Kazgan 1961 | Ceride-i Mülkiye

Kazgan 1961

Son sınıf öğrencilerimizin tertipledikleri mezuniyet şenlikleri bu yıl geçen senelerdekine kıyasla çok daha neş’eli, çok daha başarılı geçti. İki yıldır biriken güçle tertiplenmiş olması belki de bu törenlerin başarısında müessir olmuştur. Geçen bu yıllarda yurdumuz ve milletimiz çok karanlık günler yaşamakta idi. İçinde bulunan fevkalade ve o nisbette korkulu günlerde öğrencilerimiz geleneksel şenliklerini tertipleyememişlerdi. Şenlik yapmak şöyle dursun, Fakültenin bir öğretim müessesesi olarak yaşamakta devam edip etmeyeceği belli değildi. Ankara’da kendi yurdunda yüz yılını tamamlamış bir öğretim müessesesi olarak faaliyetine devam edebilip edemeyeceği şüpheli görünüyordu. 27 Mayıs inkilabı bütün bu endişeleri silip götürdü. Onun için Fakültenin geçen yıl sekteye uğrayan şenliklerinin bu yıl görülmemiş bir coşkunlukla kutlanması manasına gelmektedir. Amma insan oğlu dertsiz de olmuyor. Bugün de içimizi burkan başka hadiseler var. 114 sayılı kanunla aramızdan ayrılan arkadaşlarımızın, hocalarımızın bıraktıkları boşluklar bizi bir topluluk olarak üzüyor. Öğretim üyelerimizin olduğu kadar öğrencilerimizin de kattığı bu üzüntünün kısa zamanda dindirilebileceğini hala ve her şeye rağmen umuyoruz.

Her yıl bugünlerde törenler “Kazgan”ın neşe alanına girmesiyle taçlandırılmış olur. Bu yıl ki Kazgan da geçen yıllar ki emsali gibi çevremizdeki hadiseleri mizahın menşurundan geçirerek incelemeye çalışacaktır. Ama Delikanlılık çağının icabından mıdır, denir, bazen bu ergiye aşırı zevkler ve düşünceler hakim olur. Hani meşhur hikayedir Aptülhamit’in vezirlerinden Deli Fuat Paşa’nın, her aklına geleni yapması meşhurmuş. Yine günlerden bir gün bir merasim yapılacak, Fuat Paşa da orada hazır bulunacakmış. Sabah erken kalkıp sırmalı merasim esvaplarını giymiş, bütün madalyalarını takmış, evin önünde bekleyen arabaya binmek üzere adımını atmış. Nedense birden vazgeçip merasime yaya gitmeye karar vermiş. Günlerden sıcak bir sonbahar. Paşa kapalı yakalı merasim elbisesinin ve miktarı hayli kabarık nişanlarının ağırlığı altında hem yorulmuş, hem terlemiş,. Gideceğe yere ulaştığında, daha önce gelmiş arkadaşları, paşanın yaya geldiğini ve yorulduğunu görünce takılmak istemişler:

“Maşallah delikanlılığı hala üzerinde” demişler. Paşa şöyle cevap vermiş:” Kanlılığı bilmem ama delilik muhakkak ki yerinde..”

Kıssadan Hisse: Ağırbaşlılık, ölçülü olma, başkasına karşı saygı değer bir insanı süsleyen manevi ziynetler ise bütün ziynet eşyaları gibi bunlar da gençlere en fazla yakışır. 1961 modeli gençlerin bu manevi ziynetleri ne kadar iyi taşıdıklarını, kendilerine ne şekilde yaraştırdıklarını görmek için “KAZGAN”a bakılmalıdır.

Sonsöz, sizler için ilk günlerden beri söylediğimiz değişmeyen ve ileride de değişmeyecek olan bir temenninin bir kere daha ifadesi olacaktır Hepinize sağlık ve başarı dileklerimiz.

Dekan Prof. Bedri GÜRSOY

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=68

Editör - 17 Şub 2011. Kategori Kazgan'dan, Mülkiyeden. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes