Orda, -kırmızı telefon misali-Amerika’daki tek bir numarayla konuşulduğunu görüyor. Lazım olur diye o numarayı serçe parmağı kadar bir kâğıda yazıyor. ‘Herhalde yakın bir akrabadır, gerek ki ben de tanışayım, yakışır ki ben de hatır sorayım’ deyip arıyor. Her aradığında, karşı tarafta heyecanla bu telefonu beklediğini belli eden birinin kalp atışlarını duyuyor. Bu atışların ‘güm, güm, güm’ değil ‘pıt, pıt, pıt’ olmasından da, bunun bir Margaret olduğunu anlıyor.
*
…….
*
Bana -sonradan anlattığına göre-, Adem Bey cep telefonuyla eşini aramış:
-Canımcığım arabayı garaja çekiyorum, sen televizyonu aç da maçı ilk dakikasından itibaren seyredeyim. Öptüm.
Ama Adem Beyi her zaman açık kapıda karşılayan Havva Hanım ortalarda yok. Zili uzun uzun çaldırdıktan sonra -o da lütfen- kapıyı açıyor.
-Canımcığım televizyonu açtın mı? Maçı iz….
-Açmadıysak da açarız be canımcığım, sen bir gel hele….
Elinden bile değil, ensesinden tuttuğu gibi telefonun başına.
Vagon dolusu parayı kazanırken hepimizden daha akıllı olan Adem’in (bey demekten vazgeçtim, gördüğünüz gibi o da bizden biri),  günde en az üç defa aradığı Margarit’in serçe parmağı kadar kağıda yazılmış telefon numarasını görünce  başına ne geleceğini tahmin etmemesi mümkün mü?
.
Başka bir şey değil, sadece
- MAFİŞ’ diyor, başka da bir şey demiyor.
(Bu gizemli sözcükle, ‘Margarit Adios Finitos o İŞ’ demiş oluyor.)
İnanın hepsi bu kadar. Ne bağırtı, ne gürültü. Ne üst, ne alt kattakilerin, ne çocukların haberi oluyor, ne de büyüklerin. Hiçbir avukat ve hakimin, -tabii mübaşirin de- haberi olmuyor. Hatta Kapalıçarşıdaki kuyumcunun da. (Avadis bu sonuncusunu da Margarit’e alınanlardan biri sanmıştır.)
Şimdi her yerde en az bir tanesi bulunan istemezlerimin Ceride i Mülkiyede olanı
-Breh breh breh, hiç kimsenin haberi olmuyor da senin nerden oluyormuş bakalım?’
diyeceğini biliyorum. O fesatsever lütfen aşağıdaki iki sözcüğe dikkatli baksın:
Emin ERDEM
————————————————————————————–
————————————————————————————–
Erkekler heykelini bile dikmek isterler de, test sorum hanımlara: Siz, ”Havva da Havva’ymış ha” diye takdir ettiniz mi, etmediniz mi? İşte bütün mesele.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=4475

Editör - 27 May 2011. Kategori Bizim Meydan, Hoşluklar, Kültür-Sanat, Yazarlar. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes