Damak kodları değişmeden çocuklarımızı geleneksel tatlarla tanıştıralım | Ceride-i Mülkiye

Damak kodları değişmeden çocuklarımızı geleneksel tatlarla tanıştıralım

PAZAR VATAN – Kadınların yarısı fasulye pişirmeyi bilmiyor, gençler barbunyayı tanımıyor

Beslenme alışkanlıklarımız dolayısıyla da tercih ettiğimiz gıdalar modern yaşamla birlikte değişiyor. Bu değişimin özellikle obezite oranlarını da artırdığı tartışmasız bir gerçek. Bakliyat devi Reis Gıda’nın sahibi Mehmet Reis dört yıldır obezite ile mücadele konusunda çalışıyor. Tek amacı ise gelecek nesillerin sağlıklı birer birey olarak yetişmesi. Geleneksel tatlarımız olan fasulye, nohut ve bulgurun yeniden sofralardaki yerini bulması…

Türkiye’nin marka bilinirliliği en yüksek olan bakliyat markası Reis’in kurucusu ve sahibi Mehmet Reis’in başarı öyküsü belki klişe olacak ama gerçekten de filmlere konu olacak türden. Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde 6 çocuklu bir balıkçının dört oğlundan biri olan Mehmet Reis, 7 yaşında bardak yıkayarak başladığı iş hayatında şimdi bakliyat alanında ithalat ve ihracaat yapan uluslararası bir şirketin patronu. Türkiye’de kuru bakliyatı paketleyen ilk isim. Kurufasulye, nohut satarak defalarca en çok vergi verenler listesine girmiş.
“Okulumun kapandığı gün babam beni çalışacağım yere götürür, okullar açılana kadar da çalışırdım. İlk çalıştığım tatil köyü ile bizim köy arasında bir saatlik yol vardı. Sabah 4’te yola çıkardık, ormanın içinden korkarak, elimizde küçücük bir çakı yürüyerek giderdik. Orada işe bardak yıkayarak başladım, sonra bulaşıkçılığa terfi ettim. Sinema önünde bilet, gazoz satmaktan, annemle çapa kazmaya gündeliğe gitmeye kadar her işi yaptım. Yaşlı insanların odunlarını kesmeye giderdim. Ben yamalı pantolon, tor lastik giydim. Resmi geçitlerde babamın ceketini giyerdim. Altı delik ayakkabılarla büyüdüm.
6 kardeşin içinde babam bir tek beni okutabildi, ‘Gerekirse ceketimi satar Mehmet’i okuturum’ derdi arkadaşlarına” diye özetliyor çocukluk yıllarını Mehmet Reis…
Liseyi İnebolu’da bitirdikten sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ni kazanan Reis, aynı dönemde babasını da kaybedince omuzlarındaki yük iyice ağırlaşmışmış. “19 yaşındaydım. Ailemin geliri yoktu. O zamanlar İstanbul’un gıda borsası olarak bilinen Unkapanı’nda pirinç ticareti yapan bir yerde muhasebeciliğe başladım. Fakülteye ancak pratik çalışmalara gidebiliyordum. Akşamları da bir taksi durağında sabaha kadar şoförlük yapıyordum. Yani bir koltuğa üç karpuz sığdırıyordum.” Bu yoğun tempoda genç Reis hukuk fakültesini 3. sınıfta bırakmış. Ama para kazanma zorunluluğuyla başlayan gıda işi Mehmet Reis için yeni ve hızlı bir yükselişin başlangıcı olmuş.

Kadınların yarısı fasulye pişirmeyi bilmiyor, gençler barbunyayı tanımıyor

* Reis Gıda nasıl kuruldu?

Benim tek sermayem Unkapanı’nda edildiğim bilgi, beceri, tecrübe ve güvendi. Cebimde 1 kuruş param yoktu. Arkadaşımdan aldığım ödünç bir telefon, taksitle aldığım bir masa ve bir çuval pirinç ile 11 Kasım 1981’de başladım. Şirketi kurma tarihim aynı zamanda eşimin doğum günü ve evlilik tarihimiz. 1993 yılında ise aile şirketi olarak Reis Tarımsal Ürünler A.Ş’yi kurduk. 93 yılının benim için bir önemi de ilk kez Reis ve Verim markasıyla kuru bakliyatı paketlemeye başlama tarihimiz olması. O zamana kadar çuvallarla pazarlara ve toplu tüketime ürün satılıyordu. 2000 yılında nehirlere dökülen sarımsakları kurtarmak için Taşköprü’de Sarmoni Sarımsak Fabrikası’nı hizmete açtık.

* Yoğun çalışma temponuza rağmen birçok sosyal sorumluluk projesinin de içindesiniz. Özellikle obeziteye karşı 2008’de başlattığınız kampanya büyük ilgi gördü. Bu projenin başlangıç noktası neydi?

Türkiye’de her 10 kadından 6’sı, erkeklerden ise 4’ü obez. Son 20 yılda çocuklarda obeziteye yakalanma oranı yüzde 5’lerden 15’lere yükseldi. 2009 yılında 13 ilde yaptırdığımız bir araştırma, ev kadınlarının neredeyse yarıya yakınının kuru fasulye, nohut pişirmeyi bilmediğini ortaya çıkardı. Kadınlar mercimekten çorba, bulgurdan pilav yapmak dışında başka çeşit bilmiyordu. Barbunyayı, fasulyeyi, favayı, humusu bilmeyen gençlerimizin sayısı çoktu. Bir eve giren aylık toplam bakliyat miktarının 4 kilolardan 3 kilolara kadar düştüğünü gördük. Pirinç tüketimi yıllık kişi başı 10 kg’dan 7 kg’a düştü. Bu veriler bizi korkuttu. Obezitenin en yaygın olduğu ülke olan Amerika et tüketiminden uzaklaşıp, bakliyata yönelirken bizde tam tersi bir durum var. Amerika’da, Kanada’da bulgur fabrikaları kuruluyor. Başta yeni nesiller olmak üzere herkesi sağlıklı yaşamla tanıştırmak istiyoruz. “Abur cubura karşı, doğru beslen, doğru yaşa” sloganıyla yola çıktık. Çocuklarımızın damak zevkleri, damak kodları değişmeden önlem almak için uğraşıyoruz. Evlerde tencereler yeniden kaynasın, geleneksel lezzetler unutulmasın istiyoruz. Fast food’un, geleneksel lezzetlerin, bakliyatın, yeşil sebze ve meyvenin sofralarda yerini bulması için çalışıyoruz. Bugüne kadar geleneksel yemeklerin ve bakliyatların pişirilmesini anlatan 300 bin kitap dağıttık. Birçok genç ve ev hanımının katıldığı konferanslarda konuşmalar yaptım.

* Peki olumlu sonuçlar aldınız mı?

Birçok anne baba, reklam filmini izleyen çocuklarının pilav, fasulye yemeğe başladığını anlattı. Bugün birçok çocuğumuz bakliyat ve taze meyve sebze yemeğe başladı. Anneler bu konuda daha duyarlı hale geldi. Projeye başladığımızda Başbakanımız Recep Tayyip Edoğan’a bir mektup yazdım. Dumansız hava sahasını emsal göstererek, bu konuda da devlet desteğini istedim. Eylül 2010’da sağlıklı yaşam ve obeziteyle ilgili bir genelge imzalandı. Artık okul kantinlerine düzenleme getirildi. Hükümetin bu konuda karar alması çok sevindirici.

* Bundan sonra da bu konuyla ilgili çalışmalarınız sürecek mi?

Yeni bir projemiz var. Bazı belediyelerle görüşme halindeyiz. Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan da destek bekliyoruz. Okullarda birer sağlıklı beslenme odası kurmak istiyoruz. Reis olarak bu konuda tüm desteği vermeye hazırız. Obeziteyle mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz. Bunu bir reklam kampanyası olarak hiçbir zaman düşünmedim. “Öyle bir şey olsaydı, fasulye yerseniz saçınız güzelleşir, pirinç yediğinizde tırnaklarınız parlar” derdim.

Obezitenin çağın vebası olduğuna dikkat çeken Mehmet Reis, 2008 yılında başlattığı kampanya kapsamında nakliye kamyonlarının üzerindeki afişlerde de fasd food beslenme sonucu olacakları göstermiş. Reis bu afişlerin bile ailelerin beslenme konusundaki görüşlerinin değişmesinde etkili olduğunu söylüyor.

Kaliteli ürünler hangi bölgelerde yetişiyor?

Mehmet Reis, paketledikleri ürünleri Türkiye’de yetiştikleri en iyi bölgelerden seçerek aldıklarını söylüyor. Bu sene sadece sıkıntı nedeniyle nohutu yurt dışından ihraç etmek zorunda kaldığını belirtiyor. Bakliyatta en kaliteli, kabuk atmayan ve böcek yapmayan ürün ve bölgeleri şöyle sıralıyor:
Kırmızı mercimek: Mardin Kızıltepe…
Nohut: Nevşehir, özellikle Ürgüp, Isparta… Gönen, Biga’da da yöre olarak en iyi beyaz nohut çıkar ama çok kısa zamanda tüketilmesi gerekir.
Pirinç: Trakya’nın Osmancık’ı, Gönen’in baldosu, Tosya’da Kızılırmak vadisinin olduğu bölgede de lezzetli pirinçler çıkar.
Barbunya: En kalitelisi Niğde barbunyasıdır. Bu saydıklarım dünya ülkeleri arasında da en iyisidir.
Yeşil mercimek: En kıymetlisi Erzurum’dur ama artık ekilmiyor. Yozgat Zile’de yetişen yeşil mercimek lezzetlidir.
Kuru fasulye: En iyisi Erzincan’da yetişir. Ama son yıllarda Erzincan’da ekimi azaldığı için yeterli değil. Özellikle Nevşehir, Niğde, en kalitelisi ise Derinkuyu ve Konya Havzası. Özellikle kar suyuyla beslenen, yamaçların altında yetişen fasulye daha kolay pişer. Et lezzeti vardır. Kar suyuyla yıkanmış, nemlenmiş ürünlerdir bunlar. Ülkemizde yetişen ürünlerin kalitesi ve lezzeti yurt dışından gelenlerle kıyas dahi kabul etmez.
Buğday: Konya Havzası, Harran Ovası, Ceylanpınar.
Aşurelik buğday: Cumhuriyet buğdayından yapılır. Bu buğday da
Ege bölgesinde yetişir.

Yeni mahsul ürün gaz yapmaz, kuru pirinç lapa olmaz

* Baklagillerle ilgili en büyük şikayet gaz yapması… Bunu önlemek mümkün mü?

Yeni ürün mahsul gaz yapmaz. Gaz ve şişkinliğin sebebi eski mahsul ürünlerdir. Bugün Çin’den kuru fasulye getiriyorlar. 3-4 senelik eski ürünler… Pişirmeye kalksanız 3 saatte pişmez. Evde pilav yaptığınızda lapa oldu, suçu kendinizde buluyorsunuz ama suç sizde değil, ürünün rutubetli olmasından kaynaklanıyor. Daha ucuz olduğu için Pakistan’dan, Vietnam’dan aldıkları pirinci yerli malın içine karıştırıyorlar. Eğer kuru fasulyeniz şişmiyorsa, kabarmıyorsa rutubetten dolayıdır. Baklagilin gaz yapmasını istemiyorsanız, akşamdan ıslatın. Pişmeme şikayeti karışık ürün olmasından dolayıdır. Markalı ürün satmak, dürüst satıcı olmak her geçen gün zorlaşıyor. Maliyeti düşürmek için fasulye diye Çin fasulyesi satılıyor, baldo diye Osmancık pirinci satılıyor.

Baklagilleri bez torbada saklayın, poşette böcek yapar

* Bakliyat alırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Bakliyatta öncelikle yöre çok önemlidir. Nevşehir’in nohutu böcek yapmaz ama Gönen’in, Biga’nın nohutunu 3 ayda tüketmeniz gerekiyor. İkincisi irilik, ufaklık, üçüncüsü de rutubet ve kuruluktur. Baklagilleri evinize ihtiyacınız kadar alın. Çünkü doğa öyle bir yaratmış ki yeni mahsul çıktığında eskisi özelliklerini kaybediyor. Mesala fasulyenin rengi matlaşıyor, kabuğu kalınlaşıyor. Ayrıca baklagiller evde bez torbalar içinde saklanmalı. Poşette saklarsanız böceklenir.

Pazar günleri bile işe giderim

n Bir gününüz nasıl geçiyor?
Ben işimin hamalıyım, işime aşığım. Rahmetli babam şunu söylerdi, “Oğlum işten artmaz, dişten artar.” Bu sözüyle tasarruflu olmamı tembihlerdi. İkincisi de “Teknen varsa kıçında, işin varsa başında olacaksın” derdi. İnanın Pazar günü bile işe geliyorum. Benim özel yaşamım, işimi sevmek ve işimin başında olmak. Şu sıralar ayağımda problem olduğu için yapamıyorum ama sabah güneş doğmadan kalkar, ormanda bir saat yürürüm.
Günün analizini orada yaparım. Günün bazı sorunlarını orada hallederim. Kızdığım sorunlar varsa orada hazmetmeye, onu orada yorumlamaya, süzmeye çalışırım. Mükellef olarak nitelendirilen pazar kahvaltılarını mutlaka ben hazırlarım. Diğer sabahlar çorba içerim. Tarhana, kızılcık ya da soğan çorbasını yoğurtla yerim. Tatil yapamıyorum. Şu an en çok keyif aldığım şey, 1.5 yaşındaki torunum Ela’yı sevmek. Türkiye’nin sorunlarıyla uğraşmak benim yorgunluğumu alıyor.

Mehmet Reis 35 yıllık tecrübe ile gelen ürünler daha analize gitmeden, rutubet, nem, kırık oranlarını kontrol ediyor ve laboratuvar kadar sonuçları doğru bildiğini söylüyor. “Pirinci
dişime vurduğumda sesimden rutubetinin ne kadar olduğunu anlarım” diyor. Hatta gıda mühendisleriyle bu konuda iddialaştığını ve analiz sonucunda hep mühendislerin kendine gelip “haklıymışsınız” dediğini anlatıyor.

Misafirlerinize et yerine baklagil ikram edin

Mehmet Reis, “En sevdiğiniz yemek hangisi” dediğimizde bizi şaşırtıyor. “Ben Karadenizli’yim o yüzden en çok balığı severim” diyor. Sorumuzu değiştirip “En sevdiğiniz baklagil hangisi” dediğimizde istediğimiz cevabı alıyoruz. Reis en çok eşinin yaptığı Bulgur pilavını sevdiğini söylüyor. Özellikle köy tipi kepekli bulgur olursa daha da iyi olurmuş. Kendisi pirinç pilavı konusunda iddialıymış. Eşinin spesiyali mercimek köftesiymiş. Eve gelen misafirlere mercimek köftesi ikram edilirmiş. Hatta bu köfteleri Mehmet Reis özel toplantılara bile götürdüğünü söylüyor. “Bugün bir yemeğe davetli olsanız size et ikram edilmesini beklersiniz ya da misafirinize et ikram edersiniz. Ben bana gelen misafirlere kurufasulye, bulgur pilavı, mercimek ikram ediyorum. Artık misafir geldiğinde lezzeti kalmayan et yemeklerini bırakalım. Hiç olmazsa misafirlerimize kuru fasulye, nohut ya da bulgur pilavı sunun. Zaten etteki protein kuru fasulye, nohutta da vardı. Çocukken annemle işe gittiğimizde, kesme makarnanın üzerine et yerine yeşil mercimek koyardı, öyle yerdik. Bizim kıymamız, etimiz yeşil mercimekti.”

Bin kişiye iş veriyor, 5 bin çiftçinin ürününü alıyor

Mehmet Reis iki kızı ile birlikte çalışıyor. Hukuk fakültesini bitirememenin zaman zaman ezikliğini hissettiğini söyleyen Reis, “Keşke bitirebilseydim. Hakim, savcı olmak isterdim. Ama şöyle teselli buluyorum. Şu anda bine yakın kişinin geçimini sağlıyorum. 5 bin çiftçinin ürününü değerlendiriyoruz” diyor. Babasız ve yoksulluk içinde büyümek, Mehmet Reis’in belki en takdir edilecek özelliklerinden birine sahip olmasını sağlamış. Bugüne kadar 600’den fazla öğrenciye burs vermiş. Gazilere, yetimlere ve engellilerin tedavi ve diğer ihtiyaçlarını karşılamış. Kapısına gelen hiç kimseyi boş çevirmeyen Reis, bunları kendini övmek için anlatmadığını, başkalarına da örnek olmasını istediğini söylüyor.

URL: http://cerideimulkiye.com/?p=8889

Editör - 29 Ağu 2011. Kategori Keyif, Yaşam. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir ve geri izlemede bulunabilirsiniz

Yorum yaz

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Tasarım Gabfire themes