Kumbaracı yokuşu ve çevresi…

Gezimize geçen hafta bıraktığımız yerden, yani İsveç Başkonsolosluğu’ndan devam ediyoruz. Konsolosluk binasının biraz ilerisinde adını Humbaracı Ahmet Paşa’dan alan Kumbaracı Yokuşu vardır. İslamiyeti kabul etmeden önceki ismi Comte de Bonneval olan Paşa, Fransız asilzadesi bir askermiş. Hemen hemen Avrupa’daki bütün imparatorlarla çalışmış ancak hepsiyle bozuşup, gelip Osmanlı Sultanı’na sığınmış. Topçu ocağının humbaracı bölümünü geliştiren Kont Hazretleri, namı diğer Ahmet Paşa, adının başına “Humbaracı” lakabının da eklenmesiyle kırk yıllık Comte de Bonneval olmuş bize Humbaracı Ahmet Paşa.  1747 yılında ölen Paşa’nın yokuşta şimdi izi dahi bulunmayan bir evinin olduğundan söz edilir; ancak nerede olduğu belli değildir. Ama mezarı Galata Mevlevihanesi’ndedir.    

Yakınlardaki Fossati Kardeşlerin eseri olan Rus Başkonsolosluk binasına kısa bir bakış attıktan sonra, yokuşun altlarında Londra Adliyesi’nin de  mimarı olan C.E. Street’in inşa ettiği Kırım Kilisesi’ni görürüz. Osmanlı’nın Fransa ve İngiltere’yle birlikte katıldığı Kırım Savaşı’nın anısına yapılmış bir Protestan kilisesidir bu. Kilisenin içinde dört tane bayrak vardır: İkisi Kırım, biri Çanakkale Savaşından, diğeri de İngilizlerin İstanbul’u terk ederken General Harrigton’un Türk yetkililerle anlaşarak Kilise’de bıraktığı birliğinin bayrağı.

Tekrar Caddeye çıktığımızda, Rus Başkonsolosluğu’nu geçince aşağıya inen merdivenlerin bitiminde Santa Maria Draperis Katolik Kilisesi’ni görürüz. Fransiskenlerin büyük Beyoğlu yangınından sonra yaptırdıkları kilisedir bu.  Mimar Semprini’nin inşa ettiği yapının girişinde, dönemin padişahı ve belediye başkanına teşekkür edilen bir plaket bulunur.   Kilisenin içinde ise, mucizeler yarattığına inanılan Meryem ikonu vardır.

Buradan, gene Fossetti kardeşlerin bir diğer eseri olan Hollanda Başkonsolosluğu binasına geliriz. Yapının arkasında, Postacılar sokağından inerken hemen solda, Dutch Chapel’ görürüz. Pazar günleri, Hollandalılardan, Güney Korelilere kadar çeşitli grupların ibadete geldiği bir kilisedir Dutch Chapel. 18. Yüzyıldan kalma küçük şapelinin altında o zamanlar hapishane olarak kullanılan bodrum katı, şimdilerde Pazar Okulu olarak düzenlenmiştir.

Dutch Chapel’in aşağısındaki dar yolan geçerek Fransız St. Louis Şapeline ulaşırız. Fransız Elçilik binasının bir parçası olan bu bina, Kapusenler tarafından kurulan İstanbul’daki en eski Katolik Kilisesi’dir.

St. Louis’den dosdoğru yürüdüğümüzde solda Galvani ailesinin apartmanlarından birini, köşeyi döndüğümüzde de İspanya’nın eski Elçilik binasını görürüz. Artık kullanılmayan bu binanın da bir şapeli vardır: Sancta Terra. İspanyol Fransiskenlerine ait olan bu şapel, günümüzde bazı özel günlerde kullanılmaktadır ancak.

Bu haftaki İstanbul gezimizi de burada sonlandırıp, gelecek haftaki gezimize, İtalyan Meydan’ından devam edeceğiz…

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=5805

Editör - 20 Haz 2011. Kategori Kent, Yaşadığımız Kent. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes